Bu ülkenin yurttaşları anayasanın kendilerine bahşettiği hakların düzenli olarak yürürlükte olmasını talep etmek gibi sağlıklı bir alışkanlığa sahip olmadıklarından, askıya alınan şeyin hesabını sormamaları mantıklı, hatta doğaldı.
, bütün insani hakikatlerde daima kaygı verici, üzücü bir yan vardır, bizler böyleyiz, üstelik ben sadece yaşamın kırılganlığından söz etmiyorum, bizler her an yok olma tehditi altındaki küçük ve titrek birer aleviz ve korkarız, özellikle korkarız,
Aslında kitabın yazarını tanımadığımı anlamama vesile oldu bu kitabı okumak, evet sadece televizyon programlarından kendisini bilirdim. Nasıl bilirdim? komik bilirdim, ama sadece o kadar değilmiş...
Yazarı bir kenara koyacak olursak, ki ne mümkün! Kitabin bir bölümünü; bizzat kendisinin başından geçen (ve tabii ki eğlenceli) olaylar oluşturduğu için pek mümkün değil; ama onu da sizler okuyunuz görünüz, gülünüz efenim.
Bu kitabı okuyunuz bol bol gülünüz efenim.
Hem eğlenceli vakit geçirmemizi; hem o asırlık klişede de belirtildiği gibi gülerken aynı zamanda düşünmenizi sağlayan gayet kaliteli bir kitap.
Hanım kızımızın vakti zamanında yazdığı makaleleri okurken geçmişe gidiyor insan: "Sahi bunlar da yaşanmıştı değil mi?" diye soruyor kimi zaman.
Kendince haklı sebepler ile yönetime talip olduğu bir çok bölümde, hafiften bir akıl da çelmiyor değil.
O ütopik Gülse Birsel komutasındaki ülkede yaşamak nasıl olurdu diye düşünmek kitabın yanında promosyon...