Simdi de imanın paradoksundaki muhtaçlık ve korkuyu daha yakından ele alalım. Trajik kahraman tümeli dışa vurmak için kendinden vazgeçerken, iman şövalyesi fert olmak için tümelden vazgeçer. Yani her şey kişinin konumuna bağlı. Fert olmanın gayet kolay olduğuna inanan biri iman şövalyesi olmadığına her zaman emin olabilir; zira kaldırım mühendisleri ve serseri ruhlu dâhiler, onlar imanın adamı değildir.
Diğer taraftan, bu şövalye tümele ait olmanın harikuladeliğini de bilir. Kendini fert olarak tümele dönüştürmenin, başka bir deyişle, kendinin saf ve derli toplu ve mümkün olduğunca kusursuz, herkesçe okunur bir modelini meydana getirmenin ne güzel ne hayırlı, kendini tümelde kendine karşı anlaşılır kılmanın ne ferahlatıca olduğunu, böylece tümeli hem kendinin hem onun sayesinde herkesin anladığını ve her ikisinin
tümelin güvencesinden mutluluk duyduğunu bilir. Fert olarak tümelin
yuvasında doğmanın güzelliğini bilir, o orada, o dost mekânda isterse, onu hemen kollarını açarak kabul eder. Fakat ondan daha yukarıda, kimsesiz bir yolun kıvrıla kıvrla uzadığını da bilir, bu yol dar ve dimdiktir; tümelin dışında, kimsesiz doğmuş olmanın, bir tek gezgine bile rastlamadan yürümenin korkunçluğunu bilir.
Baskı yapılmaya ihtiyacı olanların gemlerinden bir kurtulunca azgın hayvan gibi bencil zevklerle kudurabilecekleri muhtemelen doğrudur, bunun için insanın onlardan biri olmadığına inandırması gerekir. Bunun için korku ve titremeyle konuşması gereklidir. Zaten büyük olana duyduğu saygı konuşmasını önceler, ondan bahsetmeden geçmez, o onun bütün korkunçluğuyla büyük olduğunu bilince bir zarar da söz, konusu olmayacaktır, ve insan bütün bunları bilmeden zaten ondaki büyüklüğü de kavrayamaz.
İmanın şövalyesi sadece kendine yöneliktir, kendini başkalarına anlaşılır yapamamanın acısinı duyar; ne var ki, başkalarına önderlik etmek için kibirli bir arzu duymaz. Onun için ızdırap emin olmak demektir, o kibirli arzuyu hiç tatmaz, ruhu bunun için hâd safhada ciddidir. Sahte șövalye bir anda edindiği bu ustalıikla kendini kolay aldatır. O, konunun ana fikrini, bir başka fert aynı yolda yürüyorsa, onun da aynı şekilde fert olması gerektiğini ve bundan ötürü de, rehberliğe, hele hele başkalarını kendi tarzına zorlamaya hevesli birinden
gelecek hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını kavrayamaz. Bir kere daha yoldan dışarı fırlar ve bunun yerine kolay elde edileni, ustalık yarışındaki cismani beğeniyi tercih eder. Sahici iman şövalyesi tanıktır, katiyen öğretmen değildir.