Adı:
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
510
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter and the Prisoner of Azkaban
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter Und Der Gefangene Von Askaban
267 syf.
·4 günde·Beğendi
Serinin 3. kitabını son 100'lükte çok heyecanlanarak okudum. Bunu ortaokul ya da lisede okumuş olmamanın hüznünü derin hissederken, şu anda da olsa okuyor olmanın keyfiyle gülümsüyorum. Harry Potter, bu kitapta bir süre sıkıcı bir çizgide olaylar yaşarken, sona doğru epey bir ters köşe yaşatarak okuyucuya dudak ısırtıyor. Her bir karakterin varlığı kitaba çok ayrı bir hava katmış. Fantastik dünyanın içinde olmak çok heyecan verici. Baykuşlarla haberleşilen bir şato okulda okumak ve bu okula geçişin bir gölden olduğunu düşünmek dahi insanın içini gıcıklarken, o okulda yaşanacak ve yaşanmış binlerce olay, okuyucuya bu müthiş hayal gücü karşısında hayret ettiriyor. Sirius Black, Azkaban'ın korkunç tutsağı. Kurt adamlar, köpekler, fareler, kediler, kartalla at arasıgiller, Sihir Bakanı, Okul Müdürü dev Dumbledore maviş gözleriyle size eşlik ederken 3 arkadaşın birbirine sırtlarını yaslayıp yaşadıkları çok güzeldi.
Kitabın başlarında daha önce anlatılan bazı şeylerin, hatırlatma yapmak gibi değil de ilk defa anlatılıyormuş gibi yazılması beni çok sıktı. Ama bu kitabın içinde çok minik bir kısım. Bu yüzden puan kıracaktım lakin o ne 100 sayfaydı o! Keyifli okumalar herkese. :)
396 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Harry Potter-3 Azkaban Tutsağı. İlk kitabını eylül ayında, ikinci kitabını ekim ayında okuduğum serinin bu kitabını okumak için çok geç kaldığımı fark ettim çünkü fantastik edebiyat serilerinin her kitabını bir öncekine göre daha çok beğendiğim gibi Azkaban Tutsağı da Harry Potter serisinin şimdiye kadar en sevdiğim kitabı oldu. 1999 yılında basılmış bu kitap ve diğer uzak tarihlerden bu günlere kadar gelen serinin diğer kitapları fantastik edebiyat grubunda en iyi serilerden ilk beşe giriyor benim için zira olay örgüsü çok sağlam olan, dolu dolu geçen, çocuk kitabından çok tam bir gençlik kitabı olan bize gerçek sevgiyi, dostluğu, gösteren her yaş aralığında insana hitap edip kesinlikle okumadan önce ölünmemesi gerekilen en saygın yazarlardan olan Rowling'in en başarılı yapıtı. Yarattığı karaktrerlerin her birinde insan kendini bulabiliyor, ve kendinden pay biçebiliyor çünkü... Hermione de, Ron da, Snape de, Sirius Black de - ki benim en sevdiğim karakterdir kendisi Snape'den sonra- Lupin de ... Kitabın başında Marge halayı şişirip evden giden Harry'nin bindiği Hızır Otobüs'ün -mahsur kalmış cadıların ve büyücülerin acil durum taşıtı Hızır Otobüs- muavini Sten ve şoförü Ernie, Joanne Kathleen Rowling'in büyükbabalarının isimleriymiş. Yazar yakın çevresinden bol isim kullanmış hatta muhtemelen İngiliz asıllı olduğu için filminde kesinlikle İngiliz olmayan birinin oynamamasını da istemiş bunu duyduğumda biraz şaşırmıştım sebebini merak ediyorum doğrusu. Kitaplarda ilk başlarda fark edemediğimiz ama daha sonrasında fark edince çok şaşırıp hüzünlendiğim bazen de hayranlık duyduğum olaylar çoğunlukta. Rowling bizi kitabın dünyasına çekerken ilerdeki birçok ayrıntı için zemin hazırlıyor da biz farkında olmuyoruz. Mesela Hermione'nin Zaman Dönüştürücü kolyeyi McGonagall yardımı ile bakanlıktan alınca nerden bilebilirdik ki Sirius Black ve Şahgaga'nın kurtarılmasına yarayacak, Snape'in Harry'ye kötü davranışlarının altında iyi niyetli bir baba görevi üstlenmiş biri olduğunu, veya başka şekillerle mesela ilk kitapta Harry ile ilk karşılaşmasında Snape'in ona "Çiriş otu kökü ile Pelin otu tozunu karıştırırsam ne elde ederim?" sorusunda Çiriş otunun bir türü olduğu Zambak çiçeğinin İngilizcedeki karşılığı Lily, yani aşık olduğu kadın,Harry'nin annesi, baş düşmanı James'in karısı. Oradaki Pelin otu da "gecikmişlik ve keder" anlamına gelen bir kavrammış yine buna benzer olarak Roma Mitolojisi'ne göre Roma'nın kurucuları olan Romulus ve Remus'un -kurt adama dönüşen Lupin'in baş ismidir kendisi- dişi bir kurt tarafından emzirilen insanlar olarak biliniyor. Buradan Lupin'e ön ad olmuş bir isim yani Remus. Yine aynı şekilde Köpek dönüşümü yapabilen Sirius Black'ın ismi de gökyüzündeki en parlak yıldızlardan biri olan Sirius A'nın diğer isminin Köpek Yıldızı isminden geliyormuş. Böyle ince ayrıntıları fark edince daha fazla okuyası geliyor insanın.. Bu kitabın asıl kahramanı Sirius Black'e gelecek olursam, Lupin ile birlikte James Potter'ın en yakın arkadaşı olan adam. Benim favorim. Son 100-150 sayfasına bir oturuşta okuduğum kısımlarını oluşturan kişi. Sonda söylemiş olduğu #44107957 sözüyle gözlerimi gerçekten doldurdu #44104582 bu satırlarda arkadaşlarına gerçekten de ne kadar sadık olduğunu gösterdi 12 yıl Azkaban'da arkadaşlarının intikamı için kendine sahip çıktı en sonda ise masum olduğunu anlayan Harry'nin yardımıyla çok uzaklara, özgürlüğe uçtu Şahgaga ile birlikte. Yine onun kadar sevdiğim Lupin öğretmen de kurt adam olma talihssizliğini yaşayan ama arkadaşları tarafından dışlanmayıp kendi gibi bir Animagus'a dönüştüklerini görmek onu ne kadar minnet duygusu verdiyse bana da verdi ne güzel arkadaşlıkmış be dedirtti. Ve son olarak Harry'nin sadece çok güçlü büyücülerin yapabildiği #44107649 büyüsü ile oluşan Çatal Boynuzlu Geyik silueti kitabın bir şişe sıcak Kaymakbirası içmişim gibi içimi ısıtan sahnesiydi. AZKABAN TUTSAĞI böyleydi.
Aylak, Kılkuyruk, Patiayak ve Çatalak. Sihirli Muziplik Sanatçılarının Yardakçıları gururla sunar: ÇAPULCU HARİTASI.
KurtAdam kılığına dönüşen Remus Lupin'i Aylak, arkadaşı Lupin için dönüşümünü Köpek'ten yana kullanan Sirius Black'ı Patiayak, arkadaşlarına ihanet edip köstebeklik yapan onursuz pis fare Peter Pettigrew'i Kılkuyruk ve Çatal Boynuzlu Geyik kılığında dolaşan Çatalak James Poter'ın arkadaşlıklarını böylece gördük. O GECE HEPSİ ORADAYDI... Umarım ilerideki zamanlarda Lupin ile Black'i daha fazla görürüm. Lumos. Muziplik Tamamlandı.
396 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Harry Potter'ı okumak, uzun bir yolculuktan sonra verilen mola, bir hafta çalışmanın ardından gelen bir günlük tatil gibi geliyor bana; dinlendiğim, soluklandığım aynı zamanda da büyük keyif aldığım zamanlar. Serinin üçüncü kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı okumuş bulunmaktayım ve artık kitabı okumaya başladığımda o dünyayı ne kadar özlemiş olduğumu hissediyorum.

Okul için alışveriş yaptıkları Diagon Yolu, üçüncü sınıfların ziyaret edebilcekleri büyücülere ait Hogsmeade köyü, cadılar bayramında ve noelde büyük salonda yapılan şölenler, Kehanet, İksir, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma gibi birbirinden ilginç derslere girmelerini keyifle, eğlenerek okuyorum. Artık serinin tüm kitaplarında aynı olduğunu düşündüğüm kurguya dayanarak kitabın sonunda beni heyecanlı olayların beklediğini ve çok şaşıracağımı biliyorum. Azkaban Tutsağı'nda da yine öyle oldu. Hogwarts'taki üçüncü yıllında Harry Potter'ı Azkaban kalesinde on iki yıl boyunca tutsak kalmış Sirius Black adında bir katil bekliyor. Bu kitapla birlikte yine yeni karakterler tanıyoruz, kimin iyi kimin kötü olduğunu kitabın son satırına kadar anlayamıyoruz tabi ki. Lupin, Pettigrew ve Sirius arasında yaşanan şaşırtıcı olaylar merakla okumamı sağladı Azkaban Tutsağı'nı.

Rowling artık alışılmış bir şekilde kitabın başlarında önceki kitaplardaki olayları tekrarlıyor, okura hatırlatıyor, bu biraz sıkabiliyor ama kitaplar arasında fazla zaman geçtiyse bir yandan da iyi olabiliyor sizin için. Harry Potter Dursley'lerde yaz tatilini geçiriyor ve okula gitmesinin ardından kitabın sonunda olayların çözülmesi ve bizi bekleyen şaşırtıcı son... İlk üç kitabında benzer sıra ile devam ediyor ve sanırım diğer kitaplarında da böyle sürecek gibi görünüyor. Keyifli okumalar.
396 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Expecto Patronum

Serinin daha 3 tane kitabını okumuş olsam da okuduğum her bir kitabı bir öncekine göre daha güzel oluyor. Zaten genel olarak da serinin iki kitaptan sonra gerçek manasıyla güzelleştiğini savunanlar çok fazla olduğu için de bunu bilerek ve bu durumun beklentisiyle seriye başladım ve bu güzel seri bu güzel kitabıyla beklentimi tamamen karşıladı, genelde bu tarz beklentilerle başladığım sağ olsunlar kitaplar çoğunluk olarak beni üzerdi Azkaban Tutsağı ise beklentimin azlığının farkına vardırttı. Nasıl desem kitap bu sefer daha bir gerçekçi ve daha bir olgunlaşmış hissi verdi, birçok ipucu vermiş olmasına rağmen sonlarında ve final kısmında daha olgun daha güzel şekilde şaşırtabildi. Şaşırtmasıyla beraber duygulandırabildi de.

İlk iki kitapta olduğu gibi Rowling yine final zamanı olacak şeylerle ilgili kitabın başından beri okuyucuya ipuçları veriyor, bu sefer ise ilk 2 kitaba göre çok çok daha fazla ipuçları vererek daha doğrusu dikkatli okurun yakalamasını isteyerek final hakkında okuru hem düşünce sahibi yapıp tahminlerde bulunduruyor hem de bunlarla beraber yanıltabiliyor. Cümlemden de anlaşılacağı üzere kurgu bayağı bir katmanlı, yeni karakterler ve unsurların fazlasıyla etken olup detaylandırıldığı ve bunlarla beraber seri ile ilgili yeni birçok şeyi de öğrenebileceğimiz içerikte. Düşünün artık Malfoy’u bile fazla okumayıp yeni unsurların içinde geziniyoruz. Malfoy ve diğerleri kitabın içinde çok fazla aktif olmamasından dolayı sanırım Rowling sayfa sayısını kısa tutmak da istemiş olabilir. Zaten serinin bu kitabından sonra kalan kitaplarında Rownlig’ın sayfa sayısının fazlasıyla arttığını görüyoruz. Sihir dünyasından yeni karakterlerle de tanışıyoruz bu kitapta, hayal gücünün en kuvvetli olduğu tartışmasız benim için “Hızır Otobüs”, Ruh Emiciler ise Yüzüklerin Efendisi Dokuzlar’dan sonra fantastik kitapların artık olmazsa olmaz tür karakterlerinden. Yüzüktayflarına fazlasıyla benzeyip onları akla getiriyor ama bana daha çok Robert Jordan ‘ın Zaman Çarkı serisindeki “Soluk”ları hatırlattı, gerek karşılarındaki kişiye verdiği öpücükler olsun, gerek tayfların aksine sayılarının çokluğu olsun gerekse de göz ve yürüyüş hareketleri olsun birbirine daha çok benzer şekilde.

Bu kadar güzelliğinin ve barındırdığı yeniliklerinin yanında da aslında bir nebze de olsa kendini tekrarlayan ve az da olsa “Yine mi yani?” dedirten bir kitap. Klasik şekilde 4 Privet Drive’da Dursleyler’in yaptıkları ile başlayıp Harry’nin bir şekilde o evden çıkması, yine ufak ama farklı bir macera ile beraber Hogwarts’a gidilmesi, yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocası ve bu hocadan kitap sonunda bir şeyler çıkması, Harry’nin başını belalara sokup bunlardan ucuz bir şekilde kurtulması gibi klişelerin olduğu bir kitap, aslında bu durumlardan sıkması gerekirken aksine hem bu durumları beklenti haline getirip hem de sevdirterek farkını ortaya koyan bir seri.
396 syf.
·10/10
Seride sevdiğim kitap sıralamasında 3. olan kurgusu çok sağlam bir kitap. Mitolojide hastası olduğum hayvanın kapak resminde görmemle daha bir içim ısınmıştı. :D Seride sevdiğim karakterlerden 2 tanesi daha sahneye çıkıyor. Fantastik dünyaya ruh emici yaratığının kazandırılması çok sevdim(Bence yaratığın özellikleri üstümde test etmek isterdim. Öpülmek haricinde. :D). Hermione'nin zekisi ve hırsının hayranlığı bu kitaptan kalmadır. Son söz olarak acaba dikkatle bakıyor musunuz. :D
396 syf.
·3 günde·9/10
Zihnimi gerçekten arındırıp, tamamen boşalttığım ve keyiflendirdiğim bir seri filmlerini izlemeden önce okusaydım keşke diyorum. Muhtemelen kendi kahramanlarımı yaratarak okumak, çok daha heyecan verici olacaktı
396 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı

Öncelikle bir insan herhangi bir kitaba bașlarken bir beklenti içine girmeli haksız mıyım?

Mesela bir dostoyevski'den macera konulu bir roman bekleyemeyiz. Konular bellidir Rusyada ki fakir ve yozlazmıș halk vs...

Șimdi J.K Rowling ve Harry Potter'a gelelim. Yani yazarımız ve kitabından ne bekliyoruz?

Ben șahsen edebi anlamda bir șey bekleyerek bașlamadım veya karamsar bir dünya görmek istemedim. Tek isteğim biraz fantastik bir dünyaydı ki çok fantastik okumam. Fakat en çok istediğim șeye gelirsek... Dostluk ve Sevgiydi....

Niye mi Dostluk ve Sevgi? ÇÜNKÜ insan bazen kendini bunalmıș, sıkılmıș veya yalnız hissedebiliyor.

Bende kendimi yalnız hissettiğim bu dönemde Harry Potter kardeșimizin üçüncü kitabına verdim, benim ilacım bu olabilir diye düșünüyordum.

Düșüncelerimde haklı mıydım?
Tabii ki EVET serinin üçüncü kitabı harika ve ters köșelerle doluydu ve tatlımsı evrenini unutmamak lazım ki kitabı bu kadar güzel yapan kesinlikle evreni.

Velhasıl kelam Harry Potter serisine iyi ki bașlamıșım diyor sizlere de tavsiye ediyorum çünkü ben bu seriye bașlamadan önce ikilemlerdeydim Çünkü kimi arkadașım serinin çok güzel olduğunu her yıl bir kere bitirdiğini söylerken diğerleri çok çocuksu veya velet iși olduğunu dile getiriyordu.

Benim nacizane fikrim yediden yetmișe herkesin keyif alacağı tatlı bir dünyaya, güzel arkadașlıklara ev sahibi bir kitap. Okuyun, okutturun
396 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
Hepimizin onlarca kez filmini izlediğimiz kitap... gerçekten efsane güzeldi. Filmde olmayan çok fazla şey var. Mesela Quidditch maçları. Filmde olsaydı daha bir keyifli olurdu. Kitapta tam üç tane maça çıktılar ve izliyormuş gibi heyecanlandım. Bu filmde olmayan ama kitapta olan çok küçük bir ayrıntı bile olabilir. Kitap cidden çok daha iyiydi. Olaylar çok daha ayrıntılıydı. Sirius Black’in o mükemmel mektubu çok tatlıydı. Harry’nin babasının aslında bir Animagus olduğunu öğrendiğimde şok oldum. Neyse kitapla ilgili spoi vermeyeyim, ama filmi kaç kere izlemiş olursanız olun kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
396 syf.
·10 günde·8/10
Serinin üçüncü kitabında ise olaylar yavaş yavaş derinleşiyor. Harry Potter'ın tanıyamadığı ailesini öğreniyoruz biz de. Ve sevdiğim iki karakter daha giriyor bu kitapta maceraya: Sirius Black ve Remus Lupin.
Harry, Hermione ve Ron'un arkadaşlıklarındaki dalgalanma bu bölümde hoşuma gitmeyen tek olay oldu.
Ben de Hogwarts'dan mektup falan bekliyorum işte hala.
396 syf.
·4 günde·8/10
Zaman geçtikçe Harry Potter ve arkadaşları biraz daha büyüyorlar. Onlarla beraber Harry nin macerası da gittikçe daha heyecanlı ve korkutucu oluyor. Hikaye muhteşem bir şekilde ilerleme yapıyor ve heyecandan bile olup bitenlere aldırış etmiyorsunuz. Üstelik önce filmini sonra kitabı okumama rağmen merak uyandırmaya devam ediyor.
396 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yine soluk soluğa bir macera. Ayrıca oldukça da uzun. Elimden hiç bırakmadım diyebilirim. Hayata dair verilen mesajlar gerçek hayatta cevabını buluyor. Bence inanılmazdı!
396 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bazen insanlar suçsuz oldugu halde yıllarca suclanabılırler. Hatta binlerce insan da yanlış görmüş ve suçsuz insanı yıllarca zindana hapsetme pahasına şahitlik eder. Halbuki asıl suçlu rahaaat rahat dolaşır. Ta ki bikaç küçük çocuk bu olayı çözer ama yine de şahitlikleri önemsenmez. Ama yine de o küçükler sayesinde suçsuz suçlu kurtulur...
"Mr Aylak, Profesör Snape'e selamlarını sunar ve anormal derecede büyük burnunu başkalarının işine sokmamasını rica eder."
Snape dondu kaldı. Harry nutku tutulmuş halde mesaja bakıyordu. Ama harita bununla kalmadı. İlkinin altında başka yazılar da beliriyordu.
"Mr Çatalak, Mr Aylak'a katılmakla kalmayıp, Profesör Snape'in çirkin bir rezil olduğunu eklemek ister."
Durum o kadar ciddi olmasa, çok komik olurdu aslında. Üstelik dahası da vardı...
"Mr Patiayak böyle bir budalanın Profesör olabilmesine nasıl hayret ettiğini belirtmek ister."
Harry dehşet içinde gözlerini yumdu. Onları yeniden açtığında, harita son sözünü söylemişti.
"Mr Kılkuyruk, Profesör Snape'e iyi günler diler ve saçını yıkamasını salık verir, pis herif."
"Böcürt nedir?" diye sordu Profesör Lupin.
Hermonie elini kaldırdı.
"Biçim değiştiricidir." dedi. "Bizi en fazla neyin korkutacağını düşünüyorsa onun biçimine bürünür."
...
Hermonie, "Keşke ben de Böcürt'le karşı karşıya gelseydim." dedi.
"Seninki ne olurdu?" dedi Ron, kıs kıs gülerek. "On üzerinden dokuz aldığın bir ev ödevi mi?"
"... beynin ve kalbin çalışmayı sürdürdükçe ruhsuz da varlığını sürdürebilirsin. Ama artık ... hiçbir şeyin olmaz. Düzelme şansın sıfırdır. Sadece var olursun. Boş bir kabuk gibi..."
Sanıyor musun ki sevdiklerimiz ölünce bizi gerçekten de terk ederler? Zora düştüğümüzde onları her zamankinden de berrak bir şekilde hatırlamadığımızı mı sanıyorsun? Baban senin içinde yaşıyor Harry ve ona ihtiyacın olduğu zamanlarda kendini açıkça gösteriyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
510
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter and the Prisoner of Azkaban
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter Und Der Gefangene Von Askaban

Kitabı okuyanlar 7.030 okur

  • Barış Çağakan Tekçe
  • Çağla Yalçınkaya
  • Berna Taş
  • Tuna Taycan As
  • Beyza
  • ⠀Cihan  Akboru⠀ོ
  • Gürkan Özer
  • Hilal Aslan
  • Ayşe Ergin
  • Elif Sezer

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (2)
9
%0
8
%0.1 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları