Eᴠʀᴇɴᴏsᴏɢ̆ʟᴜ

Eᴠʀᴇɴᴏsᴏɢ̆ʟᴜ
• Eᴠʟᴀᴅ-ɪ Fᴀᴛiʜᴀɴ Bilesin kavuşmak yoktur İslâmlıkta Kavuşan kısmısı ancak gâvurdur.
Çᴏᴄᴜᴋ ᴍᴇᴢᴀʀʟᴀʀıɴᴀ ʙᴀʟᴏɴ ʙᴀɢ̆ʟᴀʏᴀɴ ᴀᴅᴀᴍ
Ankara
Ankara, 19 Temmuz
114 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
9/10
·216 syf.··
2025 43. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 07:27
Filibeli Ahmed Hilmi'yi tanıyan bilir, o sadece bir yazar değil, derdi olan bir adamdır. Osmanlı'nın son döneminde, batıdan gelen pozitivist rüzgarlar her şeyi akıl terazisine koymuşken, o kalkıp "bir durun bakalım" demiştir. "Allah'ı İnkar Mümkün müdür?" tam da bu duruşun ifadesidir. Kitabın derdi basit ama derin: Gerçekten Allah'ı inkar etmek mümkün mü? Filibeli'ye göre mümkün değil. Çünkü bir şeyi inkar edebilmek için onu bilmek gerekir. Allah'ın mahiyetini bilmek ise insan aklının sınırlarını aşar. O zaman "Allah yoktur" demek, aslında aklen temelsiz bir iddia olur. İnsan ancak "bilmiyorum" diyebilir. Bu "bilmiyorum" da zaten inkar değil, bir tür kabul, bir teslimiyet halidir. Filibeli burada sadece dini bir savunma yapmaz. Aynı zamanda felsefi bir tartışmanın içindedir. Materyalizmi, pozitivizmi eleştirir. Maddeyi her şeyin temeli sayan anlayışa karşı şöyle sorar: "Ezeli maddeyi kabul ediyorsun da, ezeli kudreti niye akıl dışı buluyorsun?" Bu soruda hem zeka hem ironi var. Bir yandan bilimle uğraşan insanlara meydan okuyor, bir yandan da aklın haddini hatırlatıyor. Filibeli'nin dili yer yer felsefidir yer yer tasavvufi. Ama hiçbir zaman kuru değildir. "Amak-ı Hayal"deki o iç yolculuğun teorik zemini burada var. Yani "iman" onda sadece kalp işi değil, aynı zamanda bir idrak meselesidir. Akıl, hakikatin kapısına kadar gider ama içeriye kalp girer. Bu kitap sadece kendi dönemine değil, bugüne de konuşur aslında. Çünkü bugün de aynı tartışmalar sürüyor: "Bilim varsa Tanrı'ya gerek yok" diyenlerle, "Bilim Tanrı'nın delilidir" diyenler hala karşı karşıya. Filibeli, bu tartışmayı yüz yıl önce çoktan çözmüş gibi: "Aklın vardığı yer inkar değil, acizliğini fark etmektir." Benim için bu kitap, sadece "Allah vardır" demenin ötesinde bir şey söylüyor. İnsana,
1000Kitap
Allah'ı İnkar Mümkün mü?Filibeli Ahmed Hilmi · Çağrı Yayınları · 201580 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·384 syf.··
2025 40. kitabı
Bu, Faulkner'ın savaş sonrası Güney'deki açgözlü ve yıkıcı unsurun sembolü olan Snopes ailesi hakkındaki üçlemesinin ikinci cildidir. Selefi Hamlet ( Köy ) ve halefi The Mansion (Köşk) gibi, The Town (Kasaba) da tamamen kendi içinde tutarlı, ancak diğer ikisiyle birlikte okunduğunda daha da etkileyici hale gelir. Flem Snopes'un, Mississippi Jefferson kasabasını ele geçirmek için verdiği acımasız mücadelenin öyküsünü anlatan kitap, tipik Faulknervari mizah ve derinlik bölümleriyle dolu. Ne yazık ki, ülkemizde çeviri yapılan bir baskısı yok. Lakin İngiliççesi olanlara tavsiye ederim.
1000Kitap
The TownWilliam Faulkner · Knopf Doubleday Publishing Group · 19612 okunma
9/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 23:52
Sultan VI. Mehmed (Vahideddin), ailesinin hitabıyla "Şahbaba". Sultan Abdülmecid'in son çocuğu. Küçük yaşta hem annesini hem babasını kaybetmiş. Kendisine Sultan II. Abdulhamid sahip çıkmış. Veraset sıralamasına çok gerilerde olduğu için tahta çıkması beklenmiyormuş. Hayatını mütevazı şekilde geçiriyormuş ki gelişen olaylar silsilesiyle kendisini birden tahtta bulmuş, hem de en olmadık zamanda. Tahta çıktıktan tam 119 gün sonra Mondros felaketi gerçekleşiyor, Sultan'ın elinden hiçbir şey gelmiyor. Sonra bir karar alınıyor: 19 Mayıs, bir devlet operasyonu. Kurtuluşun Anadolu'dan geçtiğini fark eden Sultan Vahideddin kendisini yakından tanıdığını zannettiği yaverini Mustafa Kemal'i Anadolu'ya gönderiyor. Hem de hiç kimsenin sahip olamayacağı olağanüstü yetkilerle. Kendisinin rolü artık zaman kazanmak. Yıl 1922'yi gösterdiğinde kendisi ihanete uğradığını söylüyordu. Ancak "şahsen ben kaybetsem de devlet kazanacak." düşüncesiyle vatanından hicret etmek zorunda kalmış. Sürgüne giderken yanına alabileceği mücevherleri bırakarak gitmesi sebebiyle sefalet içerisinde son günlerini yaşamış. Öldüğünde tabutuna dahi haciz getirilmiş. Aradan neredeyse 100 yıl geçti ancak hala hain miydi diye soruluyor. Cevabı kendisi seneler öncesinde vermiş: "Biz her şey olabiliriz. Cahil, tecrübesiz, hatalı bir siyasete kapılmış olabilir ve zararlar da verebiliriz ama Osmanoğlu olarak nasıl vatan haini olabiliriz?" Murat Bardakçı'nın tarafsız bir üslupla ve özenle hazırladığı ve onlarca sayfa kaynakçasıyla okuyucusunu ikna edebilen bir kitap olmuş. Vahideddin hakkında hamasi duygularla uydurulan yalanlara, belgelere dayalı gerçeklerle cevap veriyor. Mamafih ne yazık ki uygulanan sansür sebebiyle bazı belgelerin orijinal metinleri bu baskıda yer almıyor.
1000Kitap
ŞahbabaMurat Bardakçı · İnkılâp Kitabevi · 2018519 okunma
10/10
·613 syf.··
Beğendi
·
2024 169. kitabı
Kur'an neden değiştirilemez ve neden onun gibisi yazılamaz? Ben bundan 6 yıl önce Kuran'da hem ''İsa'' hem de ''Adem'' kelimesinin her birinin 25 defa geçtiğini öğrenmiştim. Sonra dikkat ettim ki her iki isminde babası yoktu. Dahası da vardı. İnsan kelimesi 65 defa geçer ve insanın yaratılış safhalarını anlatan kelimelerin sayıları toplamı da aynıdır: Toprak (turabun) 17, Nutfe (nutfun) 12, Embriyo (alak) 6, Bir Çiğnemlik Et (meda'a) 3, Kemik (ızamun) 15, Et (lehmun) 12 defa geçer. "Rahmetim, gazabımı geçti." buyurmuş Allah-u Teâlâ ve kanıtı: "Ceza" kelimesi 117 kere zikir edilirken, "Affetmek" kelimesi 117*2 = 234 kez geçer. "Erkek" ve "Kadın" kelimelerin sayısı eşit olup 23'er kez geçer. Ve "cennet" ile "cehennem" kelimeleri de yine eşit olup 77'er kez geçer. "Şeytan" ve "Melek" kelimeleri eşit sayıda 88'er kez geçer. "Dünya" ve "Ahiret" kelimeleri eşit sayıda 115'er kez geçer. "İman" ve "Küfr" kelimeleri eşit sayıda 25'er kez geçer. "Adalet" (Qıst) ve "Zulüm" kelimeleri 15'er kez geçer. "Güneş" (Şems) ve "Işık" (Nur) kelimeleri 33'er kez geçer. Allah'ın "De" (Qul) hitabı ile, melekler, insanlar ve cinler için kullanılan "Dediler" (Qalu) kelimesi eşit sayıda 332'şer kere geçer. Herkes bir yılın 365 gün olduğunu bilir. Ancak bunu anlatan bir kitapta; ''gün'' (yevm) kelimesinin ek almamış şekilde tam olarak 365 defa, "günler" kelimesinin (eyyam, yevmeyn) 30 defa, "Ay" kelimesinin (şehr) geçmesinin 12 defa geçme olasılığı nedir? Bunun olasılığı çok düşüktür ancak Kur'an'ın yaptığı aynen budur ve Kur'an'ın 72. suresinin son ayeti Allah'ın her şeyi sayı olarak saydığını ve hesapladığını söyler. Beni çok etkiliyor bu. "Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini
Edebiyat
Kur'an-ı KerimKolektif · Hayrât Neşriyat · 20122,979 okunma
9/10
·258 syf.··
2017 22. kitabı
Fazlasıyla aç olan bir kurt sürüsü Henry ve Bill adında iki kişiyi kuşatmıştı. Henry ve Bill'in kızaklarını çekmesi için 6 büyük köpeği bulunuyordu. Kurt sürüsünün içinde bulunan dişi kurt, bu köpekleri cilvelerle kendisine çekerek yemeye başladı. Henry onları zincirle ağaca bağlasa da dişi kurta ulaşmanın bir yolunu buluyorlardı. Sonunda yalnızca 3 köpekleri kalmıştı. Kurtlar da artık onların yanına yaklaşmaktan çekinmiyordu. Bill, üç kurşun ile bu kurt sürüsünün yanına giderek Henry ve kalan 3 köpeği kurtarabileceğini düşündü. Gitti ancak geri dönemedi. Tek başına kalan Henry'ye kurt sürüsü gittikçe yaklaşıyordu. Yaklaşmamaları için tek çare sürekli ateşi harlamaktı. Ama bu şekilde de çok uykusuz kalıyordu. Bir gün uykuya daldığı sırada ateş söndü ve kurt sürüsü kendisine iyice yaklaştı. Başka adamların gelmesiyle kurt sürüsü kaçtı ve Henry kurtuldu. Kaçan kurt sürüsünde kaçtıktan sonra sürü bölündü. 4 erkek kurt 1 dişi kurt için kavgaya tutuştu. Sonunda Tekgöz adı verilen yaşlı kurt Genç dişi kurtla evlenme hakkını elde etti. Tekgöz ile dişi kurt çok gezdi dolandı. Bir mağarada durdular. Çünkü dişi kurt hamileydi. Çocuklarını dünyaya getirdi. İçlerinden bir yavru kurt vardı ki hepsinden çok daha güçlü olduğu şimdiden belliydi. Çocukların doğumu ile Tekgöz sürekli ava çıkıyordu ancak kıtlık vardı. Hiçbir hayvan avlayamıyordu. Çocuklar açlıktan ölüyordu. En son ellerinde en güçlü olan yavru kurt kaldı. Tekgöz de bir vaşak tarafından öldürülmüştü. Şimdi yemek bulmanın tek yolu dişi kurtun dışarı çıkmasıydı. Yavru kurta asla dışarı çıkmaması gerektiğini göstermişti. Böyle böyle günler geçti. Yavru kurt biraz büyümüştü. Dışarıyı merak ediyordu. Bir gün annesi yokken ava çıktı. Birkaç kuş avladı, doğayla tanıştı, ait olduğu vahşi hayatla dövüşmeye başladı. Bir gelincik
İnceleme
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma