Çook sevdiğim bir serinin ilk kitabı olan Hainin Mührü incelemesi ile geldim!!!
Öncelikle Hainin Mührü, bir distopya. Hem de en ilgi çekici olanlarından bence. Kısaca konusu, betonlaşmış dünyamızda sular yükselmiş ve ayak basılacak bir avuç toprak parçası kalmış. Birinci Dünya sular altında, İkinci Dünya'nın denizlerinde yeni bir hayat başlamış .
Verimli topraklarda yaşayan Ark, çorak kayalıklarda Ark'ın desteğini almadan yaşayamayacak olan Kaya Halkı ve Ark'ın Kaya Halkı'na gönderdiği yiyecek gemilerini yağmalayarak yaşayan bir korsan topluluğu olan Gezginler... Ve sonrasında macera bizi bekliyor.
Kurgu olarak benim okuduğum çoğu kitaptan farklı, oldukça sürükleyiciydi. Her bölüm bir çok olay oluyor ve sayfalarI çevirirken kitabın bittiğini bile fark etmiyorsunuz.
Beş ana karakterimiz var: Lunu, Arm, Dante, Beau, Hodbin. Birbirlerinden o kadar farklı bir o kadar da benzer karakterler ki... Kitabın en güçlü yönlerinden birisi kesinlikle karakterin çok boyutlu yapısıydı. Belli durumlarda kimin, ne tepki vereceğini tahmin edebileceğiniz kadar iyi tanıyabiliyorsunuz karakterleri. Ve günün sonunda yaşanan iyi ve kötü olaylarda hiçbirini suçlayamıyorsunuz çünkü onları anlayabiliyorsunuz.
Kitap öyle dokunaklı ki ana karakterlerden çok yan karakterleri sevebiliyorsunuz.
Kurgu, karakterler böyle olduğunda bana daha gerçekçi geliyor. Bu tarz macera, yolculuk kitaplarında "yazar yazıyor"muş gibi değil de "karakter yaşıyor"muş gibi okumayı daha çok seviyorum. Yazarın planladığı hikayeyi okumaktansa karakterin verdiği kararları okumayı tercih ederim yani. Hainin Mührü, sırf bunun için bile tam puan aldı benden.
Distopya ve fantastik eserlerde en önemli konu bana kalırsa, evren tasarısıdır. Başka bir evrende geçen bir kitap okuyorsam başka bir evrende olduğumu hissetmek