Rana Yılmaz

Rana Yılmaz
@Yesilvadi
Eğitimci
Lisans
İstanbul
94 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
YERALTINDAKİ AÇLIĞIMIZ
Puan vermedi·140 syf.··
2025 5. kitabı
İnsan önemsenmediğinde yeraltında (bilinç altında) biriktirdikleriyle kendini zehirlemeye başlar. Bu hâli düzelmezse etrafına da zehir saçmaya devam eder. Ana karakterin kitap boyunca mızmızlanıyor
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,2bin okunma
Reklam
Masumiyet Karinesi
Puan vermedi·112 syf.··
2025 4. kitabı
Romanın tasvirleri o kadar gerçekçi ki bir ara hikaye kahramanlarının bahsettiği ölüm anındaki dışkı kokusu beni rahatsız etti. Fakat bu koku, yalnız duyu olarak değil zihnî bir farkındalığa sebep
İnsan ve Duygular
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
İnsan Hikayeleri
Puan vermedi·199 syf.··
2025 3. kitabı
(Spoiler içerebilir) Memleketin gerçekleri, durum hikayeleri ile özetlenmiş. Yazar her hikayeyle yalnız bizim değil dünyanın her yerinde olduğunu düşündüğüm insanlık sorunlarını dengeli tasvirlerle yüzümüze çarpmış. Söz gelimi Kitapta "Koca Öküz, Vehbi Efendi'nin şüphesi, Ayşe'nin Talihi" gibi hatta daha fazlası hikayelerde, kadının dişiliği, kâh kadının başına getirdiği belalar kâh erkeklerin başına açtığı işler konusuyla işlenmiş. "Dünyanın her yerinde olduğunu düşündüğüm" diyorum zirâ izlediğim savaş ve kadın temalı yabancı filmlerde de bu ağır imtihan gözler önüne seriliyordu. Ancak gerek bu batı tarzı filmler , gerekse Refik Halid Karay'ın bahsi geçen kitabı, bazı gerçeklikleri eleştiriyor olmasıyla birlikte, eleştirdikleri hataya kendilerinin de düşmesini engelleyememiş. Bu, kitapta kadın bedeninin pornografik görüntüsünün aşırı tasviri ile; batı filmlerinde ise pornografik görüntülerle ortaya çıkmış. Ağırlıklı olarak her hikaye kadın sorunlarına eğilse de, yanlış din algısının insanı nasıl aptallaştırdığı ve komik hâle getirdiği; batmakta olan ülkelerde memur takımının görev bilincini terkedip nasıl tembelliğe, lüks ve şatafata alıştığı; savaş kahramanlarının savaş sonrasında düştüğü açlık ve sefalet bireysel hikayelerle çok güzel anlatılmış. Kitap benim için Memleket Hikayelerini de aşan "İnsan Hikayeleri" mertebesinde ve oldukça değerli.
İnsan ve Duygular
Memleket HikayeleriRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 20218,3bin okunma
TATAR ÇÖLÜ KİTABININ BENDE HİSSETTİRDİKLERİ
Puan vermedi·232 syf.··
2025 1. kitabı
Düşünen insanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri anlamlandırma isteğidir. Bu dünyayı daha yaşanabilir görebilmek için yemek-içmek-uyumak gibi ilkel dürtülerimiz dışında kalan her şeyi anlamlandırmak isteriz ya, Giovanni Drogo'nun Bastiani Kalesi'nde kalma çabasını da bu varoluşsal anlamlandırma isteğinden başka bir şey olarak görmedim ben. İnsan, yeryüzündeki şu kısacık yaşamında, varlık sebebinin bir işe yaradığına kendini ikna etmek istiyor. Birileri şahit olsa ve "kahraman" ilan edilse daha iyi (!) ancak insanlar ikna olmuyorsa son çare kendini bu konuda ikna etmek ve bireysel yaratılış sebebini iyi bir şekilde yerine getirdiğinden emin bir şekilde mutlu sona erişmek istiyor. Roman boyunca Drogo'nun tüm zevklerini kale içinde kalabilmek için terketmesi, romanın sonunda ise sadece kendini ikna etmeye karar vermesi başka neyi gösteriyordu? Özetle, insan olmanın en büyük cezalarından ya da ödüllerinden biridir varoluşsal sancılar. İnsan, "bütünün hangi parçasıyım?" diye sormaya mahkumdur. Hele ki düşünen insanlar için bu bazen bertaraf edilemeyen ve sonu hüsranla biten bir acıdır. Bu acı bir Filozof ve Teolog olan Soren Kierkegaard'da "Tanrı benimle neyi kastetmiş olabilir" sorusuyla ortaya çıkarken, İsmet Özel gibi bir şairde şu mısralarla ortaya çıkar: «"Şimdi tekrar ne yapsam" dedirtme bana Yâ Rabbi! Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu... Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde. Bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbelâlemin! Tütmesi gereken ocak nerede?"»
Felsefe-Düşünce
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,7bin okunma
SU AN BU KİTABI OKUMANIN TAM ZAMANI
Puan vermedi·351 syf.··
2021 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2021 17:30
Gündemde hayatını kaybeden kraliçe varsa bu kitabı okumanın tam zamanı. Kitabın başındaki şu paragraf, aslında kitabın özetini sunuyor: "Göz kamaştırıcı, başarılı bir hayattı onunki. U Po Kyin'in en eski anısı, seksenli yıllarda göbekli çıplak bir çocukken galip gelen Ingiliz birliklerinin Mandalay'a girişini seyredişiydi. Biftekle beslenmiş, kırmızı suratlı ve kırmızı yelekli koca koca adamların sırasıyla önünden geçerken duyduğu dehşeti hatırladı; omuzlarına aldıkları uzun tüfekleri ve çizmelerinin çıkardığı ağır ve ritmik sesleri de. Onları birkaç dakika seyrettikten sonra tabanları yağlamıştı. Çocuk aklıyla, kendi insanlarının bu devler ırkıyla boy ölçüşemeyeceğini kavramıştı. Daha o yaşta İngilizlerin tarafında savaşmak, üzerlerine bir asalak gibi yapışmak en büyük hırsı olmuştu." Bir ulus hatta bir dünya, aşağılık kompleksine nasıl boğulur, aşağılık kompleksine giren insanlar nasıl gönüllü köleler haline getirilir, köle olmaya razı olmayanlar nasıl aşağılık kompleksiyle suçlanır, bu kitapta bulacaksınız. Çok uzatmadan Avukat Yazar İsmail Küçükkılınç'ın şu satırlarıyla yazımı sonlandırayım: "Gemi ve makine! Dünyayı sömüren bir ülke! Köleliği bir özgülük olarak pazarlayan te-l-r-akki! Çocuklarımız, dilinizi bilmezse iş bulamıyor! Efendimiz, Yüce Efendimiz! Size hayran, sokaklarınıza kapağı atmaya can atıyor gençlerimiz! Boğaz'dan harple değil Kahpece geçen Efendimiz!"
Burma GünleriGeorge Orwell · Şule Yayınları · 20214,073 okunma
Reklam
Reklam