Ebû Zer radiyallahu anh diyor ki: “Yâ Rasûlallâh! Bana öğütte bulun.” dedim.
“Sana takvayı tavsiye ederim, zira takvâ her işin başıdır.” buyurdu. Ben tekrar: “Yâ Rasûlallâh! Bana biraz daha öğütte bulun.” dedim. Efendimiz: “Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nur, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurdu.
(İbn-i Hibbân, Sahîh, II, 78)
Kalbi ifsâd eden nefs ve şeytanın hile ve desîselerinden kalbin muhâfaza edilebilmesi ancak ibâdet, zikrullâh, rûhânî sohbetler ve güzel ahlâk ile mümkündür. Bunların neticesinde kulda takvâ hâli tecellî eder ki, Allâh indinde gerçek üstünlük ölçüsü de budur.
Namazlarından gafil olanlar, kılıp kılmadıklarını, vaktin girip çıkmasını ve kaç rekât kıldıklarını önemsemezler. Kılsalarda rablerini akıllarına getirmezler ve ta'dil-i erkâna riayet etmedikleri için tavuk tane toplar gibi süratle kılarlar. Kimileri de namazın faraziyetine inanmadıklarından hiç kılmazlar.