YCE

Erkek, gözyaşlarıyla ağladığında, acısıyla karşılaşır v e n e zaman ona degdiğini bilir. Yaradan ötürü hayatının nasıl korunaklı bir şekilde devam ettigini görür. Ondan dolayı hangi hayatı kaçırdığını görür. Hayata, kendisine ve bir başkasına duyduğu sevgiyi nasıl sakatladığını görür.
Reklam
Erkeklerin buna benzer yaraları olduğun- da, kokusunu rahatlıkla alabilirsiniz.. Hiçbir kadın, hiçbir sevgi, hiçbir ihtimam böyle bir yarayı iyileştiremez, ancak kendine merhamet duyma, ancak kişinin kendi yaralı haline özen göstermesi iyileşmeyi sağayabilir.
Müstakbel bir sevgili, kendi yaralarının hissedilmesine ve sarılmasına izin verdiği zaman, kendi iyiliğine duyduğu inancı yitirmekten doğan kendine zarar verme davranışlarını görebildiği zaman, Hayat/Ölüm/Hayat doğasının besleyici ve canlandırıcı döngülerinden koptuğunu hissettiği zaman, düş görenin gözyaşları çıkagelir. O zaman, ağlar, çünkü yalnızhğım, o psişik mekâna, o vahşi bilme gücüne yönelik keskin sıla özlemini hisseder. Bu şifa veren erkektir, anlayarak büyüyen erkektir. Kendisi için ilaç yapma işini bizzat üstlenir, "silinen öteki"ni besleme görevini üstlenir. Gözyaşlanı aracılığıyla yaratmaya başlar. Bir başkasını sevmek yetmez., başkasının hayatında "bir engel ol- mamak" yetmez. "Destekleyici," "onlar için orada" v b olmak yetmez. Amaç, hem kışinin kendi hayatındaki hem de umumi düzlemdeki hayat ve ölüm usülleri konusunda çok bilgili olmaktır. Ve bilen bir erkek olmanın tek yolu, Iskelet Kadın'ın keıniklerinde okula gitmektir. O ki, derin duyguların sinyalini, "Yarayı kabul ediyorum" diyen o gözyaşını beklemektedir.
muhteşem
Ilkbahar, gözyaşı yağmurları olarak gelir. Altdünyanın girişi bir gözyaşı çağlayanının üstündedir. Herhangi biri tarafından yürekten akr- tılan bir gözyaşı, yakınlaşmaya çağıran bir çığlık olarak anlaşılır. Ve balıkçı böyle ağladıkça, kadın da ona iyice sokulur. Adamın gözyaşları olmasaydı, kadın sadece kemiklerden ibaret kalacaktı. Gözyaşlanı olmasaydı, sevmek için asla uyanamayacaktı.
Bu tutkunun v e merhametin gözyaşı, çoğu zaman tesadüfen hazinenin bulunmasından sonra, korkulu bir kovalamacadan sonra, çözüp aç- madan sonra ağlanır -çünkü tükenmeye, savunmaların çözülmesine, kendiyle yüzleşmeye, kemiklere ayrılmaya, bilgiye ve rahatlamaya du- yulan arzuya yol açan şey bunların bileşimidir. Bunlar bir ruhun gerçekten istediği şey için gözyaşı dökmesine ve her ikisinin hem kaybına, hem de sevgisine ağlamasma neden olur.
Reklam