“Kelimelere aşık olduğunuzu görüyorum Bay Andrews. Onlarla dans etmeyi seviyorsunuz. Oysa kelimeler yalnızca not düşmeye yarar. Melodiyi oluşturan, fikirlerdir. Yaşamımızın çatısını da fikirler oluşturur.” diye yazmıştı.
“Huyum kurusun” diye yanıtlamıştı Paul bir sonraki mektupta. “Sözcükleri yutup sindirmem, onlarla dans etmeyi severim. Bu bir suçsa, dilerim bu suçu işlemekten hiç vazgeçmem.”
Disiplinli olmayı gerektirmeyen tek bir başarı hikayesi yoktur. Bir hedefe sıkı sıkıya yönelmemiş, gücünü ve imkanlarını o hedef doğrultusunda organize edememiş her yetenek, zamanla söner ve sahibine iki cihanda sorulacak bir hesaptan başka bir şey kazandırmaz.
Unutmayalım ki bir şeyleri yapmak kadar yapmamak da bir mücadeledir ve zorlu zamanlarda bu, mücadelenin sınırını belirleyen en önemli çizgilerden biri hâline gelir. O nedenle, hiçbir vasfımız olmadığı düşüncesiyle kendimizi etkisizleştirmek, mücadeleye hiç başlamadan yenilgiyi kabul etmek demektir. Bertolt Brecht’in ifadesiyle söyleyecek olursak “Mücadele eden yenilgiye uğrayabilir, mücadele etmeyen zaten yenilmiştir.”