Yaren

Yaren
@Yarhasal
"Ne zaman düşsem bu yalnızlığa Kitaplar koştu hep yardımıma Binlerce yıl önce mum ışığında Kavuşmuşlar insanlar aydınlığa..."
8/10
·412 syf.··
2023 43. kitabı
Bir peri masalı... Her zaman toz pembe midir? Hiç kan kırmızısı olmaz mı? Her zaman süslü tekerlemelerden mi oluşur? Ya o büyülü cümleler birinin feryatlarıysa? Ya bu masalda boğaza dayanan hançerler varsa? Böyle bir hikayeye hazırsanız sizi Jude Duarte'nin hikayesini okumaya davet ediyorum. Kitaba ilk bir yıl önce başlamıştım, beklentim çok yüksekti. Fakat kitaptan istediğim gibi zevk alamadığım için kitabı yarım bırakmıştım. Her yerde karşıma çıkmaya devam edince tekrar okumaya karar verdim. Beklentimi düşük tutarak başladım ve bu seferki okuyuşumda kitabı gerçekten çok sevdim. Kitapta Jude'un güç mücadelesini okuyoruz çoğunlukla yani olay örgüsü Jude'un etrafında dönüyor. Bunu bilerek başlarsanız bence daha çok keyif alırsınız. Kitapta maalesef çok çok az aşk var bu durum beni çok üzdü çünkü iki karakterin arasındaki çekim mükemmel sırf onlar için bile seriye devam edebilirim. Jude'a kitap ilerledikçe daha da hayran kaldım. Güçlü duruşu, pes etmeyişi, azimi, zekası... Harikaydı. Sadece kitabın bir noktasında yaptığı davranışa anlam veremedim, onu da çok sorun etmedim. Cardan'a da ilk zamanlar çok sinir olmuştum ama tanıdıkça onu da sevdim. Bunun dışında karakter çeşitliliğinin fazla olması da benim için işin artısı oldu. İlk defa perileri konu alan bir kitap okuduğum için de evren beni büyüledi, farklı özelliklere sahip periler görmek çok hoştu. Ama yazarın anlatımına alışmakta çok güçlük çektim. Şimdiki zamanla anlatılıyor kitap. (İkinci kitapta böyle değilmiş.) Onun dışında çeviride de ciddi sıkıntılar vardı. Bazı cümleler olay akışına uygun olmayacak şekildeydi ve anlaşılmazdı. Bazı noktalarda gerçekten bu durum sinirlerimi bozdu çünkü kitabı okurken beni sekteye uğrattı. Şimdi de kitabın sonundan bahsetmek istiyorum. Son yüz elli sayfa
İnceleme
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,319 okunma
Reklam
6/10
·448 syf.··
2023 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2023 00:00
“Yıldızların büyüsüne kapılan gece, güneşe ihanet etti. Güneş söndüğünde ise gece kazandığını sandı. Oysaki güneş olmadan yıldızlar bir hiçti.” Serimizin sonuna geldik. Kitabı yüzümde buruk bir tebessümle kapattım. Seri içerisinde en az sevdiğim kitap maalesef bu oldu. Gerçeklerin artık açığa çıkacağını bildiğim için belki de beklentimi yükselttim, bilemiyorum. İlk iki kitapta gizem üst çıtadaydı ve bu beni çok heyecanlandırdı. Bu yüzden beni daha şok edecek bir son bekliyordum fakat tatmin olamadım. Bunun dışında bu kitapta bazı karakterlerin arasındaki ilişki bana samimi gelmedi. Bundan dolayı da kitabı çok keyif alarak okumadım. Ayrıca bazı olaylar bana kalırsa çok tekrara düştü. Sürekli birileri bize olayı anlatsın da aydınlanalım diye bekledik. Bu olayın bu kadar uzaması da beni sıktı. Belki kitaba bir iki farklı gizem daha katılsa daha iyi olabilirdi. Serinin son kitabı olduğu için biraz karakterler hakkında da konuşmak istiyorum. En sevdiklerim, Göktuğ ve Akın oldu. Gönüllerin Sultanını anlatmaya gerek yok zaten çok eğlenceli ve hayran kaldığım bir karakterdi. Onun gibi çok kafa dengi olan Damlayı da çok sevdim. Onun gibi bir arkadaşım olsun diye her şeyimi verebilirdim. Akın da çok asil, kültürlü bir karakterdi. Kurduğu her cümle çok hoşuma gitti. Onun aksine Kerem(su), benim çok benimseyemediğim biri oldu. Özellikle ilk kitapta sürekli tişörtünü çıkarıp durması… (Anladık çok iyi bir vücudun var. Sen herkesin tipisin, tamam.) Umut ‘u ise tam sevecekken yaptığı bazı davranışlar yüzünden kendisinden soğudum. Ama şu an benim için ne iyi ne de kötü biri. Giray ve Gökçeyi çok tanıyamadık o yüzden onlar hakkında yorum yapmıyorum. Mektupçunun attığı mailler, Umut ‘un bunaldığı zamanlarda onunla konuşmasını da çok seviyordum. Duru ve Azraya
İnceleme
Güneşi Söndürmem Gerek 3Emre Gül · Ephesus Yayınları · 20202,512 okunma
8/10
·448 syf.··
2023 29. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2023 16:55
"Çünkü bir savaşta kaybeden bir taraf varsa o da merhametli davranan, karşısındakine acıyan taraftır. Kaybeden olmak istemiyordum artık. Kaybetmeyi göze alamazdım. Elimde kalan tek şey yalnızlıkken, neyi kaybetmekten korktuğumu bilmiyordum." diyerek başlıyoruz birinci kitabın sonundan sonra. Heyecanı ve gerilimi çok yüksek bir kitaptı. İlk iki yüz sayfayı tek oturuşta bitirdim, kitabı elimden bırakamadım. İlk kitap karakterleri tanıma, olayları öğrenme tarzında geçse de çok samimi bir ortam olduğu için eğlenerek okumuştum. Ama bu kitap birinci kitabın sonunda öğrendiğimiz gerçeklerden sonra biraz daha ciddi bir atmosfere büründü, gerilim biraz daha arttı. Karakterimize atılan mailler de olayları çözmemizde hiç de yardımcı olmuyor. Bu kitaba dair en sevdiğim şeyler; diğer kitaba göre daha heyecanlı ve sürükleyici olması, Göktuğ ‘u daha çok görmemiz (ilk iki yüz sayfada özellikle), mektupçunun attığı mailler (kurduğu cümleler çok kalbime dokundu ama kimliğini öğrendiğimde biraz hayal kırıklığına uğradım), Umut ‘un öğrendiği gerçeklere rağmen dik durmaya çalışması yani karakter gelişimi de diyebiliriz (yine de verdiği bazı kararlar beni çileden çıkarttı) ve o inanılmaz sonu… Sonunda ortaya çıkan gerçeği tahmin etmiş olsam da sonunun böyle olmasını kesinlikle beklemiyordum. Eğlence unsuru arka plana atılmış olsa da diğer göre daha keyifle okudum. Keyifli okumalar… "Eğer söndürülmesi gerekiyorsa güneşin, acıma söndür. Çünkü o acımaz, yakar seni."
İnceleme
Güneşi Söndürmem Gerek 2Emre Gül · Ephesus Yayınları · 20203,240 okunma
8/10
·464 syf.··
2023 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2023 00:00
Bir zamanlar gelecekten çok “umutlu” bir kız varmış. Hayatını tepetaklak eden o olayı yaşadığında gökyüzünü terk eden yıldızlar gibi bırakmış umudunu. Başını her kaldırdığında; gökyüzünde, güneşte bulduğu o umutla, ayağa kalkmaya çalıştığında, en yakını tarafından uğradığı ihanetlerle çevirmiş bakışlarını yeryüzüne. Güneşi söndürmek istemiş. Karanlıkta kalıp dikkat çekmemek… Ama en sonunda kalbine akın eden o acılara rağmen o acıların ruhunu saracağını bilmesine rağmen her şeye hazır olarak umutla koşmuş yeni hayatına. “Kalbime damla damla düşen acılar, günden güne etkisini gösteren güçlü bir zehirdi ve biliyordum bu zehrin er ya da geç vücudumu yok edeceğini. Hazırdım. Her şeye…” Emre GÜL ‘ün yazımıyla tanıştığım kitap oldu bu kitap. Kendisini takip etmeye başladığımdan beri çok sevdiğim için kitaplarını okumak istiyordum. Bu kitabın ilgimi çekmesinin nedeni kesinlikle serinin ismi oldu. Güneşi Söndürmem Gerek… Romanımız Umut adında bir kızın hayatını takip ediyor. Umut ‘un başı beladan çıkmadığı için kitap sizi hiç sıkmıyor. Okurken “Bu kızın başına daha ne gelebilir?” diyerek merakla sayfaları çeviriyorsunuz. Tabii yazarın dili de bunun bir sebebi. Bazı cümleler o kadar kalbe dokunan cinstendi ki… Yazarın hem yalın olan hem de anlatmak istediklerini anlatırken kurduğu cümleleri o kadar sevdim ki. Oluşturduğu karakterlerin de hepsinin kendine özgü özellikleri var. Karakter çeşitliliğinin fazlalığı çok hoşuma gitti. Ama en bayıldığım karakter, sahnelerinin gelmesini beklediğim karakter: Göktuğ KAYA. O kadar eğlenceli bir karakter ki kendisiyle arkadaş olmak isteyip durdum kitabın başında itibaren. Kitabın sonunda da çok şaşırdım, hiç böyle bir şey beklemiyordum. Hemen ikinci kitaba geçmek istiyorum. Kısacası karakter çeşitliliği fazla olan eğlenceli,
1000Kitap
Güneşi Söndürmem GerekEmre Gül · Ephesus Yayınları · 20194,219 okunma
8/10
·320 syf.··
2023 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2023 00:00
Karşılaştığı insanların karşısında yüzü hep aşağıda olan, gözleri hiç onlarla buluşmayan bir kız. Dışarıdan bakıldığında mevsimine uygun giyinmeyen,sürekli uzun kollu giyinen, çok fazla arkadaşı olmayan konuşmalarında çekingen tavırlar sergileyen bir kız. Onu tanımadan yargıladığınızda "utangaç, içine kapanık" olduğunu düşünebilirsiniz. Ama doğru ya nereden bileceksiniz o kızın doğaüstü yeteneklerinin olduğunu. İşte o kız: Hera KOÇOĞLU. Hera, ailesine bu güçleri yüzünden yük olduğunu düşünür ve onların rahat bir yaşam sürmesi için İstanbul'a taşınır. (Hera bu olayı şöyle anlatır: "Onlardan hiçbir zaman ayrılmak istemesem de nefes almalarım istiyordum. Benim yüzümden rahatça alamadıkları nefesler ciğerlerini doldurmasını, ne zaman geleceği belli olmayan gariplikler yüzünden donan gülüşlerinin dudaklarım genişletecek kadar büyümesini istiyordum.") Buraya taşınırken aklındaki tek düşünce; yani bir hayata başlamaktı. Bu amacını gerçekleştirmiş oldu ve hayatı bir daha eskisi gibi olmadı. Çünkü Çağlar ATAMAN ile taşımıştı. Hera artık bu gücünü kendisine ve çevresine karşı yarar sağlayacak şekilde kullanmaya karar verir. Bu kararında arkadaşı Gizem'in yoğun ısrarları üzerine gittiği bir basketbol maçında 10 Numara'nın geleceğinden bir kesit görmesi etkili olur ve bu olay hem Hera'nın hem de Çağlar'ın (10 Numara'nın) hayatının dönüm noktası olur. Biz de Hera'nın yaşanacak bir felaketi, gördüğü görüşler sayesinde önleyip önleyemeyeceğini okuyoruz. İlk başlarda yazarın dili bana biraz fazla sade gelmişti ve ilk 100 sayfası bana yüzeysel gelmişti. Ama kitap ilerledikçe bu durum ortadan kalktı ve karakterlere ,özellikle Çağlar 'a, daha çok bağlandığımı hissettim. Çağlar 'ı tanımadan önce basketbol ile uğraştığı için ve popüler biri olduğu için -bunun bir önyargı
İnceleme
Çemberin AltındaGamze Aydeniz · Ephesus Yayınları · 20202,467 okunma
Reklam