Ebû Hanife, hayatının büyük bölümünü Emevî Hükümdarlığı altında geçirmiştir. Ama Emevilerin hükümdar olmaya müstehak olmadığını düşünüyordu ve halifeliğin babadan oğula ailevî olarak aktarılmasına da karşıydı. Esasen Ebû Hanife, Emevilere karşı dördüncü halife Hazreti Ali’nin soyundan gelenlere sadık insanların, sempatizanıydı. H. 122’de İmam Zeyd b. Ali, Emevi halifesi Hişâm b. Abdilmelik’e karşı isyanını ilan ettiğinde, Ebû Hanife, Zeyd’in Müslüman devletin başı olma konusunda çok daha güçlü iddialara sahip olduğu kanaatindeydi. Ancak mevcut duruma baktığında, Zeyd’in kazanma şansının olmadığını düşünüyordu çünkü dayanağı, hakikat anında liderlerini yüzüstü bırakmalarıyla tanınan Kûfelilerin desteğiydi. Sırasıyla Zeyd’in büyük dedesi olan Hz. Ali’ye ve oğlu Hüseyin’e yaptıkları buydu. Böyle bir durumda isyan etmek delilik olurdu. Ebû Hanife’ye Zeyd’in isyanıyla ilgili tavrı sorulduğunda o tavrını çok net bir şekilde ortaya koymuştu: “İnsanların onu yüzüstü bırakmayacağını bilseydim cihadına katılırdım, çünkü o doğru liderdir. Ancak ona maddi yardımda bulunacağım.” Sözünde sadık kalmış ve Zeyd’e büyük bir yardım göndermiştir.