Buraya bu kitap için klasik anlamda bir inceleme yazısı yazmak pek mümkün görünmüyor. Çünkü amacım incelemek değil; daha ziyade bende uyandırdığı bazı duygulardan söz etmek. Kitabı bitirmenin beraberinde getirdiği o garip neşe ve hüzünle kaleme alıyorum bu satırları.
Doğan hoca, gerçekten güçlü ve derinlikli bir yaşam tecrübesine sahip. Bu tecrübeyi okura yalnızca bilgi olarak değil, aynı zamanda bir “yaşanmışlık” olarak aktarıyor. Kitabı okurken sık sık kendisiyle oturup uzun uzun sohbet etme isteği duydum; zihnimde ona yöneltmek istediğim pek çok soru birikti.
Eser, kanaatimce ne bütünüyle bir psikoloji kitabı ne de klasik anlamda bir kişisel gelişim çalışması. Her iki alandan izler taşısa da onu farklı kılan şey, anlatılanların doğrudan hayattan süzülmüş olması. Doğan hoca, ele aldığı her duygu ve düşünceyi önce tefekkür etmiş, ardından yaşamış ve nihayetinde bize aktarmış.
Birkaç günde rahatlıkla okunabilecek bu kitabı ben üç haftaya yayarak okudum. Çünkü sindirerek okumayı hak eden bir metin.
Özetle, Doğan hoca hayatı kuru öğütlerle değil, derinlikli ve kıymetli temsillerle anlatıyor. Okunmaya ve paylaşılmaya değer bir eser.
İyi okumalar dilerim.