Ahhh… sen nasıl da tam da hayat bir kitaptın. Canım kadın kalemiyle yine döktürmüş. Öyle derin, güzel bir düşünce dünyası varki Şermin Yaşar’ın bunu kitaplarıyla, sözleri ile yapmış olduğu çalışmalarla da çok güzel ortaya koyuyor fikrimce.
Öykülerini çok sevmiştim. İlk romanını da büyük bir merakla okumaya başladım ve tam da Şermin Yaşar’ın yazabileceği bir kitap işte diyerek bitirdim. Hayat gibi. Her karakter o kadar içimizden tanıdığımız birilerinden; duygular o kadar tanıdık ki…Gözyaşları, trajikomik durumlar, gülümseten anlar, kalbimizi sızlatanlar, ruha ilaç olanlar.
Roman ne anlatıyor sorusunu ise şu şekilde özetleyebiliriz. İnsanı, hayatı. Bir aile üyelerinin iç dökümleri ile hayatlarına konuk oluyoruz. Ailenin 3 oğlu Emin , Ethem, Ekrem; eşleri 3 kadın Sevgi, Nurten, Hülya. Oğlanların babası Kazım, anneleri Mürüvvet ve hayatlarına dahil olan karakterler. Bizlere gösteriyor ki yazarın tabiri ile herkesin üzerinde bir örtü var. Kişi istemediği müddetçe biz örtünün ardındakini bilemiyoruz, göremiyoruz, ne dertler var bilemiyoruz. Oysa ki her insanın bir yarası, bir derdi yok mudur? İşte bunu unutuyoruz. Kitapta karakterlerin aslında örtülerinin altında sakladıklarına tanık oluyoruz ve o zaman “Herşey insanlar için.” Sözünün haklılığını anlıyoruz. Ve bir ailenin çocuğunun geleceği üzerindeki hakimiyeti; etkisi çok güzel aktarılmış. Bir çocuğun büyüdüğü duygu yetişkinliğinde onu o yapan duyguların kaynağı. İyi yönde ya da kötü yönde olup olmaması ise kişinin elinde.
Okurken bir karakter hariç hepsinin hikayesi çok sarstı beni. Özellikle Ethem, Sevgi ve Nurten çok daha fazla; onlarda fena dağıldım
Ve iyi ki okudum dediğim bir kitap daha ekledim kitaplığıma. Duygusu çok yüksek; hikayesi çok gerçek. Kesinlikle okumalısınız.