Yaşar Yıltan

Yaşar Yıltan
@YasarYiltan
Öykü ve roman yazarı; İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatından mezun oldu.
1. Sevgili Sanat (sanatsal mektuplar), 2. Günleri Unuttuğum Zamanlar (roman), 3.Acımasız Buz Yangını (roman), 4. Dilerim Çengi (Öykü), 5. Yaşanmış Yıllar (öykü), 6. Kerbela Şehitlerinin Destanı (manzum öykü)
Üniversite
31 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi
YAŞAR YILTAN'IN “SEVGİLİ SANAT”KİTABI ÜZERİNE Sanatın, aşkın, güzelliğin iç içe anlatıldığı, mitolojiden çağdaş sanata kadar birçok konuya, sanatsal eserlere ve sanatçılara değinilen kitapta, birbirinden güzel ve keyifle okuyacağınız 25 sanatsal mektup yer alıyor. Aşk ile ilgili güzel söyleyişleri görülür: “Yakaladıysan aşkı, yalnızlığı ve de seni; deklanşöre defalarca bas; onlarca, yüzlerce, binlerce kez bas... Belki bunlardan birinde yalnızlığı, birinde aşkı, birinde de özellikle “seni” ölümsüzleştirirsin.” “Siyah dünyanın üzerine baştan başa kırmızı şarap dökmeli… Kırmızı şarapla dünyayı sarhoş etmeli... Dünya aşk sarhoşu olmalı... Siyah bir şapka nasıl olur diye düşünüyorum tekrar.” "Bilmem ki, belki de sen içimdeki metaforların keman sesiydin. Seni bulayım diye ne kurgular kurdum, bir bilsen…" Şehirlerin sanatla özdeşleştiği kimi şehirleri sanatıyla anlatır.“Sevgili Sanat, dünyada şehirlerin kimileri adeta sanat için yaratılmış; Budapeşte, Paris, Prag, Viyana, Rio, St. Petersburg… mimarinin, resmin, heykelin, müziğin başkenti sayılabilir mi? (…) Viyana’da Vals, Buenos Aires’e tango, Rio de Janeiro’ya samba…” Bir insan bir konuda nasıl derinleşirse, bir şehir de öyle. “Portakal Çiçeği Karnavalı” oluşturmak istedik, iyi de gidiyor. Bunu, daha çok çalışarak Adana ile özdeşleşir hale getirmek gerekir. Yazar kitabında sinemaya da yer vermiştir. “Hababam Sınıfı”ndan tutun da “Akıl Oyunları” filmine kadar birçok film hakkında düşüncelerini yazmıştır. Tiyatrodan müziğe kadar değişik sanat dallarıyla ilgi düşüncelerini yazmıştır. Kendi içsesinden tutun da soru yanıt diyalogları çokça yer alır: “Sevgili Sanat, Dionysos adına düzenlenen bağ bozumu törenlerine benimle birlikte gelmek ister misin? İstemez misin? (belki biraz daha ısrar edersem kanar) Mehtaplı gecede
Sevgili SanatYaşar Yıltan · Baygenç Yayınları · 20210 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
İki Şehrin Hikayesi güzel bir kitap. Okumak isteyenlere tavsiye ederim. Ben Fransız İhtilalinde herkesin özgürlük, cumhuriyet gibi nedenlerle mücadele ettiğini sanıyordum ama öyle olmadığı anladım. Bir yerde 'Aydınlanma' varsa bunu yine eğitimli, çağdaş, ileriyi görebilen insanların önderliğinde gerçekleşebileceğini gördüm.. Yönetimsel boşluktan yararlanan kötü niyetli insanların 'özgürlük' adı altında sergiledikleri vahşeti görmek bakımından benim için iyi oldu. Bu kadar kargaşa arasında bir ailenin başından geçenler de güzel anlatılmış.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma
CANETTİ’NİN “KÖRLEŞME”DEKİ DÜNYASI
Puan vermedi·518 syf.··
2025 1. kitabı
YAŞAR YILTAN “Körleşme” ne yazık ki insanoğlunun gerçekler karşısında kendini körleştirdiğinin anlatıldığı bir kitaptır. Kimi zaman insanlar, akıl dışı hareketler sergilemeye başlar; insanlık için doğru şeyler düşünemez olur. Bu durum karşısında topluma yön veren aydınlar da farklı farklı tepkiler verir: Bir şey yapmayacağını düşünen kimi aydınlar susmayı tercih eder. Kimi aydınlar ise mücadele etmeyi tercih eder; ancak mücadele eden aydınların bir kısmı ya özgürlüklerinden mahrum bırakılarak susturulur, sindirilir ya da söyledikleri ciddiye alınmamış gibi davranılarak, onunla alay edilir, aşağılanır; böylece onun da düşüncelerinin söylenmesine engel olunmaya çalışılır. Susturulan, sindirilen, ciddiye alınmayan ya da alay eden aydınlar, kendilerini toplumdan soyutlanmış hissederler; hatta bir süre sonra da çıldırma noktasına gelebilirler. Aydınlarına sahip çıkmayan, aydınlarına önem vermeyen körleşmiş toplumlar, çok geçmeden büyük felaketlerle karşı karşıya kalırlar. İşte bu romanda, bir aydının insanların akıl dışı davranışları karşısında, mantıksızlığın egemen olduğunu görmesi ve bunun büyük felaketlere neden olacağını sezmesi karşısında “çıldırması” anlatılmıştır. Elias Canetti “Körleşme”yi, Almanya’da edebiyatın, politikanın kirli gölgesi altında kaldığı bir dönemde yazmıştır. Kitabın ana kahramanı Prof Dr. Kein’dir. Kein, sinelogdur (Çin bilimleri uzmanı). Ayrıca Antik diller üzerinde de oldukça bilgisi olan biridir. Prof.Kein’in tek tutkusu kitapları ve bilimdir. Babasından kalma tüm servetiyle kitaplar almış ve 25.000 kitaptan oluşan bir kütüphane oluşturmuştur. Bu yetmezmiş gibi kendini bu kitap cennetine hapsetmiş, çalışmalarını dış dünyadan kopuk bir şekilde sürdürmeye başlamıştır. Bu kütüphane adeta onun dünyasıdır. Ancak dış dünyayı tanımadan, gerçeklerin
Edebiyat
KörleşmeElias Canetti · Payel Yayınları · 20094,492 okunma
Puan vermedi·779 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
BUDALA-DOSTOYEVSKİ İsviçre’de sara hastalığı tedavisi gören Prens Mışkin, trenle Petersburg’a dönerken trende Rogojin ve Lebedev adlarında iki kişiyle karşılaşır, onlarla sohbet ederek yolculuk eder. Petersburg’a gelince, General Yepançin’in evine uğrar. Genral Yepançin’in karısı Lizaveta ile akraba olduğunu söyler, onlarla tanışır. General Yepançin ve karısı Lizaveta Yepançin’in Aleksandra, Adelaida, Aglaya adlarında üç kızı vardır. Burada Nastasya Filipovna adında çok güzel bir kadının fotoğrafını görür. Kalacak yer olarak da General İvolgin’in evine geçecektir. General İvolgin, karısı Nina İvolgin, oğlu Gavrila, kızı Varvara ve küçük oğlu Kolya ile birlikte kalmaktadır. Evlerini oda oda kiraya vermektedirler. Prens Mışkin de bu odalardan birini kiralar. Prens Mışkin’e bir akrabasından yüklü miktarda miras kalmıştır. Bu işi halletmek için Petersburg’tan sonra Moskova’ya gider. Aylarca orada kalır, sonra Petersburg’a döner. DOSTOYEVSKİ'NİN KARAKTERLER ÜZERİNDEKİ YÖNLENDİRMESİ. Dostoyevski, roman kişilerini derinlemesine işlemiştir. Hatta kimi zaman onları yönlendirmiştir; mesela Rogojin’e sürekli olarak olarak Nastasya Filipovna’yı ya suda boğması ya da boğazını keserek öldürmesini söylemektedir. İkinci ana kahraman Nastasya Filipovna’dır; Nastasya Filipovna’nın hüzünlü dramatik bir hikayesi vardır. Çok güzel kadındır ama kader derler ya. Nastasya Filipovna’nın sonu da Madam Bovari’nin ve Anna Karanina’nin sonu gibi ölümle bitmiştir. Hatta bizdeki Bihter gibi. ROMAN KAHRAMANIMIZ PRENS MIŞKİN İLE YAZAR DOSTOYEVSKİ ARASINDAKİ BENZERLİKLER: Petersburg hem Prens Mışkin hem de Dostoyevski için önemlidir. Prens Mışkin Sara hastasıdır Dostoyevski de Prens Mışkin İsviçre’de giyotinle idam edilmeyi görmüştür. Dostoyevski de az daha kurşuna dizilerek öldürülme ile karşı
2022 Okuma Raporları
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
9/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2022 21:33
SATRANÇ XX.yüzyılın ilk çeyreğinde l.Dünya Savaşını görmüş bir insanın içine düştüğü umutsuzluğu ve savaşın korkunç yüzünü gören Stefan Zweig, aynı yüzyılın ikinci çeyreğindeki yeni bir Dünya Savaşı karşısında da iyice karamsarlaşır. Avrupa’nın içine düştüğü bu durumdan oldukça üzüntülür ve buna Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği melankoli sınırlarına dayanan bir karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolamayacağı düşüncesine daha fazla dayanamayarak, 1942’de dünyayı savaşanlara bırakıp hayatına son verir... Böylece Avusturyalı yazar ll.Dünya Savaşı’nın tam ortasında, savaşın ruhunda bıraktığı acıya daha fazla dayanamayarak intihar eder. Kitapta üç ana kahraman var: Mikro Czentovic, McConnor ve Dr.B. Olay, New York’tan kalkıp Buenos Aires’e giden bir yolcu gemisinin hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mikro Czentovic de bu gemidedir. Anlatıcı, Czentovic’le tanışmak ister, ama bir türlü tanışamaz. Bunun üzerine, bir yol arar ve sonunda aradığı yolu bulur. Gemide bir satranç partisi düzenleyecektir. Düzenlenir de. Bu partinin en önemli kişisi, satranca ilgi gösteren McConnor adlı hırslı, yenilgiyi asla hazmedemeyen bir milyonerdir. Dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’in gemide olduğunu öğrenince, ücreti karşılığında, Czentovic’e bir parti satranç oynamayı teklif eder. Czentovic de kabul eder. İlk maçını kaybeden McConnor, bir kez daha oynamayı teklif eder. Dünya şampiyonu bunu da kabul eder. İkinci oyun da McConnor için oldukça kötüdür. Tam bu sırada, oyununu izleyen Avusturyalı bir göçmen olan Dr. B., oyun sırasında kendini tutamayıp oyuna karışır ve oyun beraberlikle sonuçlanır. (Buradaki oyun hayal ürünü bir oyun değildir; Alexander Alekhine ile Efim Bogolyubow arasında oynanan oyunun hemen hemen aynısıdır. Bad
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma