Yakup Coşkunoğlu

Yakup Coşkunoğlu
@YakupTimur
Arap-İsrail Savaşları İsrail Devleti 1948’de kurulduktan sonra Arap devletleriyle 1948, 1956 ve 1967’de üç büyük savaş yaptı. Bu savaşlar İsrail ile Arap ülkeleri arasında var olan gerilimi daha da arttırdı. İlk Arap-İsrail Savaşı İsrail’in kurulduğu 1948’de oldu. Mısır, Ürdün ve Suriye kuvvetleri ortak saldırıyla Tel Aviv’e 30 kilometre kadar yaklaşmış ancak sonrasında püskürtülmüşlerdir. 1949 başlarında savaş İsrail lehine sonuçlandı. 1956’da Mısır ve İsrail kuvvetleri arasında gerçekleşen ikinci savaşta İsrail, Sina Yarımadası ve Akabe Körfezi’ni ele geçirmiş, Sovyetlerin devreye girmesinden sonra Sina Yarımadası’ndan çekilmiştir. Ancak en meşhur savaş 1967’de meydana gelen ve tarihe Altı Gün Savaşı olarak geçen mücadeledir. Bu savaş sırasında İsrail uçakları radara yakalanmamak için alçaktan uçmuş ve Mısır savaş uçaklarının bulunduğu havaalanlarını vurmuştur. 280 Mısır uçağı yerde, yirmisi ise havada imha edilmiştir. Aynı şekilde 20 Ürdün ve 50 Suriye savaş uçağı vurulmuş ve hava gücü tamamen etkisiz hale gelen müttefikler için yenilgi kaçınılmaz olmuştur.
Reklam
Kahve Ortadoğu’dan tüm dünyaya yayılan bir içecek olan kahve çeşitli tartışmalara da sebep olmuştur. Bazı kişiler vücudu uyanık ve zinde tuttuğu için kahvenin lehinde tavır takınırken bazı devlet adamları kahvehanelerin muhalefet merkezine dönüşmesi sebebiyle özellikle bu içeceğin aleyhinde olmuşlardır. Kahvenin anavatanı olarak genellikle Habeşistan gösterilir. Kahve 15. yüzyılda Yemen’e gelmiş, oradan da Mekke ve Kahire üzerinden İstanbul’a ulaşmıştır. Kahve bitkisinin tanelerinin çekirdek kısmı kavrulup toz haline getirilir ve sıcak suyla servis edilirdi. İstanbul’da kahve ve kahvehaneler Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaygınlaşmıştı. Bu padişah döneminde Şeyhülislam Ebussuud Efendi insanların kahvehanede toplanıp dedikodu yapmasına, boş sözlerle vakit geçirmesine ve namaz vakitlerini kaçırmasına sebep olduğu için kahveyi “fasık içeceği” diye tanımlayıp lanetlerken bin diğer Şeyhülislam Bostanzade Mehmed Efendi kahvenin lehine fetva vermişti. Kahve ve kahvehaneler bilhassa IV. Murad zamanında şiddetle yasaklanmış ancak bu keyfin önüne geçilememiştir. Kahve, Osmanlılar üzerinden Avrupa’ya da yayılacaktır.
Kösedağ Savaşı 1243 yılında gerçekleşen Köseadağ Savaşı Anadolu tarihi açısından önemli sonuçları beraberinde getirdi. Ortadoğu’nun en güçlü devletlerinden biri olan Anadolu Selçukluları bu savaş sonrasında Moğol hakimiyeti altına girdi. Anadolu Selçukluları en görkemli zamanlarını Alaaddin Keykubad döneminde yaşamıştı. Ondan sonra başa geçen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev, 1240’ta Anadolu Türkmenleri arasında çıkan Babailer isyanını zorlukla bastırmıştı. 1242’de Moğollar Erzurum’a kadar sokularak şehri yağmaladı. Bunun üzerine Selçuklu Sultanı yanında yaklaşık 70 bin kişilik bir ordu olduğu halde Sivas’a doğru yola çıktı. Baycu Noyan idaresindeki Moğol ordusu ise bunun yarısı kadardı. Sivas’ın kuzeydoğusunda yer alan Köseadağ mevkiinde iki ordu karşılaştı. Selçuklular 20 bin kişilik bir kuvvet seçerek Moğolların üzerine yolladılar. Moğolların bu orduyu yok etmesi üzerine korkuya kapılan II. Gıyaseddin Keyhüsrev ilginç bir şekilde birliklerini savaş alanına sürmeden korkup kaçtı. Bu kaçışı taktik sanan Moğollar iki gün Selçuklu ordugâhına girmedi. İlerleyen günlerde Selçuklular Moğollara vergi veren bir devlet statüsünü kabul edecekti.
Dandanakan Savaşı Bugünkü Türkmenistan sınırları içinde bulunan Dandanakan mevkiinde 1040’ta Selçuklu birlikleri ile Sultan Mesut idaresindeki Gazneli ordusu karşı karşıya geldi. Sonuç olarak Ortadoğu tarihine yaklaşık bir asır boyunca damga vuracak olan Selçuklu egemenliğinin temelleri atıldı. Selçuklular daha Gazneli Mahmud zamanında Gazne hükümdarlarının gözüne batmış ve ailenin o zamanki lideri Arslan Yabgu hile ile ele geçirilerek hapsedilmişti. Arslan Yabgu’nun yeğenleri Tuğrul ve Çağrı Beylerin Gaznelilerin en zengin vilayetlerinden olan Horasan’a girmesi Sultan Mesut’u harekete geçirdi. Kalabalık ve fillerle desteklenen bir orduyla Selçukluların üzerine yürüyen Sultan Mesut Selçuklular tarafından çöllük bir alana çekildi. Selçuklular, Gazne ordusunun yolu üzerindeki su kuyularını da zehirlediler. Sultan Mesut mecburen Merv yakınlarında bulunan sulak Dandanakan mevkiine yöneldi. Ancak bu kuyulara yakın bir mevkide Selçuklularla yaptığı ve birkaç gün süren savaşı kaybetti. Yanında az miktarda asker olduğu halde savaş alanını terk etti. Kısa bir süre sonra Selçuklular Tuğrul Bey’i hükümdar ilan ederek devletlerini kurdular.
İslam Dünyasında Kâğıt Kâğıdın ilk kullanımı M.S. 105’te Çin’de gerçekleşmiştir. Araplar kâğıdı Çinlilerden öğrenmiş ve onu kırtas olarak isimlendirmişlerdi. Günümüzde kullanılan kırtasiye kelimesi de buradan gelmektedir. M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren kâğıt Çin’de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Çin kâğıdı sınırlı miktarda da olsa Sasani ülkesine ve Japonya’ya ihraç ediliyordu. Ancak kâğıdın nasıl yapıldığı bilinmiyordu. Genel kabul gören düşünceye göre Müslümanlar 751 yılındaki Talas Savaşı sonrasında esir ettikleri Çinli kâğıt yapım ustalarından bu işin sırrını öğrenmişlerdir. Evvela Semerkant Müslümanlar için bir kâğıt üretim merkezi oldu. 8. yüzyılda Halife Harun Reşid zamanında Bağdat’ta bir kâğıt üretim merkezi açıldı. Bunu Şam, Hama ve Mısır’daki merkezler takip etti. Çinliler kâğıda fırça ile yazarken Araplar kâğıt yapımında nişasta kullanarak üzerine kalemle yazılmasını sağlamışlardır. Bu dönemden itibaren İslam dünyasının fikir hayatında görülen gelişmelerde kâğıdın kolay ulaşılır olmasının rolü yadsınamaz. Avrupa’da kâğıt imalatı ilk kez İslam egemenliği altında bulunan İspanya’da başlamış ve buradan tüm Avrupa’ya yayılmıştır.
Reklam