Baş parmağını emdi, evde koptu kıyamet;ona göre oburluk, Freud'a göre şehvet.
Bu mısralarda görüleceği gibi, Freud ile tam uzlaşamıyordu. Daha çok Jung'a yakınlık duyuyordu. Beni rahatsız eden ve adlandıramadığım duygularımın, yalnız libidoya bağlanmasına gönlüm razı olmuyor ,dedi.
Kötülükten ancak kötülük çıkar... Elbette, çok gelişmiş milletler, ... Kötülüğü rasyonelize edip ya da sanat eserlerinde dondurup, hayata ait bir canlılık bulmaktadırlar kötülükte. Ondan tek korunma yolu kötülüğün üstünden akıp gitmesini sağlamaktır. Benim gibi az gelişmiş bir ilkokul öğrencisinin de başarabileceği tek şey de buydu. Kötülüğe kayıtsız kaldım;ona içimde yer vermedim.
**Masam ki şuracıkta solgun bir köy akşamı.
Bir uzun yoksul,bir başka yoksul.
Düşer ellerim bir çağın artıklarına,
Çatalımda kemikler, ölü gözleri
Ve iniltiler, çığlıklar.
Benden bir şey sorulmaz gibiyim.
Biri gelsin şu tabağımı kaldırsın.
çatalımı da.
İğrenmenin, tiksinmenin en eskisiyim.
İki eşya arasında bir hiçlik.
Ne iskemle ne masa, tam orda tökezlerim**
Bir haziran, bir temmuz nasıl olsa gelir de,
Sorsanız size söylerim ey ipini kendi gerenler,
Ben döğüşken olanlara açılmış bir mendilim.