Bilinenin aksine ilk katil kabil değil Ay'dır. Tanrı evreni yarattığı günden beri her gün güneşi karanlığa gömüyor ve bunu inanılmaz bir kinle yapıyor. Ayın göğe yükselmesiyle Güneş her gün tekrar ölüyor, her gün akan kanları bulutları kızıla boyuyor. Ay Dünya üzerinde ki hakimiyetini Güneşi katlederek kuruyor. Bunu yapıyor çünkü kıskanıyor, Ay'da şeytanın insanları kıskandığı gibi güneşi kıskanıyor, bu kadar ışık saçmasını, bu kadar sıcak olmasını, varlığını bu kadar hissettirmesini, düyanın varlığının onun sıcaklığına ihtiyaç duymasını kıskanıyor ama Güneşin sayesinde değil dünyada ki hayat. Güneşin dünyayı buharlaştırma arzusundan dolayı hayat var gezegende.
Bildiğiniz gibi yada bilmediğiniz gibi güneş sisteminde 9 gezegen vardır, Ay hep en uzakta, en dışarıda kaldı, belki kendisi istemedi onların arasında olmayı, belki kibirli karakteri buna izin vermedi ama içinde kabullenemediği duyguları var. Kibri onların arasında olmayı kabul etmiyor, hepsinden güçlü, hepsinden daha üstündü. Hiçbirine ihtiyacı yok, yalnız kalmışlığı yalnız bırakıldığından değildi, kendi tercihiydi, kimse onu yalnız bırakmazdı. Ama siz bilmezsiniz, herşeyi görüp, herşeyden bu kadar uzak olmak ne kadar acı veriyor bilmezsiniz. Yıldızlar uzaktan bakıp acıyorlar ona, kendini bu denli yalnız hissetmese belki o da bu kadar acımasız, bu kadar nefret dolu olmazdı. Belki o da güneş kadar sevilse, dünyada yalnızca acı çekenlerin, katillerin ve suçluların perdesi olmasa, belki o da mutlu olmayı öğrenirdi. Güneş yeniden doğuşun, yeni bir başlangıcın, insanları bir araya getirmenin simgesiyken Ay bitişin, yalnızlığın, acının ve kederin simgesi oldu. Ay güneşten 456 kat daha küçük, ama nefreti 456 kat büyük ve nefret sınır tanımaz bir kin doğurur.
Ay acı çekmek için, kinini diri tutmak için uzay