Modernliğin dinle olan temel meselesi onu kökten inkar etmesi değil, etkisiz ve yetkisiz bir vicdani öğretiye indirgemek istemesidir. Buna göre dini inanç, ahlak ve vicdan duygusunu güçlendirdiği için faydalıdır ve bunun dışında bir anlam ve değeri de yoktur. Yani işlevi artık metafizik değil, sosyolojik ve psikolojiktir. Modernitenin tasarruf ve tahakküm projesine dokunmadığı müddetçe din de çağdaş yaşamın bir parçası olabilir. Fakat bu alanın dışına adım attığında derhal aforoz edilir.
Temellük edemediği( kendine mal edemediği) ve metalaştıramadığı her şeyi bir tehdit olarak gören kapitalist hiper modernite, bu değerlerin içini boşaltır. Her şeyi tesviye ederek hazcılığı, mutluluğun ve anlamını yegane zemini olarak takdim eder. Buna yükselen her itiraz gericilik, yobazlık, akıl ve bilim karşıtlığı, köktencilik, vs olarak yaftalanır.