"Bir toplumu helâk etmek istediğimiz zaman, o toplumun lüks ve refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı yaparız ve eğer onlar buna rağmen günahkârca yaşamaya devam ederlerse, azap hükmü artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz. Nuh'tan bu yana, biz, böyle nice toplumları tok ettik! Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta Rabbin gibisi yoktur." İsrâ sûresi, 17/16-17.
" Ey Muhammed! Biz, seni şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ve izniyle, Allah'a dâvetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik." Ahzâb sûresi, 33/45-46
İnananların dostu Allah, inkâr edenlerin dostları ise şeytan ve yandaşlarıdır. Yüce Allah, bu dostlarını, elçileri olan peygamberleri vâsıtasıyla karanlıktan aydınlığa çağırmıştı:
"Allah, inanç sahiplerinin dostudur, onları koyu karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Hakikati inkâr eden kâfirlerin dostları ise onları aydınlıktan çıkarıp zifiri karanlığa iten şeytânî güçlerdir. İçinde yaşayıp kalmak üzere ateşe mahkum olanlar, işte bunlardır." Bakara sûresi, 2/257
Peygamber kıssaları, kendilerinden önceki inkârcıların başına gelen olayların anlatılması bakımından da, kafirler için bir uyarı olmuştur. Bu kıssaların anlatıldığı çoğu yerde, onlardan ibret alınması istenmiştir. Bir kaç kavmin başına gelen felaketleri hatırlattığı bir yerde Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:
"Biz şüphesiz, bu ülke halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık gökten bir azap indireceğiz. Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret ninesi bırakmışızdır. ....." Ankebut sûresi 29/34-40.