Belki de kabul etmeyi öğrenmem gereken şey budur. Sıfırdan başlamak. Hiçbir şeyim olmadan. 'Şunun dışında' demeden. Hiçbir şeysiz Ne bir kart, ne bir silah, ne arazi, ne hak, ne onur."
Tecavüz etmiyorlar, çiftleşiyorlardı. Gösteriyi yürüten zevk alma ilkesi değil, husyelerdi, kendilerini rahmin içine boşaltmak isteyen tohum dolu torbalar. Sonra bir bakıyorsunuz çocuk! Kızının rahmindeki küçük bir solucandan başka bir şey değilken ona çocuk, demeye başlamış bile. Öylesi tohumlar ne tür bir çocuğa hayat verebilir ki; kadının içine aşkla değil kinle boşaltılan, birbirine karışan, köpek idrarı gibi, kızını
lekelemek, damgalamak amacıyla boşaltılan tohumlar
Benim yaptığım her şey, senin yaşamöykünün
bir parçasıymış gibi davranıyorsun. Sen baş kahramansın, ben oyunun yarısına kadar sahneye çıkmayan yardımcı oyuncuyum. Eh, senin düşündüğün gibi insanlar başoyuncu ve yardımcı oyuncu diye ikiye ayrılmazlar. Ben yardımcı oyuncu değilim. Benim kendime ait bir yaşamım var, seninki nasıl senin için değerliyse benim yaşamım da benim için değerli. Kendi yaşamımda kararlarımı
kendim veririm.
Kötü bir adam değil; ama iyi de değil. Soğuk değil
ama sıcak da değil, en sıcakken bile sıcak değil. Teresa'nın ölçülerine göre değil; Byron'un ölçülerine göre bile değil. Ateşi eksik.