bir kadını içgüdüsel vahşi duyumlarına
tam olarak kavuşturmaya dönük bütün süreci örneklemektedir. Kemikleri toplayan yaşlı, içimizdedir. Bu vahşi Benliğin ruhsal-kemikleri içimizdedir. Bir zamanlar olduğumuz yaratık gibi tekrar ete kemiğe bürünme potansiyeli içimizdedir. Kendimizi ve dünyamızı değiştirecek kemikler içimizdedir. Soluk, içimizdedir, doğrularımız ve özlemlerimiz. de - bunlar hep birlikte bir şarkıyı meydana getirir, söyleme arzusuyla yandığımız yaratılış ilahisini.
Tohuma sahip olmak, hayatın anahtarına sahip olmak demektir. Tohumun döngüleriyle birlikte olmak, hayatla dans etmek, ölümle dans etmek, tekrar hayata doğru dans etmek demektir. Bu, en kadim ve ilksel biçimiyle Hayat ve Ölüm Anası'nı somutlaştırır. Bu değişmez döngülerde dönüp durduğundan, ona Hayat/Ölüm/Hayat Anası diyorum.
Bu ikili doğa ya da ikili görev nedeniyle bizi bekleyen en önemli iş, çevremizde ve içimiz-
d e neyin yaşaması, neyin ölmesi gerektiğini anlamayı öğrenmektir. Yapmamız gereken, ikisinin de zamanlamasını kavramak; ölmesi gerekenlere ölmeleri için, yaşaması gerekenlere yaşamaları için izin vermektir.
Şarkı söylemek, ruh-sesini kullanmak demektir. Soluk yoluyla, kişinin gerçek gücünü ve ihtiyacını dile getirmek, rahatsızlık çeken ya da eski gücüne kavuşma ihtiyacı duyan şeye ruhunu üflemek demektir.
Koşusunun bir yerinde, ister koşusunun hızı, ister yolunun bir nehre düşmesi, isterse de güneşten veya aydan gelen bir ışının tam yerine denk gelmesi yüzünden olsun, kurt birdenbire, özgürce ufka doğru koşarak kahkahalar atan bir kadına dönüşür.