Nazım Hikmet'ten okuduğum ikinci roman olan Yeşil Elmalar aslında 1.5 roman şeklinde basılmış elimdeki kitapta. İlk başta kitaba adını veren Yeşil Elmalar var. Daha sonra Yaşamak Hakkı adlı yarım roman bulunmaktadır. Yarım kalmasının sebebi Nazım Hikmet'in tutuklanmasıdır. Keşke yarım kalmasaydı çünkü onu daha çok beğenmiştim. Yeşil Elmalar, Göksel ve Halit Cemil adlı adamların birbirlerine ikiz gibi benzerliğinden yola çıkıyor. Halit Cemil birkaç haftalığına Göksel'in yerine geçiyor ve bu sırada karısı Ayşe'ye aşık oluyor, Göksel'in karanlık sırlarını keşfediyor ve benim için en şaşırtıcı olanı Ayşe'nin babasını bulmak için Yeni Gine'ye gidiyorlar. Kurgu öyle yazılmış ki İstanbul'da başlayan olaylar sizi Yeni Gine'ye altın arayıcılarına ve yerlilere, kafatasçılara götürüyor. Kitabın bu şekilde ilerleyeceğini asla tahmin edemezdim. O noktoda okudukça bir şaşkınlığım oldu. Sanırım zaten tefrika bir romanmış. Tefirka olması da bütün eleştirilerimin bir cevabı oluyor. Çok sıkı bir okuma yapmayarak 3 ya da 4 günde bitirebilirsiniz. Benim bir kitabı değerlendirirken en büyük kıstasım bana bir şey katıp katmadığıdır. Bu romanda öyle bir durum olmadı. Sadece merak eden varsa herkesin evde kaldığı bu günlerde vakit geçirmek için okusun derim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Beni kovuyor musun? Hani beni kurtaracaktın? Hani bana yardım edecektin? Yardımın bu mu? Sana, ölüyorum, beni bırakma diyorum. Sen kendi elinle beni cehennem ateşine atıyorsun."