1900’lerin başında (ABD) güneyli siyahi bir kız olarak dünyaya gelen Celie, 14 yaşında üvey babası tarafından tecavüze uğruyor, iki çocuk doğuruyor. Daha sonra efendisi olarak bileceği bir adamla zorla evlendiriliyor. Romanda hayata tüm bu zor şartlar altında başlayan Celie’nin dönüşümünü okuyoruz; sade bir dil ve şok edici sahnelerle.
Kitabın adı neden Renklerden Moru?
Celie yalnızlığını tanrıya mektuplar yazarak paylaşıyor. Zihnindeki her şeyi ama her şeyi tanrıya anlatıyor. Zamanla zihnindeki tanrı düşüncesi genişliyor; çevresinde gördüğü her şeyde, tarladaki mor renkli çiçekte dahi tanrının izini sürüyor. Belirli bir yerden sonra Tanrı düşüncesi zihninde genişliyor daha kapsayıcı bir hale geliyor. Tanrının belirli bir yerde değil her yerde olduğunu düşünmeye başlıyor. Bir adım daha öteye geçiyor, tanrının büyüklüğü ve genişliği karşısında insanların kötülüklerinin küçük kaldığını düşünmeye başlıyor (s.202).
Celie’nin tutumu, bugün de bize ilham verebilir sanırım.
Bir kere değil, bir kaç kez okunmayı hak eden bir roman.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖