"Hiçbir zaman yargılamamıştım onu. Bana davrandığı gibi davranmamıştım. 'Neden?' diye sordum kendime. Neden en etkili darbeleri ondan alıp duruyordum. Hem de hiç ummadığım zamanlarda... Çok düşündüm, ufak da olsa bir umut ışığı için elimde meşaleyle viranelerde koştum. Tökezledim, bulamadım cevabı. Yine de pes etmedim. Her yeni yarayla birlikte daha büyük bir hırsla kalktım ayağa. Bu sefer tehlikenin nerden geleceğini biliyordum çünkü. Kuşatmıştım kendimi. Hazırdım. Kılıcımı kınımdan çekmiş gözyaşlarımın sildiği savaş boyalarımı tazelemiştim. Bana hep yarım kalan şeyleri hatırlatan yaralarımdan olan kalkanımı çekmiştim. Oysaki yanılmıştım. Tehlike hep yakından geliyor; düşman, her zaman içeride oluyor ve umudu yok ediyordu. Pes etmenin yanlış bir şey olduğunu söylerlerdi. Zayıflık olduğunu düşünürlerdi. Ama bilmiyorlardı; anlamsız çabalar sadece hayal kırıklığı doğururdu, zafer getirmezdi."