Kendi kendine, içinin neden rahat edemediğini, mutluluğunun neden yarım kaldığını sorardı. Eksik olan neydi? Daha fazla ne istiyordu? Kaderinin istediği Oblomov’u sevmek değil miydi? Oblomov’un iyi kalbi, doğruluğa inanışı ve bilhassa şevkati, hiçbir erkeğin gözünde görmediği şevkati, bu aşkı haklı çıkarmaya yeterdi.
Benim size anlatmak istediğim duyduğunuz şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasıdır. İçinizdeki bilinçsiz aşk ihtiyacı asıl gıdasını bulamayınca, hararetsiz ve sahte bir alevle yandı.