Tüm varlıklar varlığının devamı için ya da işe yaraması için başka bir varlığa ihtiyaç duyar. Her şey böyledir. Aynı zamanda hepsinin sonunu getirecek başka bir varlık da vardır. Allah (cc) hariç.
"Soyun atası ağaca bağlanır, sonuncusunu da karıncalar yer."
Kitabın son sayfalarında yer alan bu cümle kitabı genel olarak özetleyen bir cümle aslında.
Çılgınlıklarından ağaca bağlanan José Arcadio Buendia ile başlayan ve doğuduğu gün karıncaların parça parça ettiği domuz kuyruklu Aureliano ile biten bir soy ağacının hikayesidir Yüzyıllık Yalnızlık. Bu kitapta uzun uzun ömürler, ölüp ölüp dirilenler, domuz kuyruklu bebekler, geleceği önceden sezenler, uçarak cennete gidenler ve daha birçok olağanüstü durumlar yer alıyor. Ama bu olağanüstülükler Marquez'in kendi kitabını tanıtırken söylediği gibi keyifle ve bu durumlara hiç şaşırılmadan okunuyor. Kitap birkaç nesli anlattığı için biraz karışık olabilir bu yüzden büyük bir dikkatle ve kafa karışıklığı hissedildiği anda kitabın başında yer alan soy ağacından yardım alınarak okunmalı. Kitabın sonu kitaba yaraşır şekilde bitmiş bu yüzden sonunu ekstra beğendiğimi söylemeliyim.
(Eleştireceğim ve beni rahatsız eden yanı, kitabın çarpık ilişkilere çok fazla yer vermesi.)
Gazap Üzümleri...
Oklahoma'dan Kaliforniya'ya uzanan hayata tutunmak için yapılan bir göç. Joad ailesinin göçü... Korku var, açlık var, ölüm var. Bir de sürekli tazelenen umutlar.
Varılacak yerde koca bahçeleri portakal ağaçları ve harika bir manzarayı umarak çıkılan göçte yavaş yavaş ölümlerle ve kaçışlarla ailenin parçalanmasına tanık oluyoruz. Aynı zamanda umduğunu bulamayan bu ailenin daha farklı bir çok trajedisine...
1930'lardaki ekonomik krizi anlatan bu kitap Joad ailesinin ortakçıları oldukları topraklardan atılmasıyla başlayan, kıtlığı, yokluğu ve çaresizliği iliklerimize kadar hissettiren bir hikayeyi konu alıyor.
" Dikkatlice incelenirse, bir kişinin yalan söylediğini söylemek, aslında onun Tanrıya karşı küstah, insanlara karşı korkak olduğunu söylemekle aynıdır. Zira yalan, Tanrıyı aşağılama, insan karşısında eğilip bükülmedir."
Bacon, Hakikat Üzerine adlı deneme yazısında Montaigne'nin bir alıntısını paylaşmış. Ben de daha önce yalana bu açıdan bakmamıştım. Ama bu alıntıyı okuduktan sonra işin gerçektende Montaigne'in dediği gibi olduğunun farkına vardım. İnsan yalan söylediğinde amacı başkalarını kandırmak olur. Nasıl olsa kendini ve Rabbini kandıramaz, bunu bilincinde olarak söyler yalanı. Ve bu gerçektende açıkça "insanlar benim hakkımda kötü düşünmesin de Allah'ın benim yalan söylememi bilmesi pek mühim değil" demek olur.
İnsanları ne kadar da umursuyoruz, yaratıcımızdan bile fazla umursuyoruz!
Mü'min kızlar için günlük rutin önerileri veren, anlaşılır ve okurken zevk alabileceğimiz bir kitap. Günlük plan yapmak için tavsiyeler ve örnek planlar içermektedir.