Yakup

Amacın ötesine geçen bir ivmeye kavuşan hiperaktivite, hiper-üretim ve hiper-iletişim müstehcendir.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·84 syf.··
2025 5. kitabı
“Her şeyin görünür olduğu bir dünyada, aslında hiçbir şey görülemiyor olabilir mi?” Byung-Chul Han’ın “Şeffaflık Toplumu” kitabını okuduğumda, ilk fark ettiğim şey şu oldu: Biz sandığımız kadar açık, dürüst ya da özgür değiliz. Çünkü şeffaflık; ilk bakışta pozitif gibi dursa da Han’ın satır aralarında fark ettirdiği gibi, aslında yeni bir baskı biçimi olabilir. Günümüzde her şey “şeffaf” olmak zorunda: Duygular, hayatlar, bedenler, ilişkiler, gündelik yaşam… Ama bu şeffaflık bir tür özgürlük değil, tam tersine bir kontrol rejimi. Byung-Chul Han, kitabında çok sert ama çok yerinde bir şey söylüyor: “Şeffaflık toplumu, bir özgürlük toplumu değil; bir performans, verimlilik ve denetim toplumudur.” Şeffaflık artık bir erdem değil, bir zorunluluk. Çünkü insanlar artık sadece olmakla yetinmiyor, görünür olmak istiyor. Paylaşmadığın, göstermediğin şey sanki hiç yaşanmamış sayılıyor. Ama burada Han’ın parmağını bastığı acı gerçek şu: Görünürlük arttıkça anlam azalıyor. Her şey göz önünde ama hiçbir şeyin derinliği yok. Kitap, aynı zamanda bir “pozitiflik zorlaması” eleştirisi. Hepimiz mutlu görünmek, üretken olmak, kusursuz performans sergilemek zorundayız. Eleştiri, farklılık, belirsizlik artık istenmeyen şeyler. Her şey hesaplanabilir, ölçülebilir, karşılaştırılabilir olmalı. İşte tam da bu noktada Han şöyle diyor: “Şeffaflık toplumu, farklılıkların cehennemidir. Her şey aynıdır, her şey eşitlenmiştir, her şey birbirine benzer.” Ve asıl çarpıcı olan: İletişimin bile bir baskı aracına dönüşmesi. Artık “anlamlı konuşmalar” değil, “anlık tepkiler” ön planda. Aynı fikirlerin zincirleme dolaştığı bir yankı odasında yaşıyoruz. Han, bu iletişim şeklinin bizi düşünmeden, sorgulamadan, sadece tepki veren varlıklar haline getirdiğini söylüyor. Dil bile şeffaf olmalıymış gibi…
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,334 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 21:36
“Acının üstünü örtmeye çalışan bir dünyada, biz ne kadar insanız?” Byung-Chul Han’ın “Palyatif Toplum” adlı kitabı, günümüz insanına hiç de konforlu olmayan ama çok gerekli bir ayna tutuyor. Okurken hissettiğim ilk şey şu oldu: Sanki biri, modern hayatın sessizce içimize işlediği o sahte huzuru, elimizden tutarak yüzümüze vuruyor. Ama bunu bağırarak ya da ajite ederek değil; sakin, net ve çok yerinden cümlelerle yapıyor. Han bu kitapta özellikle acı, ölüm, yavaşlama ve yok sayılan duygular üzerinden bugünün toplumunu sorguluyor. Diyor ki: Biz artık acıya yer vermeyen bir dünya kurduk. Her şey ağrısız, sarsıntısız ve steril olsun istiyoruz. “Sorun çözme” adı altında aslında hissetmeyi bastırıyoruz. Ve işte tam burada başlıyor Han’ın bizi rahatsız eden ama düşündüren yerleri… Artık acı çekmek bile bir eksiklik gibi algılanıyor. Çünkü mutsuzluk “verimsizlik”, yavaşlık “tembellik”, ölüm ise “başarısızlık” gibi görülüyor. Hepimiz, içten içe tükenmiş olsak bile yüzeyde iyi görünmek zorundayız. Birini kaybettiğimizde, büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımızda bile bu duyguları “sessizce” halletmemiz bekleniyor. Ama Han diyor ki: İnsanı insan yapan şey, o derin acılardır zaten. Onları yok edince geriye ne kalıyor? Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, Han’ın acıya karşı geliştirdiğimiz panik refleksini anlattığı kısımdı. Bugün sosyal medyada, gündelik hayatta ya da iş yerlerinde hep pozitiflik, hep güçlü kalma çabası… Bu “olumluluk kültürü” aslında içten içe bizi ruhsuzlaştırıyor. Biz acıyı konuşmadıkça, onunla yüzleşmedikçe, iyileşemiyoruz. Sadece bastırıyoruz. Bastırdıkça da insanlığımızı biraz daha kaybediyoruz. “Palyatif Toplum” aynı zamanda ölümle kurduğumuz garip ilişkiyi de deşiyor. Eskiden ölüm hayatın içindeydi. İnsanlar ölüme şahit olurdu, yas tutardı.
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,348 okunma
Hayatı hayat yapan kendiliğindenliktir, olay doluluk ve özgürlük; şeffaflığa izin vermez.”
Sayfa 17·Kitabı okudu