Belki de şimdi bütün saatleri bir yana iterek gözüme çarpan bir gece yarısının on ikisi, bir hastane odasında geçireceğiniz saat olacak.
İlk çocuğunuzu, kentin büyük bir çoğunluğu uykuda, bütün gürültülerin azaldığı, yok olmaya yüz tuttuğu bir saatte dünyaya getireceksiniz.
Sizi böyle bir saatte, içinizde sevinçler, korkular, umutlar, pişmanlıklar, türlü karışık duygular kımıldanırken, halinizde biraz da zoraki bir çekingenlik ama olduğunuzdan daha güzel buluyorum.
Sevdayı türlü süslerle dolu şiirlerden, resimlerden öğrenen, şiirin de resmin de bu yozlaşmış türüne özenen çocuğa ne der ağaca kazılmış yüreğe saplı ok? Bir şey demez, Küçümsenir, bayağı bulunur.