Eskinin amacı fetihti, yeninin üretim. Birinin bayrağı nas (doğma) idi, diğerinin akıl. İster istemez çatışacaklardı. Fransız İhtilali 600 yıl önce başlayan oyunun son perdesi; tarihin çökmeye mahkum ettiği müesseseleri, yerle bir eden zelzele.
İvan İlyiç, toplumun saygı duyduğu bir yargıçken, ölümcül bir hastalıkla karşılaşınca hayatını sorgulamaya başlar. Yaşamının yüzeysel ve anlamdan yoksun olduğunu fark eder. Ölümün eşiğinde, sahici bir içsel dönüşüm yaşar ve başkaları için ilk kez gerçek bir şefkat duyar. Tolstoy, bu eserle ölüm, anlam arayışı ve toplumsal ikiyüzlülüğü çarpıcı şekilde işler.
İvan İlyiç hayatında hiç kimseyle empati kurmamayı bir marifet olarak görüyor. Ama ölüm öncesi insanlarla empati kurmaya başlıyor.
Bu hastalık olmasaydı insanlarla empati kurmayacaktı. Bu hastalığı atlatsaydı eski yalancı hayatına devam edecekti gibi görünüyor.
Romandan hareketle, hastalıklar insanın ölümle dolayısıyla ötekisiyle empati kurmasını sağlıyor. Dolayısıyla hastalıkların oldukça kritik önemde işlevsel bir yanı var sanırım.
Rus edebiyatı, Belinski’iye (1811-1848) gelinceye kadar, yabancıydı Rus ruhuna.
Serdar not: Belinski bir dönem Dostoyevski’nin yakın arkadaşı olmuştur.