Yasin altınsoy

Yasin altınsoy
@Yasinaltinsoy
...
Girişimci
Üniversite
Aksaray
25 Ocak 1999
76 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Ölümün olduğu bir yerde yaşamak bir mucize.
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Bize dayatılan normlar mı delilik, yoksa içimizdeki herkesten farklı olan şeyleri yapmaya çalışmak mı bir delilik? Kitabımız, Veronika adında 24 yaşında, her şeyi güzel giden ideal bir aile yaşantısına sahip olan bir kadının intihar etmesiyle başlıyor. Ve asıl hikâyemizin geçtiği deliler hastanesi olan Villette'e gidiyor. Orada doktorumuzun, asıl olayın kahramanı Veronika'ya "1 hafta ömrün kaldı" demesiyle başlıyor. İlk başta Veronika hâlâ ölmeyi istiyor ve yollarını da arıyor. Fakat burada yavaş yavaş ölümü ensesinde hissettiğinde, normlara takılı kalmayıp aklından geçen tüm şeyleri yapmak istiyor ve yapabileceklerini yapıyor da. Tekrardan hayatta yaşama isteği geliyor. Kitapta "Vitriol" (Acılaşma) denilen asıl metaforumuz olan bir zehirden bahsedilir. Bu zehir insanı öldürmez ama yaşama sevincini, riski ve tutkuyu öldürür. İnsanlar bu zehri "güvenli bir hayat" sanarak her gün yudumlarlar. Veronika, ölümün soğuk nefesini ensesinde hissettiği an, bu zehri kusmaya başlar. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan insan, dünyanın en özgür insanıdır. Veronika özgürlüğü "delilik" diye tabir ettiğimiz şeyin kıyısında buluyor. Kitabı kapattığınızda kendinize şunu soracaksınız: "Ben bugün gerçekten yaşadım mı, yoksa sadece ölmediğim için mi günü tamamladım?" Eğer hayatınızın direksiyonu "başkalarının beklentileri"ne kilitlendiyse, Veronika'nın hikayesi sizin için bir kaçış tüneli olabilir.
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·184 syf.··
2026 2. kitabı
Özgürlük dediğimiz şey ne? Özgürlük, kapısı ardına kadar açık bir kafesten çıkıp gitmek midir; yoksa o kafesin içinde, kendi su kaynağını bulup yeni bir anlam yaratabilmek mi? Düzene girmiş bir hayat biçimi mi, günlük standartlara ayak uydurabilmek mi, her gün işe gelip gitmek mi, her gün sevişmek mi, anlık zevklerimizi paylaşmak mı, hayatımızı sosyal medyada rahatça paylaşabilmek mi? Yoksa bizim için sürekli olarak değişen bir şey mi? Kitaptaki asıl kavgamız ise karakterimizin ilk olarak fiziksel olarak bir hapisteyken sonra hapsine zihinsel olarak ayak uydurmaya başladığı zaman ve sürekli olarak kaçmaya çabaladığı yerden artık kaçması için her fırsat oluşmuşken sırf Ümit adındaki karga tuzağını nasıl bir su tuzağına çevirdiğini anlatmak için ilk başlarda hep kurtulmak istediği yerde kalmayı tercih ediyor ve mantıken artık özgür oluyor. Bir diğer olayımız ise kimlik ve aidiyet duygusu. Jumpei'nin böcek toplama merakı, isimlendirme ve sınıflandırma arzusunu (yani dünyaya hükmetme isteğini) temsil eder. Ancak kumların karşısında tüm etiketleri (öğretmenliği, vatandaşlığı) erir ve geriye sadece "var olmaya çalışan insan" kalır. Özgürlük, "Dışarıda" Olmak Değildir Abe, bize şunu sorgulatır: Jumpei çukurdan önceki hayatında gerçekten özgür müydü? Hayır. O zaman da meslektaşlarının ne düşündüğüne, bürokrasiye, ismini bir böceğe verip ölümsüzleşme hırsına tutsaktı. Şehir hayatındaki o rutinler, evrak işleri ve "kimlik kartları" da aslında görünmez duvarları olan bir kum çukuruydu. Yazarın görüşü: Fiziksel olarak nereye gidersen git, zihnindeki parmaklıkları kırmadığın sürece her yer hapishanedir. Özgürlük, Kendi Gerçekliğini Yaratmaktır (Su Tuzağı Metaforu) Jumpei ne zaman özgürleşti? İp merdiveni bulduğunda değil; suyu bulduğunda. Kumdan su elde etmeyi başardığı
Kumların KadınıKobo Abe · Monokl Yayınları · 20172,895 okunma
10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Türklerin atası, Türklerin babası Atatürk. Yarım asırda Orta Çağ'da kalmış bir milleti yeni bir Türk milleti olarak medeniyete kavuşturmaya çalışmış, ömrünü bu uğurda feda etmiş Atatürk. Herkesin okuması gereken, Atatürk'e biraz bile sempati duyan herkesin okuması gereken bir kitap. Atatürk'ün orta alt sınıf denilebilecek bir aileden gelip nasıl bir ülkeyi kurmak istediğini, fikirlerini ve düşüncelerini, yaşadığı zorlukları, yaşadığı yol ayrımlarını anlamak için gerekli bir kitap. Ve Atatürk'ün de dediği gibi: "Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir." Atatürk'ü anlamak için okumak gerekiyor. Kitap, Atatürk'ün çocukluğundan ölümüne kadar detaylı şekilde anlatıyor. Akıcı bir dille, tarafsız bir şekilde yazılmış.
AtatürkLord Kinross · Altın Kitaplar · 20232,467 okunma
7/10
·160 syf.··
2025 15. kitabı
Yahudilik hakkında objektik eleştirel degil eleştirelere zemin hazırlayan Kitap yahudiligi sevdirmiyor kötülemiyor romantize etmiyor okunabilecek iyi kaynaklardan Okunması gereken bir eser yahudilik hakkında tavsiye ederim özelliklede müslümanlıkla ile ilgili konulara yabancı olmayan birin elinden cıkması sebebi ile...
Yahudilikİhsan Şükrü Daştan · Festival Yayınları · 201620 okunma
7/10
·589 syf.··
2025 14. kitabı
Kitap, İslam dinini sadece teorik bir bilgi yığını olarak değil, günlük hayata dokunan pratik bir rehber olarak ele alıyor. Aşırı derecede sade ve anlaşılabilir herkesin okuyabilecegi seviyede. Eser klasik ilmihal düzenini takip ediyor. "İman", "İbadet", "Haramlar-Helaller" ve "Ahlak" bölümleriyle bir Müslümanın doğumundan ölümüne kadar karşılaşabileceği meselelere ışık tutuyor. Özellikle ibadetler bölümündeki şekilsel tarifler (namazın kılınışı, oruç halleri vb.) oldukça açıklayıcı. Ağır fıkıh terimlerinden mümkün olduğunca arındırılmış, günümüz Türkçesiyle, her eğitim seviyesinden insanın anlayabileceği bir dille yazılmış. Kaynağını Kuran ve Sünnet'ten almayan hurafelere karşı net bir duruşu var. Genellikle Hanefi mezhebi esas alınarak yazılmış olsa da, yer yer diğer mezheplerin görüşlerine de (özellikle Şafii) değinilmesi zenginlik katmış.
İslam İlmihaliSeyfettin Yazıcı · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 20161,033 okunma