Şu saatte, yatağın içine dönüyor, pantolonunun paçaları aşınmış bir talebenin pabuçlarını fırçalıyorum. Fırçalara hiç dikkatle baktınız mı? Kahverengiler için, siyahlar için, fırçalar ayrıdır. Her ikisi de mağrur ve edepsizdir. Sizler hep ayakkabılarınızı benim burnuma uzatıyorsunuz. Sonra “ bizzat” ben, kendi ayakkabılarımı, kendi burnuma uzatıyorum. Ben elbette önemli bir kimseyim. Fakat ben asıl, ayakkabılarım hiç olmadığı zaman önem kazanırım. Bütün yeteneksiz sanatçılar ve politikacılar başıma üşüşürler. Halbuki ben, onlarsız da, politika ve sanatım.