Nurdan Ataman

Nurdan Ataman
@Yalnizca_Kitap
Puan vermedi·72 syf.··
2024 25. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2024 00:41
Jack London gerçekten de çok ama çok değerli bir yazar bizlere bıraktığı eserleri de öyle. Eserlerinde onun ne kadar ön görülü, kalemi güçlü bir yazar olduğunu görebiliyoruz. Kızıl Veba’da bilim kurgu türünde üst sıralarda yer alan harika modern klasiklerden bir tanesi. Jack London’ın da güçlü kalemi ile konuyu okuyucusuna temposu yüksek adeta bir film izler gibi yansıtmasına hayranlık duymadan edemiyorum. 1910 yılında kaleme alınan eser 2010 lu yıllarda geçen bir “Kızıl Veba” mikrobundan bahsediyor. Ölümcül olan bu vebanın hayatı alt-üst ettiği dönemleri Prof. James Howard Smith; 2070li yıllarda o yılları, dönemin kalan tek tanığı olarak torunlarına aktarıyor. Profösörün yaşadığı San Francisco’nun ve dünyanın bir çok yerinin milyonları bulan nüfusu salgından sonra hızla yok oluyor. Salgından altmış yıl kadar sonra bir bölgenin nüfüsu sadece 41. Doğal olarak insanlık da en başa dönüyor. Medeniyetin olmadığı, okuma-yazmanın olmadığı, yabani hayvanların insanlarla bir arada aynı ortamda yaşadığı bir döneme dönülüyor ve gelişim bir kez daha başlıyor. Nüfus artıyor, artan nüfusla yer ve yiyecek bulma sıkıntısıyla savaşlar başlıyor; bir yaşam mücadelesi ile birlikte. Bir başka ölümcül mikrop gelip tekrar dünyayı alt-üst edene kadar. Ve eseri okurken kitabın basılmasından yıllar sonra meydan gelen İspanyol gribi, korona virüsü ve dünyaya etkilerini düşünmeden edemiyoruz. İşte Jack London farkı da öngörüsü ile burda ortaya çıkıyor. Kısacık ama okuması çok keyifli bu kitabı okuduğunuza pişman olmayacaksınız. Tavsiye edilir.
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·280 syf.··
2024 21. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2024 18:32
Irazca serisinin ilk kitabı Yılanların Öcü. Hakkında çok konuşulan; beyaz perdeye taşınan ve yazarı Fakir BAYKURT’a hem ödül aldırırken de hem de öğretmenlikten uzaklaştırılmasına sebep olan bir kitap. Eserlerinde toplumun, köyün,köylünün; garibanın hâlini anlatan Baykurt bu eserinde de köylünün yalnızlığına, garibanlığına değinmiş. Bir garip köylüdür Bayram. Karataş köyünde anası Irazca, karısı Haçça(Hatice) ve 3 çocuğu ile tek göz oda bir evde yaşyan geçinmeye çalışan. Bir gün evinin önüne köy kurulu üyesi Haçeli ev yapmaya kalkışır. Toprağı muhtardan aldığını hakkı olduğunu söyleyerek. Başta Irazca Ana , Kara Bayram buna razı değildir. Muhtara, kaymakama itiraz ederler. Bunlada kalmayıp kazılan temeli kapatırlar, Haçelinin kerpiçlerini kırarlar. Bunlara karşılık Haçeli de boş durmayıp Haçça’nın düşük yapmasına sebep olacaktır. İki tarafta geri adım atmamaktadır. Araya muhtar ve köy kurul üyeleri girecektir. Bu çekişmenin galibi kanunlara güvenen garip bir köylü mü yoksa yukarlarda tanıdıkları olan, parası olan kendini bilmez bir adam mı olacaktır? Olaylar sonucu nereye götürecektir? Sonuç olarak kitapta belirttiği üzere köylünün Allah’tan başka kimsesi yoktur üzerine kalemini konuşturmuş yazar. Devam kitaplarında bakalım onları neler bekliyor.
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2024 03:08
Hani kimi kitaplar vardır hem hiç bitmesin isteriz hemde sonunu çok merak edip bir çırpıda bitirmek. İşte bu kitap benim için tam da böyle bir kitap oldu. Yaklaşık 1 gün süren 205 sayfalık huzur; keyif; burukluk ve tasavvuf dolu bir yolculuk oldu. Tasavvuf edebiyatında da daha çok roman sevip tercih ediyorum ve bir arkadaşımın tavsiyesi ile Funda Uçuk Er’le tanışma kitabım olan bu kitap ne kadar doğru bir tercihde bulunduğumunda ispatı oldu kendime. Pekii ne var kitapta. Kısaca cevap vermek gerekirse çok şey. Açıklamak gerekirse; karakterlerimiz Zeynep Ve Ömer evliliği sallantıda olan iki çocuklu bir çift. Zeynep’in birgün canına tak etmesi ve evi terk etmesi ile başlıyor hikaye. Bazen Ömer’in daha çok Zeynep’in anlatımıyla okuyoruz yaşanılanları. İlk tanışmaları; kırgınlıkları; mutlulukları ve evliliklerini çıkmaza sokan sebeplere tanık oluyoruz. Sonrasında Zeynep’in hayatına giren Derviş Dede Zeynep’in hayatına dokunduğu gibi okuyucununda hayatına dokunup yol haritasını çizmesinde pusula oluyor ayetlerin açıklamasıyla; anlattığı kıssâlarla ve önerdiği filmlerle. Kitabın tasavvufi boyutu da burda devreye giriyor. Konuya dahil edilişi seçilen ayetler, verilen örnekler, anlatım o kadar güzel ve anlamlıydı ki dokunamyacağı kalbin olacağını zannetmiyorum. Zeynep’in bir psikolojik danışman olup satırlarında okuyucuya çok güzel mesajlar vermesi; Ömer’in başarılı bir iş adamı olması yanında kitaplara; şiirlere olan düşkünlüğü de de okurken bana keyif veren yanlardan oldu. Pekii Ömer ve Zeynep’in evlilikleri bu sınavı aşabilecek mi? Aşacaksa nasıl? Bu da kitabın büyülü satırlarında saklı. Son olarak anlatım, dil, konu vee değinilen kitaplar; şairler; bölüm başlarında seçilen dizeler; şiirler çok güzellerdi Arada açıp okuyacağım altı çizili bir çok satırla veda ediyorum
Huşu AğacıFunda Uçuk Er · Cezve Kitap Yayınları · 20202,241 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2024 23:25
Ahhh… sen nasıl da tam da hayat bir kitaptın. Canım kadın kalemiyle yine döktürmüş. Öyle derin, güzel bir düşünce dünyası varki Şermin Yaşar’ın bunu kitaplarıyla, sözleri ile yapmış olduğu çalışmalarla da çok güzel ortaya koyuyor fikrimce. Öykülerini çok sevmiştim. İlk romanını da büyük bir merakla okumaya başladım ve tam da Şermin Yaşar’ın yazabileceği bir kitap işte diyerek bitirdim. Hayat gibi. Her karakter o kadar içimizden tanıdığımız birilerinden; duygular o kadar tanıdık ki…Gözyaşları, trajikomik durumlar, gülümseten anlar, kalbimizi sızlatanlar, ruha ilaç olanlar. Roman ne anlatıyor sorusunu ise şu şekilde özetleyebiliriz. İnsanı, hayatı. Bir aile üyelerinin iç dökümleri ile hayatlarına konuk oluyoruz. Ailenin 3 oğlu Emin , Ethem, Ekrem; eşleri 3 kadın Sevgi, Nurten, Hülya. Oğlanların babası Kazım, anneleri Mürüvvet ve hayatlarına dahil olan karakterler. Bizlere gösteriyor ki yazarın tabiri ile herkesin üzerinde bir örtü var. Kişi istemediği müddetçe biz örtünün ardındakini bilemiyoruz, göremiyoruz, ne dertler var bilemiyoruz. Oysa ki her insanın bir yarası, bir derdi yok mudur? İşte bunu unutuyoruz. Kitapta karakterlerin aslında örtülerinin altında sakladıklarına tanık oluyoruz ve o zaman “Herşey insanlar için.” Sözünün haklılığını anlıyoruz. Ve bir ailenin çocuğunun geleceği üzerindeki hakimiyeti; etkisi çok güzel aktarılmış. Bir çocuğun büyüdüğü duygu yetişkinliğinde onu o yapan duyguların kaynağı. İyi yönde ya da kötü yönde olup olmaması ise kişinin elinde. Okurken bir karakter hariç hepsinin hikayesi çok sarstı beni. Özellikle Ethem, Sevgi ve Nurten çok daha fazla; onlarda fena dağıldım Ve iyi ki okudum dediğim bir kitap daha ekledim kitaplığıma. Duygusu çok yüksek; hikayesi çok gerçek. Kesinlikle okumalısınız.
Duygu ve Düşünce
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
9/10
·84 syf.··
2024 12. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2024 22:17
“Nereye Gidiyoruz Baba?” Kitabında yazar kendi babalığından ve biri özel olan ikiz çocuklarından bahsediyordu. Bu kitabında ise yazar kendi çocukluğuna gidip kendi babası ve onunla olan ilişkisini anlatoyor. Mesleğinde başarılı, hastaları tarafından çok sevilen bir doktor yazarımızın babası. Ama gittikçe artan alkol kullanımı ve beraberinde gelen alkoliklik başta çocuklar olmak üzere aile içindeki dengeleri çok değiştiriyor. Bu denge değişimlerini babanın değişken ruh hallerini, ilgisizliğini bir çocuğun gözünden babasını ve duygularını okuyoruz. Aynı zamanda babasıyla ilgili okulda yaşadığı akran zorbalıklarına da tanık oluyoruz. Kitaba dair en vurucu olann benim için; babası vefat ettiğinde 15 inde olan yazarımız babasının ölümüne değil de hayatının sonuna kadar içmiş olmasına üzülüyor ve herkes üzülüp ağlarken aile bireylerinin ağlayamıor olması oldu. Duygu olarak “Nereye gidyoruz baba?” Daha çok sarsmıştı ama bu kitabında kendi içinde duygusu çok başka. Jean-Louis Fournier duygularını karşı tarafa çok iyi anlatan bir yazar.
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim BabamJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma