Böyle bir çalışmaya inceleme yazmak için , öncelikte kitap içerisinde zikredilen sayısız ayrıntıya, kişiliğe, dönemsel koşullara, mezhepsel ekollere, siyasi tavırlara kısmen de olsa vakıf olmak gerekir. Bu eksikliğe rağmen, yazarın bu çalışmayı vücuda getirmek için giriştiği olağanüstü çabayı okumuş olmanın, gereksinimi içinde temsil niteliğinde olmayan birkaç kelimeyi birleştirmeye çalışacağım.
Evet kitap Abbasi döneminin katılaşmış olan islami (sünni) anlayışları ve (şii) kaygıları arasında tasavvufun mânâ alemine ilişkin vecd, esrime hallerindeki sòylem ve tasavvurunu bu iki islami yorum arasına konumlandırmaya çalışan çabalarını ve bu anlamda temsil niteliğinde en üst seviye olarak anlaşılan "Enel Hak" söyleminin , Allah ile kul arasındaki mesafeyi yekvücut haline getireren, Hallâc- ı Mansūr 'un çilesini anlatıyor.
Yine Abbasi hilafetinin o dönemde devlet politikalarının , devlet organizasyonun içinde yer tutmaya çalışan, mutezile, eşarilik, hambelilik, ve radikal şii unsurlarının etkisi altında kalarak sık sık değişmesi neticesinde, başkent Bağdat olmak üzere hanedanlığın bütün merkezi yerlerinde düzenlenmeyen güç dengelerinin, tasavvuf gibi resmi din sòyleminin dışında etki alanı oluşturmaya çalışan unsurların, daha çok proleterya arasında göstermiş olduğu etki ve oluşan çeşitli isyanlarla iç içe olması ve zayıflayan devlet otoritesinin bir yansıması olarak, yaşanacak olan bu trajik olayın etkin nedenleri arasında gösterilebilir. Olay hernekadar din alanı içinde bir yorum farklı yada tanrı tasavvurunun biçimleri arasında gerçekleşen bir çatışma sonucu olarak anlaşılsa da, devlet erkinin yoğunlaşacak bir isyan neticesinde kaybedecekleri konum ve statü korkusundan kaynaklandığını da değerlendirmek gerekir.
Kitap başta mitoloji ile ilgili olduğu kadar ,