Aydınlık diye çığlıklar atarak koştunuz,
kaçarken bu yalnızlık denen karanlık mağaradan.
Kendinizi bulma umuduyla sarıldığınız aydınlık,
görünür olmanızı sağladı — belki de
kim olduğunuzu bilme umudu yalnızca.
Sonuçta görünür olmak birey olmanın yoludur;Belkide biri olmanın tek yolu.
Ama koşarken düşürdünüz hakikati;
mağaranın karanlığında kaldı.
Birkaçı fark edip geri döndü,
karanlığı aydınlatıp hakikati bulma umuduyla.
Onlar ya çarmıha gerildiler acılar içinde,
ya da yakıldılar meydanlarda— adına ölüm diye..
Oysa asıl karanlık dışarıda değildi;
taşıdığımız bedenlerden yansıyordu yeryüzüne.
Karanlık, insanın aynasıydı.
Y.D