Kendi başına ayakta duramayan, kendisinden ve dünyadan habersiz, nereye sürüklenirse oraya giden insan toplulukları, mevcut kaosu daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor.
Önümüzde duran bir problemi çözmenin ilk adımı, onun “nasıl” ortaya çıktığını derinlemesine analiz etmektir. Böylece problemi doğuran sebeplere ulaşır, bunları ortadan kaldırmak için adım atmaya başlarız. Problemi doğuran sebeplere kafa yormadığımızda ve meselenin nasıl düğümlendiğini anlamaya çalışmadığımızda, durmadan problemi tarif ve tasvir edip şikayetlendiğimiz bir kısır döngü ortaya çıkar. Üstelik şikayet ettiğimiz şeyler de yok olmaz, aksine kangrene dönüşür ve gittikçe kritik bir hal alır.
Ey âlem-i İslâm! Uyan, Kur'an'a sarıl; İslâmiyet'e maddî ve manevî bütün varlığınla müteveccih ol!
Ve ey Kur'an'a bin yıllık tarihinin şehadetiyle hâdim olan ve İslâmiyet nurunun zemin yüzünde nâşiri bulunan yüksek ecdadın evladı! Kur'an'a yönel ve onu anlamaya, okumaya ve onu anlatacak, onun bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesi olan Nur Risalelerini mütalaa etmeye çalış. Lisanın, Kur'an'ın âyetlerini âleme duyururken, hal ve etvar ve ahlâkın da onun manasını neşretsin; lisan-ı halin ile de Kur’anı oku. O zaman sen, dünyanın efendisi, âlemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun!