«Bilardo masasının yanında yolu kapadığımın farkında olmadan duruyordum. Geçmek isteyen subay, hiçbir şey söylemeden omuzlarımdan kavradığı gibi -hiç haber vermeden, bir açıklama bile yapmadan- durduğum yerden beriye çekti ve hareketinin
farkında değilmiş gibi önümden geçti. Dayağı affedebilirdim, fakat bu adamın hiç ehemmiyet vermeden beni yerimden alıp öteye koymasına dehşetli içerledim.
Aramızdaki kavganın usulüne uygun, edebi bir kavga olması için, kör olayım, neler vermezdim!»
«Okumaktan başka yapılacak işim, gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum. İçimde bir sikıntı gitgide kabarıyor, çelişmelerle,
uyumsuzluklarla karşılaşma arzusuna kapılıyor ve bunun üzerine sefihliğe başvuruyordum.»