“İşte insan bu kadar küçüktür, görünmeyecek kadar küçük… Hem de küçücüktür. Koskoca âlemde bir toz zerresi ne ise ondan dahi bin derece ufaktır bu insan. Lakin kendi küçüklüğünü bilir, Rabbinin büyüklüğünü bilirse işte o zaman âlemden büyük olur, âlem olur…”
İnsan bir şeye inandığında onu yaşaması da gerekiyor sanırım. İnandığı için bir şeyler yaptığında kendini hafiflemiş hissediyor. Yoksa sadece kuru bir “inandım” demek bir mana taşımıyor. Hatta yük oluyor bu cümle, insan onu taşıyor. Kendinden daha ağır oluyor.
“Evlat” dedim, “düşman uzağında olan değildir. Uzaktan gelen, seni bilmeyen, tanımayan ve anlamayan düşman kolay mağlup edilir. Lakin seni tanıyan, seni bilen hatta her vakit seninle olan düşmanı yenmek öyle zordur ki,…”