YeşimB

YeşimB
Bir zât vefatından sonra Şah-ı Nakşibend (Kuddise Sırrühü)yu rüyada gördü. Ona: "Ya Mevlânâ! Ahiret âlemindesiniz, işlerin hakikatini gördünüz, bizlere daha çok ne ile meşgul olmamızı tavsiye edersiniz?" diye sordu. Şah-ı Nakşibend (Kuddise Sirruhů) buyurdu ki: "Son nefeste ne ile olmak isterseniz, onunla meşgul olunuz." İşte zikir ile öyle meşgul olalım ki, Azrail (Aleyhisselâm) ruhumuzu kabzetmek için geldiğinde bizleri gåfil bulmasın. O öyle bir andır ki bir insan değil Kur'ân-ı Kerim'i, 104 kitabı ezbere bilse dahi o anda kuvve-i müdrikesinden (hafızasından) silinir. Zikir ise öyle değildir. Kalp zikir ile cevherleşiyor ve onun hali oluyor (içi dışı zikirle doluyor). İşte bu hal insandan ayrılmaz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Nûh ve ümmeti kıyâmet günü gelirler. Allâh Teâlâ Hazret-i Nûh’a: "–Tebliğ ettin mi?" diye sorar. Nûh (as): "–Evet yâ Rabbî, tebliğ ettim." diye karşılık verir. Sonra Allâh Teâlâ Nûh’un ümmetine hitâben: –Nûh size tebliğde bulundu mu? diye sorunca onlar: –"Hayır, bize hiçbir peygamber gelmemişltir." diye cevap verirler. Bunun üzerine Allâh Teâlâ Nûh’a: "–Senin doğruluğuna kim şehadette bulunur?" deyince Nûh (as): "–Hazret-i Muhammed ve ümmeti şahitlik yapar." der. Onlar da Nûh’un tebliğde bulunduğuna şahitlik yaparlar.
Kalbin muhâfazası, selâmeti ve inkişafı için sâlihler ve sâdıklarla berâber olmak icab eder. Kalb, yakınında bulunduğu kimselerin mânevî tesir alanına girer ve böylece şahsiyet transferi başlar. Rûhâniyet yönünden güçlü olanlar, mânevî yönden zayıf olanları etkileyerek onlar için bir ilham kaynağı olurlar. Yâni sâdıklar ve sâlihlerin, şefkat ve merhameti, rûhî incelik ve meziyetleri, etrafındakilere sirâyet eder. Sahâbe-i Kirâm’ın, ümmetin en faziletlileri olmasının sebebi de Allâh Rasûlü’nün sohbetinde bulunup, O’nun feyzinden nasîb almalarıdır. Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede şöyle buyurur.
Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Cennet halkı, başka bir şey için değil, sadece dünyada Allah’ı zikretmeksizin geçirmiş oldukları vakitlere hasret ve nedâmet duyacaktır!” (Heysemî, X, 73-74)
ibâdetlerde huşuyu yakalayabilmek ve ibâdet haricinde de sanki namazdaymış gibi mânevî bir hâlet-i rûhiye içinde olabilmek için diri bir kalble fuzûlî söz ve davranışlardan âzamî derecede uzak durmak gerekmektedir.