Buraya Kadar... Daha İleri Geçilemez!

Plevne

Osman Pamukoğlu
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı:
144
Basım Tarihi:
Aralık 2025
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
ISBN:
9789751049476
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Osman Pamukoğlu kaleminden Plevne kitabının yorumu ile geldim Mart ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 144 sayfalık bir kitap🩶 "Buraya kadar... Daha ileri geçilemez!" •Sadece bir tarih kitabı değil, bir milletin imkansız denileni nasıl başardığının, bir komutanın dehasının ve Mehmetçiğin çelikten iradesinin hikayesi; Plevne. Çoğumuz 93 Harbi’ni okul kitaplarından biliriz ama Plevne’de tam 145 gün boyunca neler yaşandığını, bir avuç askerin devasa Rus ordularını nasıl kilitlediğini emekli tümgeneral, Osman Pamukoğlu’nun askeri bir gözle kaleminden okuyacağız. •Kitapta bir yer var, Gazi Osman Paşa askerine diyor ki; "Oğlum, bir asker ne zaman uyuyabilirse o zaman uyur! Çünkü bir daha nerede uyuma fırsatı bulabileceği belli değildir." Düşünsenize, 145 gün boyunca her an tetikte, uykunun bile hesabının yapıldığı bir ortam. •Kuşatma uzmanı meşhur Rus General Todleben bile pes edip itiraf etmiş: "Plevne, Türkler tarafından savunulduğunda hiçbir zaman hücumla ele geçirilemez." Yani adamlar diyor ki; "Biz bunları savaşarak yenemeyiz, ancak aç bırakarak durdurabiliriz." •Plevne’deki Doktor Binbaşı Charles S. Ryan'ın gözlemi ise tüyler ürpertici: "Türk askeri kadar ağır yaralara katlanabilen ve o yaralardan mucizevi şekilde iyileşen birini görmedim." Peki, bu kadar direnişe rağmen Plevne neden düştü? Gazi Osman Paşa stratejik olarak yenilmedi; açlığa, dondurucu soğuğa ve mühimmatsızlığa yenildi. ​•Paşa, teslim olup beklemek yerine onurlu bir sonu seçip Huruç Harekâtı'nı (yarma harekâtı) başlattı. En ön safta çarpışırken atı vuruldu ve sol bacağından ağır bir şarapnel parçasıyla yaralandı. ​Esir düştüğünde Rus Çarı II. Aleksandr bile onun önünde saygıyla eğildi. İşte gerçek askeri onur budur. •Mustafa Kemal Atatürk’ün bile kendime rehber seçtim dediği
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 20:44
Tarih kitapları okumayı seven ve özellikle Türk Tarihine meraklı birisi olarak bu kitaba gerçekten bayıldım. Birkaç sayfa okuduktan sonra tarihi bir savaşı bir tarihçiden ve gerçek bir komutandan okumanın farkını hiç şüphesiz fark edeceksiniz. Osman Pamukoğlu'nun Plevne'yi anlatırken savaş hatlarını çizmesi, Plevne çevresindeki stratejik yerlerin ve köylerin Plevne'ye olan uzaklığını belirtmesi gerçekten mükemmel olmuş. Kendimi Osman Paşayla beraber savaş planlarını tartışıyor gibi hissettim. Plevne savunmasına ve Osman Paşa'ya gelecek olursak 19 tabur ve 54 top mevcuduyla 192 kilometre katederek Plevne'ye gelmesi, yorgun olmalarına rağmen mükemmel bir şekilde savunması gerçekten takdire şayan. İlk 3 saldırıyı üstün başarıyla savunmasına rağmen 4. saldırıda çaresizce teslim olması ise yürek burkucu. Bundan sonra Osman Paşa denince aklıma sadece Plevne gelmeyecek çünkü o düşmanlarının bile büyük saygı duyduğu bir komutandı. Bulgar ve Ruslar'da sözüne güvenilecek insanlar değilerdir. Rusları zaten sevmezdim ama bu kitap sayesinde Bulgarlara karşı da bir nefret oluştu. Bulgarlar verdikleri söze rağmen köyde kalan bütün Türkleri hasta, yaralı,kadın, çocuk dinlemeden katletmesi, Rusların ise esir aldığı 43.000 Türk'ü sadece 15.000'ini Rusya'ya sağ salim götürmesi alçaklıklarının en büyük kanıtıdır. Abdülhamid'in daha sonrasında yaptığı yanlış atamalar ve saçma sapan imzaladığı sözleşmeler ise gerçekten çok can sıkıcı. Bir kez daha anladım ki İttihatçılar gerçekten Osmanlı'nın şerefini kurtarmıştır.
Alıntı
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 10. kitabı
. 93 Harbi'nin en önemli muharebelerinden biri olan Plevne başarısı, Osmanlı Ordusunun 145 gün boyunca, sayıca kendisinden kalabalık olan Rus ve Rumen ordularının gerçekleştirdiği üç büyük taarruz sonrasında kazanılan bir başarıdır. Kitap, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda gerçekleşen Plevne Müdafaasını ve özellikle Gazi Osman Paşa’nın direnişini anlatıyor. Plevne’de aylarca süren savunma, askeri strateji, fedakârlık ve imkânsızlıklar içinde verilen mücadele üzerinden ele alınıyor. Osman Pamukoğlu anlatımında stratejik detaylara önem verip, savaşın askeri boyutunu, güçlü bir biçimde işlemiş. Okurken yer yer milli duyguları da öne çıkaran bir ton hissediliyor. Anlatım sade ve akıcı. Tarih bilgisi yoğun ama roman tadında ilerlediği için sıkıcı olmuyor. Vatan savunması, askerlik psikolojisi, liderlik ve kararlılık, imkansızlıklar içinde bir direniş, işlenen temalardan birkaçı. “Plevne”, sadece bir savaş anlatısı değil; aynı zamanda bir irade ve onur hikayesi. Tarihi olaylara ilgi duyanlar için sürükleyici bir eser. Ancak akademik bir tarih kitabı beklentisiyle değil de, daha çok anlatı ağırlıklı bir eser olarak okunabilir. #Plevne ^ ^ ^ #inkılapkitabevi #osmanpamukoğlu #edebiyat #bloghemsire
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 12:53
"PLEVNE" "Rus orduları Başkomutanı General Grandük Nikola Romanya Prensi Karol'a şu telgrafı gönderdi: Yardımımıza geliniz. Nereden isterseniz, nasıl isterseniz, ne şekilde isterseniz Tuna'yı geçiniz; fakat bir an önce yardımımıza koşunuz. Türkler bizi mahvediyorlar; Hristiyanlık davası kayboluyor." Tarih kitapları okumayı seven ve özellikle Türk tarihine meraklı biri olarak, elime geçen her yeni kitap beni heyecanlandırır. Ama bazı kitaplar vardır, sadece bilgi vermez; bize o anı yaşatır, o savaşın içine çeker, komutanlarla birlikte strateji tartışıyormuş hissi uyandırır. Birkaç sayfa okuduktan sonra, tarihi bir savaşı bir tarihçiden okumakla gerçek bir komutandan okumak arasındaki farkı hemen anlıyoruz. Yazar, Plevne'yi anlatırken savaş hatlarını çiziyor, Plevne çevresindeki stratejik yerlerin ve köylerin Plevne'ye olan uzaklığını belirtiyor. Bu detaylar öyle bir gerçeklik katıyor ki anlatıya, kendimizi Osman Paşa'yla beraber savaş planlarını tartışıyor gibi hissediyoruz. Bir komutan gözüyle savaşı görmek, harita üzerinde hareketleri takip etmek, stratejik kararların ardındaki mantığı kavramak... Bu kitabı eşsiz kılan da bu. Osman Paşa, 19 tabur ve 54 top mevcuduyla 192 kilometre katederek geliyor Plevne'ye. Yorgunlar, bitkinler... Ama imkânsızı başarıyorlar. Öyle bir savunma hattı kuruyorlar ki, dünyanın hiçbir yerinde eşi benzeri yok. 19. yüzyılda Plevne'deki gibi bir savaş meydana gelmemiştir. İlk üç saldırıyı üstün bir başarıyla savuşturuyorlar. Rus ordusu her seferinde perişan olup geri çekiliyor. Ama dördüncü saldırı... İşte orada çaresizlik başlıyor. Aylar süren kuşatma, tükenen erzak, biten cephane, soğuk, açlık, hastalık... Ve sonunda teslimiyet. Osman Paşa'nın teslim olması yürek burkucu. Ama asıl mesele şu: O teslim olduğunda bile komutandı. Öyle bir
Edebiyat
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 20:58
•Tarihimizin bu büyük direniş hikayesini ne zaman okusam ya da dinlesem, şanlı geçmişimizle duyduğum gurur bir kat daha artar. Ancak yaşananları, verilen mücadeleleri ve şehitlerimizin o sarsılmaz duruşunu ilk defa bu denli derinden ve tüm detaylarıyla okuma imkanı buldum. Osman Paşa’nın hayranlık uyandıran sakinliği ile birleşen askeri zekasını satır aralarında takip etmek, benim için hem etkileyici hem de büyük bir onur oldu. •Tam 145 gün boyunca her türlü olumsuzluğa açlığa karşı direnen, ancak her şeye rağmen Ruslara geçit vermeyen bir iradeye tanıklık ettim o muhteşem yarma harekatı ve Osman Paşa’nın yaralanışı, vatan müdafaasının ne denli ağır bedellerle yapıldığını bir kez daha idrak etmemi sağladı. Savaşın sonunda Rus Çarı Alexander’ın, Osman Paşa’ya gösterdiği saygılı yaklaşım ve kılıcını iade etmesi düşmanının bile takdirini kazanan ne denli büyük ve kuvvetli bir komutan olduğunu bir kere daha hatırlattı. •Öte yandan savaşın ve merhametsizliğin en acı yüzüyle de bu sayfalarda karşılaştım. Esir alınan askerlerimizin Rusya yolunda maruz kaldığı kötü muamele, ayaklarında ayakkabı dahi olmadan aç ve yorgun şekilde ölüme yürümeleri kalbimde derin bir sızı bıraktı. Binlerce Türk askerinin şehadetiyle sonuçlanan bu süreç, milli bilincin ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi. Üzerine marşlar yazılan Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’yı ve onun dirayetli askerlerini bir de bu kitaptan okumanız gerek. Tarihe ve milli şuura dayanan bu kıymetli eseri, geçmişin izini sürmek isteyen her okurun kütüphanesine eklemesini dilerim. Başta Gazi Osman Paşa olmak üzere bütün askerlerimize saygı ve minnetle...
1000Kitap
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 12. kitabı
PLEVNE ʙᴜʀᴀʏᴀ ᴋᴀᴅᴀʀ… ᴅᴀʜᴀ ɪʟᴇʀɪ ɢᴇçɪʟᴇᴍᴇᴢ! Osman PAMUKOĞLU Plevne Savunması’nı anlatan kitabımızı okurken, anlatılanın sadece tarihî bir olayın yeniden aktarımı olmadığını hissettim. 145 gün boyunca, sayıca ve donanım bakımından çok daha üstün kuvvetlere karşı sürdürülen bir direnişten söz ediyoruz. Bu kadar uzun süre ayakta kalabilmek; sadece askeri planlama ile değil, inançla, sabırla ve güçlü bir liderlikle mümkün olabilir. Kitabımız tam da bu noktaya odaklanıyor ve Plevne’yi bir savaş olmaktan çıkarıp bir karakter meselesi hâline getiriyor. Gazi Osman Paşa’nın liderliği satır aralarında çok net hissediliyor. Cephede alınan kararların yalnızca stratejik değil, aynı zamanda psikolojik bir yönü olduğunu görmek etkileyici. Askerin moralini ayakta tutmak, umudu diri tutmak ve geri çekilmenin kaçınılmaz göründüğü anlarda bile direnmeye devam etmek kolay değil. Plevne’de ortaya konan irade tam olarak bu. Bu yüzden anlatılan şey bir muharebeden çok daha fazlası; bir duruş, bir sınır çizme hâli. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer önemli nokta ise bu direnişin tarih içindeki yankısı oldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün genç subaylık döneminde Gazi Osman Paşa’yı kendisine rehber olarak seçmesi ve onun direniş anlayışından etkilenmesi, Plevne’nin yalnızca Osmanlı dönemine ait bir savunma olmadığını gösteriyor. Bir askeri başarının yıllar sonra bir liderin düşünce dünyasında karşılık bulması, Plevne ruhunun sürekliliğini ortaya koyuyor. Bu bağ, eseri daha da anlamlı kılıyor çünkü burada anlatılan şey sadece geçmiş değil, geleceğe uzanan bir bilinç. Ayrıca savaşın geçtiği coğrafyanın zorlukları, alınan kritik kararlar ve uluslararası dengeler de dengeli bir şekilde ele alınmış. Böylece okur yalnızca duygusal bir destan değil, aynı zamanda tarihsel bir perspektif de kazanıyor. Bu
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma
8/10
·144 syf.··
2026 102. kitabı
Plevne #okudumbitti 93 Harbi’ni hepimizin az çok bildiğini sanırız ama Plevne’yi sayfalarda adım adım takip edince, o 145 günün ne kadar ağır, ne kadar gerçek olduğunu anlıyorsunuz. Kitabın en etkileyici yanı, olayları kuru bilgiyle geçmemesi. Sanki cephede bir noktaya fener tutuyor da “şimdi burada neyi neden yaptılar?” diye düşündürüyor. Hangi mevzi niçin önemli, hangi karar hangi sonucu doğuruyor, kuşatmanın psikolojisi askerin gündelik hayatına nasıl çöküyor… Bunları okurken kendimi bir haritanın başında, olup biteni anlamaya çalışan biri gibi hissettim. Ve o noktada şunu fark ettim: Plevne’yi “destan” yapan şey sadece kahramanlık değil; disiplin, akıl, sabır ve her gün yeniden ayağa kalkma hali. Gazi Osman Paşa’nın portresi de kitabın kalbi gibi. Büyük sözlerle parlatılmış bir kahraman değil; zor şartlarda soğukkanlı kalabilen, askerinin halini bilen, zamanı doğru okuyan bir komutan olarak çıkıyor karşımıza. Bazı bölümlerde “liderlik” kelimesi kitapta yazmasa bile, sayfaların arasından resmen akıyor. Bu direnişin sonu ne olursa olsun, insanın içinde “yenilgi” kavramını yeniden tanımlıyor. Çünkü burada anlatılan, sadece bir hattı savunmak değil; onuru, düzeni, dayanmayı ve geri adım atmamayı savunmak. Okurken boğazımın düğümlendiği yerler de oldu. Uzayan kuşatma, tükenen erzak, soğuk, yorgunluk… Savaşın “büyük kararlar” kadar, çok insani ve çok çıplak bir tarafı olduğunu hatırlatıyor. Bazı mücadeleler sonuçtan bağımsız olarak bir milletin hafızasında kazanılır. Plevne de tam olarak öyle bir yer. Tarih seviyorsanız zaten seversiniz; ama “ben tarih kitabı okuyamam” diyen birine bile önerebileceğim kadar akıcıydı. Hem bilgi veriyor hem de duygu bırakıyor. Plevne’yi gerçekten anlamak isteyen herkesin listesinde olmalı. @osmanpamukoglu @inkilapkitabevi #plevne
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 15:02
Herkese merhaba Bugun tarihimizde ilk defa bir yenilgiye marş yazdırmış olan ,büyük bir müdafaa örnegi Plevne kitabıyla geldim .Bu müdafaayı Osman Pamukoglu hocamdan okumak çok büyük ayrıcalıktır. 1877-1878 yılları arasında Osmanlı Imaparotorlugu ve Rusya arasında Kırım Harbi yaşanır. Rumi 1293 yılında olması nedeniyle 93 Harbi olarak anılır. Tuna Nehrinin kuzey kısmı Romanya .Rus orduları güneyi işgal etmeye başlar.Nigbolu kalesini kuşatırlar .Plevne'ye Osman Paşa komutasındaki ordu gönderilir. Günlerce yürüyüşten sonra oraya ulaşırlar. Halk fakir ,yiyecek ekmek bile yok .Günlerce peksimetle idare ederler .Temmuz sıcağında yapılan bu yürüyüş sonrasinda 19 temmuz dan 10 Aralığa kadar ,yani tam 145 gün boyunca savunma devam eder .Bu süreçte Rus ve Rumen ordular tarafından üç kez taarruza uğrar ve püskürtürler.Cephane ve yiyecek bitmiştir, Üstelik soğuk hava can almaktadır. Ve sonunda Ruslara teslim olunur . Ama bu müdafaa o kadar kahramancadır ki ,her zaman zaferler yazılan marşlar bu yenilgiye için yazılır. Osman Paşa 'ya Gazi ünvanı verilir ve 68 yaşında da hayatını kaybeder . Ecdadımızın vatan savunması,yaşadıkları zorlukları okurken tüylerim diken diken oldu .Onlara minnettarız.. Vatanımızın kıymetini bilelim ... Kitapla kalın dostlar... Plevne Osman Pamukoğlu
PlevneOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202525 okunma

Yazar Hakkında

Osman PamukoğluYazar · 35 kitap
Osman Pamukoğlu (27 Aralık 1947; Gerze, Sinop), Türk emekli tümgeneral, yazar ve siyasetçi. Hak ve Eşitlik Partisi'nin kurucusu ve mevcut başkanıdır. Askerî yaşamı Sinop'un Gerze ilçesinde doğan Pamukoğlu, 11 yaşından 55 yaşına kadar askeri üniforma giymiştir. Selimiye Askeri Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu, Piyade Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Milli Güvenlik Akademisi'nde öğrenim görmüştür. 10 yıl piyade subayı, 16 yıl kurmay subay olarak, kıta komutanlıkları ve karargah subaylığı görevlerinde bulunmuştur. 1990-1992'de Edirne-Uzunköprü'de 42'nci Piyade Alay Komutanlığı, 1993-1995'de Hakkari'de Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı, 1998-2000'de Kıbrıs'ta 28'nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, 2000-2001'de İstanbul'da Piyade Okul Komutanlığı vazifelerini yapmıştır. 1993'de Tuğgeneralliğe terfi etmiş, 1997'de Tümgeneralliğe yükselmiştir. 2002'de Tümgenerallikten emekli olan Pamukoğlu toplamda 43 yıl askeri üniforma giymiştir. Osman Pamukoğlu, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır. Pamukoğlu, Türk Ordusu'nda 5 tane Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı'na sahip tek kişidir. PKK'ya karşı mücadele 1993-1995 yılları arasında Hakkari bölgesinden sorumlu olarak PKK'ya karşı yönettiği üstün mücadele dağlardaki PKK'ya bağlı militanlar rakamının 12.000'den 5.500-6.000 aralığına inmesini sağlamıştır. 30'a yakın kere yapılan sınırdışı askeri harekatların neredeyse tümü onun yönetiminde yapılmıştır. Dönemin genelkurmay başkanı Üç tane Pamukoğlu Paşa olsa terörü bitiririz. demiştir. Pamukoğlu, o dönemde yapılan büyük askeri fedakarlıklara rağmen PKK'nın halen niçin sonlandıralamadığını 3 temel sebebe bağlıyor: İlk olarak gerçek bir siyasi irade kurulamaması, ikincisi tam bir istihbarat olmaması ve son olarak her yerde yayılmış asker bulunması diye tanımlıyor. Bizzat kendisinin yazdığı kitaplarda ve konuk olduğu birçok televizyon programında PKK'ya karşı yapılan mevcut mücadelenin uygun tarz ve strateji olmadığını ve ancak daha fazla şehit verilmesine sebep olduğunu söylemiştir. 'Karakolların hepsi yıkılmalıdır. Karakola gerek yok. Gelsinler bakalım, girsinler... Nereden girecekler? Pusuyu kurarsın, ağı kurarsın, mostrayı kurarsın alırsın.' demiştir. Daha doğru olan yöntemin 20.000 kişilik Eşkıya Takip Kuvveti kurmak ve dağlarda, taşlarda, mağaralarda, ormanlarda, nehir yataklarında yani tüm coğrafyada bulunmanın gerekliliğini belirtmiştir. Karakollarda bekleyen Mehmetçik kendisine karşı yapılan ani saldırılar halinde yeri, hareketleri, silahları militanlar tarafından bilinen bir durumdadır. Bir başka deyişle, bellibaşlı, elle gösterilebilir bir yerde olmamakla birlikte her yerde her zaman bulunma tavsiyesini vermiştir. 2007 yılında ise Serdar Akinan tarafından kendisinin görevli olduğu yıllarda PKK olaylarının gelişimini inceleyen Kan Uykusu belgeselinde PKK'ya karşı mücadelesi konu edinilmiştir. Yönettiği operasyonlar • I. PKK Kirpi Operasyonu • II. PKK Balkaya Operasyonu • III. PKK Kuzey Irak Mezi Harekatı • IV. PKK Karanlık Dağ Operasyonu • V. PKK Buzul Dağı Operasyonu • VI. PKK Ejder Operasyonu • VII. PKK Karadağ Operasyonu • VIII. PKK Kuzey Irak Hakurk Operasyonu Siyasi yaşamı 28 Temmuz 2008'de yaptığı ulusal çağrı ile fiili olarak siyasi hayatına başlamıştır. Bu çağrısında Hak ve Eşitlik Partisi'nin ana felsefe ve ilkelerini duyurmuştur. Pamukoğlu, 4 Eylül 2008'de yani Hak ve Eşitlik Partisi'ni kurduğu gün Anıtkabir özel defterine şunları yazmıştır: "Büyük Önder, Gözün arkada kalmasın! Türk kadınları ve erkekleri olarak milletimizi özlediğin yüksekliğe çıkaracağız. Bugün bizim için 11 Kasım 1938'dir." 28 Temmuz Çağrısı Çağrı, "Anadolu ve Trakya'da yaşayan Türk halkı bu çağrı size" diye başlar. İlk başta Türkiye'nin içinde bulunduğu vahim durumun tarifini yapar ve insanoğlunun yeryüzünde görülmeye başladığından itibaren ki tüm mücadelelerin ana sebebinin 'Hak ve Eşitlik' olduğunu belirtir. Ardından, Türkiye'deki durumun düzeltilmesi ve tekrar 'hak ve özgürlüklerine' kavuşması için partinin gerçekleştireceklerini sıralar. Ardından, Pamukoğlu "Hak ve Eşitlik Partisi'nin Doğa ve Felsefesi" adlı metni sunar. Bu bildirinin ardından halktan gelen destek ile Hak ve Eşitlik Partisi 36 gün sonra, 4 Eylül 2008'de kurulmuştur. 36 gün gibi kısa bir sürede bir siyasi partinin mevcudiyet kazanması Türkiye'nin geçmişinde nadiren olmuştur; fakat kurduğu parti hızla örgütlendiği gibi dış odaklardan gördüğü tepki de erken gelmiştir. Belli zaman aralıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne verilen Avrupa Birliği İlerleme Raporları'nda Hak ve Eşitlik Partisi'nin varlığından, oluşumundan ve gelişmesine karşı alınacak acil tedbirlerden bahseder. Bu konuya dair Pamukoğlu açıklamalarında « "Thomas söyledim, ‘korkunun ecele faydası yok’ İsveçli. Sen serbestsin, biz de serbestiz. İsveçli, gelirsen İstanbul’a, Ankara’ya haber ver. 8-10 bin kişiyle havaalanında seni karşılayacağız. Şimdi o kağıda yazdıklarını benim yüzüme söyle diye” » demiştir. Bu tarihten itibaren sürekli biçimde teşkilatlanma çalışmalarına devam eden Hak ve Eşitlik Partisi'ne 900.000 resmi başvuru olmuştur. Pamukoğlu, partiye gelen basvuruların 22.000 kişilik dilimler halinde ele alındığında çoğunluğun 18 ve 35 yaşları arasında bulunduğunu ve bu sebeple, partinin çevik bir nüfusa sahip olduğunu belirtmiştir. 2010 Mart ayı içerisinde, Çanakkale'nin Ezine ilçesinde bulunan Osman Pamukoğlu, partinin iktisadi politikasının önemini vurgulamak üzere şu açıklamayı yapmıştır: "Partinin ilk hedefi bu. Önce ekmek, sonra huzur. Huzur derken bütün adalet sistemini, dağda gezen eşkıyayı, şehirlerdeki mafya dahil onları kastediyorum. Bizim parti ile ilgili halkın Türkiye genelindeki kanaati şu: Hak ve Eşitlik Partisi ve genel başkanları Osman Pamukoğlu olduğu sürece Türkiye'de güvenlikte herhangi bir sorun olmaz. Yani, ne yapacağını nasıl yapacağını bilir. Buna inanmış halk. Yani, daha biz bir şey yapmadan dahi halkın kanaati bu... Milletin merak ettiği, ekonomide ne yapacağımız... Ekonomide... 'Siyasal ve Toplumsal İlkeler' kitapçığımızda önce ekonomi var."