Yakup Coşkunoğlu

Tunceli’de ayın ilk doğuşu sevinç ve heyecanla karşılanır. Güneşin doğuşu ile yeryüzünde beliren aydınlığı Hz. Ali’nin yüzünün nuru olarak kabul edip, aya bakarak dua ederler. Diğer bir inanışa göre güneş Hz. Ali’nin şehit edildiği zaman kalp şeklini almıştır. Kars bölgesindeki Alevîlere göre güneş Hz. Muhammed, ay ise Hz. Ali veya güneş Hz. Ali, ay da Hz. Muhammed’dir. Erzincan’ın Kiğıtim Köyü’nde güneşin doğuşu sırasında ışıkların vurduğu büyük taşlara saygı gösterilir ve buralar kutsal kabul edilir. Bu inancın kökeninde Hz. Ali’nin öldürüldükten sonra güneşe çekildiğine dair inanç yatar. Sivas taraflarında yaşayan Alevîlerden bazıları, güneşe saygı gösterirken, güneşin göğe yükselmiş Ali olduğuna inanırlar. Tahtacı Alevîleri ise yeni ay doğduğu zaman aya doğru yönelerek “Ya Allah! Ya Muhammed! Ya Ali!” diyerek niyaz ederler. Sonra ayağa kalkıp avuç içleri yukarı gelecek şekilde “Ay gördüm Allah, ceması billâh temetillah, şavkı yüzüme” dedikten sonra ellerini yüzlerine sürerler.³⁶⁰ Anadolu’nun pek çok yerinde güneş ve ay tutulmasında teneke çalınarak veya havaya ateş edilerek ay ya da güneşin bu durumdan kurtarılmasına uğraşılır. Harput’ta güneş doğarken uyuyan kişinin evinin bereketinin kaybolacağına inanılır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkmenlerin kendilerine olan bu teveccühünü arttırmak isteyen Safevî şeyhleri soylarını Hz. Ali’ye dayandırmayı da ihmal etmezler. Kendilerini yedinci İmam Musa Kazım üzerinden Hz. Ali’ye ulaştırarak, seyyid ve dip dededen itibaren Şiî ve On iki İmam’ın yolunda olduklarını vurgularlar.²⁷³ Fakat Safevîlerin soylarını yedinci İmam Musa Kazım’a bağlama girişimi Hoca Ali ve Cüneyd gibi geç dönemde ortaya atılmış bir iddiadır.²⁷⁴ Bu itibarla Cüneyd’in bu yönde hareket etmesinin sebebi, Hz. Ali’nin maneviyatından yararlanarak Türkmenler üzerinde otorite temin etmektir. Şah İsmail de Anadolu’daki müritlerine soylarını hem kendisine hem de Hz. Ali’ye dayandıran şecereler vererek aradaki bağı güçlendirir.
Kızılbaş şeyhleri de Ali oldukları propagandasıyla Türkmenleri kendilerine tâbi kılmaya çalışmışlardır. Şah İsmail’in dedesi Cüneyd’in Anadolu ve Suriye’deki faaliyetlerinden sonra Safevî şeyhleri etrafında toplanan Kızılbaşların tek amacı, Ali olduğuna inandıkları şahlarının yolunda ölmektir. Onların gözünde makam, unvan ve ganimetlerin hiçbir kıymeti yoktur. Savaş meydanlarında “Kurban olduğum Şahım” diye bağırmaları tam anlamıyla içten gelen bir yakarıştır. Hatta birinin başına bir bela gelse Allah yerine Şah’a dua eder. Savaşa zırhsız ve belden yukarısı çıplak olarak katılırlar ve “Şah! Şah!” diye bağırarak canlarını yoluna vermeyi arzularlar. Dahası şeyhlerini Tanrı gibi görüp ölmeyeceklerini düşünürler. Şeyh Cüneyd’i ilâh, oğlu Haydar’ı ise Allah’ın oğlu olarak görürler. Eğer birisi Cüneyd için öldü derse canından vazgeçmiş sayılır.
Yeniçerilerin, Hz. Ali’yi örnek almaları ve Zülfikâr’a bu denli saygı göstermelerinin temelinde yeniçeri teşkilatının kuruluşundan itibaren Bektaşî etkisinde kalmaları gösterilir. İlk Osmanlı tarihçilerinden Âşıkpaşazade ısrarla Hacı Bektaş Veli’nin hiçbir Osmanlı sultanıyla çağdaş olmadığını ve onların hiçbiriyle görüşmediğini belirtse de Oruç Bey gibi bazı tarihçiler ise yeniçerilerin ak börk giymesini Hacı Bektaş Veli’ye bağlar. Fakat bu hikâyelerin, yeniçeri ocağındaki Bektaşî etkisini göstermek ve arttırmak için sonradan ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Daha da ötesi bunlar Bektaşî efsaneleri olarak adlandırılır. Orhan Gazi döneminde kurulan süvari birlikleri olan müsellemlerin de sancağında Zülfikâr motifinin bulunması bu iddianın haklılık payını gösterir. Öte yandan Osmanlı ordusunda yeniçerilerden başka, akıncıların ve sipahilerin arasında da Hz. Ali’ye hayranlık duyanların sayısı oldukça fazladır. Nitekim 1514 yılında meydana gelen Çaldıran Savaşı’nda Osmanlı askerlerinin yorgun olmasına rağmen beklenmeden Safevîlere saldırmalarının altındaki sebeplerden biri de bu husustur. Osmanlı harp erkânı, Safevîlere bir an önce saldırmak gerektiğini, yoksa ordu içindeki Kızılbaş muhibbi bazı akıncı ve sipahilerin Safevî tarafına geçebileceklerini belirtirler.

Yakup Coşkunoğlu

, bir kitap okudu
10/10
·195 syf.·
2026 38. kitabı
Adil Salahi
10/10 · 2 okunma