Yaşar Yıltan

Yaşar Yıltan
@YasarYiltan
Öykü ve roman yazarı; İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatından mezun oldu.
1. Sevgili Sanat (sanatsal mektuplar), 2. Günleri Unuttuğum Zamanlar (roman), 3.Acımasız Buz Yangını (roman), 4. Dilerim Çengi (Öykü), 5. Yaşanmış Yıllar (öykü), 6. Kerbela Şehitlerinin Destanı (manzum öykü)
Üniversite
31 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Lgs Sınavı
Bir yanda çocukları iyi eğitim alsın, muhanete muhtaç olmasın diye çabalayan aileler, diğer yanda memleketten çok kendi siyasi çıkarları için türlü oyunlar peşinde koşan siyasiler. LGS'de çocuklarımıza başarılar diliyor, Ailelerini ise kutluyorum."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ateşten Gömlek
_____**_Bu roman, Peyami adlı Türk Kurtuluş Savaşı askerinin günlüğü şeklinde yazılmıştır. Romanda, 3 Kasım 1921’de başlayan ve 17 Aralık 1922’ye kadar devam eden Peyami’nin günlüğü yer almakta ve Peyami günlüğüne, Türk Kurtuluş Savaşı sırasındaki anılarını yazmaktadır. Ayrıca Peyami’nin anıları, Ayşe adındaki genç bir kadınla ilgilidir. Ayşe hemşiredir ve aynı zamanda ülkenin kurtuluşu için çalışmaktadır. Peyami ve İhsan adlı iki asker ona âşıktır. Peyami günlüğünde, bir yandan İstanbul’un işgalini, Türk ve Halide Edib Adıvar’ın Ateşten Gömlek Adlı Romanında “Biz” ve “Ötekiler” Türk olmayanların işgal sırasındaki davranışlarını ve Türk Kurtuluş Savaşı’nı anlatır. Romanda Osmanlı Padişahının ve yöneticilerinin İngilizlerle iş birliği içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yazar, Osmanlı padişahının İngiliz yöneticilerle iş birliği yaptığı için dürüst olmadığını belirtmektedir. İngiliz yöneticiler, padişahla gizlice görüşmelerine rağmen, yine de halk bunun farkındadır. Yazar, roman boyunca farklı bölümlerde, Osmanlı padişahının İngiliz kuvvetlerini desteklediğini ve bu fikrinden dolayı vatan haini olduğunu iddia etmektedir. Bu nedenle, Osmanlı Padişahını “İngilizlerin Halifesi” şeklinde nitelendirerek, onun düşman tarafında olduğunu vurgulamaktadır: “Anadolu’dan isyan haberleri geliyor, İngilizlerin Halifesi ile milletin asi çocuklarının dövüştükleri söyleniyordu.” (Adıvar 2014: 58). Yazar, aynı zamanda padişahın ordusunda diğer milletlerden askerlerin bulunduğunu da belirtmektedir. Ayrıca, bazı Türk askerleri de özgürlük yanlısı Türklere karşı savaşmaktadır: “Çerkes köyleri etrafında Türk, Çerkes, Rum, hatta Ermeni bir hayli eşkıya Halife ordusuna iltihak etmiş, bizim kuvvetlerle yer yer vuruşuyorlardı.” (Adıvar 2014: 59) ...
YAŞAR YILTAN'IN SEVGİLİ SANAT'ı-M. Demirel Babacanoğlu
“Sevgili Sanat”(*) Yaşar Yıltan’ın kitabı; 25 mektubu kapsıyor. Baştan sona sorularla, yanıtlarla dolu. Edebiyatının başka bir türü denebilir. Batı etkisinde, klasik biçemde yazılmış! Soru soran da yanıt veren de yazarın kendisi. İç/dış değerlendirmelerle örülmüş bir yapıt… Girişte; “Sevgili Sanat, hafızamda senden başka hiçbir şey yok! Paradoks desem… Sen/ben gibi… belki… Sonra sana bakıyorum, siyah bir şapka, nasıl olur acaba diyorum, kenarında kan damlası gibi kırmızı bir gül. Neden siyah üzerinde kan rengi? Siyah dünyanın üzerine kırmızı şarap dökmeli… Dünya aşk sarhoşu olmalı… Siyah bir şapka nasıl olur diye düşünüyorum tekrar…” diyor. Düz düşüncelerin terslikleri, aykırılıkları veriliyor. Yazacaklarını, söyleyeceklerini bu paragrafta söylüyor. “Özgürlük kolay kazanılmaz” diyor; “hele kadınsan bu daha zordur. (ne söz ama)” Dünya/insanlar yaratılırken bir terslik olmuş galiba? Kadınlar aşağıda, ikinci üçüncü… planda yaratılmış sanki? Tabiat böyle bir yanılgıya düşer mi? Ama o tersliği özünde getiren insan, kendi cinsinden olan kadını, getirdiği düzenlerle, yöntemlerle arka plana atmış, itmiştir! Bayların bencilliğinden başka nedir bu? Hem keyiflerini görecekler, hem de insandan saymayacaklar kadını? Kadın öne çıkınca, baylar için özgürce söz etmek kısıtlanıyor! Bizim toplumda, kadın yaratık bile sayılmıyor! Cinsel nesne olarak bakılıyor ona. Hatta “Cinsi latif” bile deniliyor. Yaşamda böyle bir yönseme haddinden fazla var! Baylar kendilerini ancak böyle bir yönsemeyle var sayıyorlar. Böylesine arka plana koydukları karşı cinslerini, bir mücevher bir kutuda nasıl saklanırsa öyle saklıyorlar. Başkası görmesin, bakmasın… Sınırsız koşulsuz uyum (itaat) bekliyorlar. Bu açıdan bana sorarsanız baylar da özgür değil. Bir çelişki de, belki de daniskası burada yatıyor. İki
"İnsan kaybedeceğini bile bile sırf 'keyif' olsun diye kumar masasına oturur mu? Evet, oturur. Zaten işin 'sırrı' da bu. Sırlar olmasa hayatın tadı da olmaz tuzu da."YaşarYıltan
Cafe Kitap Kulübünün düzenlediği 4. Öykü Yarışması sonuçlandı. Arif Mutlu Bengül, Ayfer Gündoğdu, Cemal Ünal, Dilek Karatay, Seyfettin Taş ve Yaşar Yıltan'dan oluşan Seçici Kurul gelen öyküleri değerlendirdi. İlk 23 öykü tekrar değerlendirmeye alındı. Sıralama şu şekilde oluştu. Katılan herkese teşekkür ediyoruz.