Ne The New York Times bu kitap için 21. yüzyılın en önemli kitaplarından biri diye yazarken utanmış ne de kitabın kapağında bu yazıya yer verirken kapak tasarımcısı utanmış ama ben okurken yer yer yazar adına yer yer de kitabı övenler adına utandım.
Daha kitabın ilk 20 30 sayfasında okumaya devam etmemeniz gerektiğini anlıyorsunuz. Biraz daha devam ederseniz ilginç ve özgün bir konunun içine giriyor ve "acaba" diye kendinize soruyorsunuz, "acaba iyi bir kitap okuyor olabilir miyim?". Ve hepsi bu kadar. Kitabın geri kalanı boyunca sadece bölümlerin ilk ve son paragraflarını okusanız bile hikayeden kopmayacağınız sığ, konusu hiçbir yere ilerlemeyen, karakter gelişimi olmayan, hiçbir yan karakteri önemsemeyeceğiniz ve daha da kötüsü ana karakteri de asla umursamayacağınız bir kelime salatası okuyorsunuz.
Kitap boyunca asla size edebi açıdan zevk verecek betimlemeler, diyaloglar ve monologlar yok ama istemediğiniz kadar sosyal medya yazışması var. Hikaye sağlam bir zemin üzerine oturmuyor. Bazen ana karakterimiz sayfalarca bir konuda duygularını hararetli bir şekilde anlatıyor ve sonunda tek bir cümleyle size anlattığı bütün duygularının yalan olduğunu söylüyor. Kitaptaki neredeyse hiçbir yan hikayenin ana hikaye örgüsüne bir katkısı yok çünkü kitapta karakter gelişmi yok. Kitabın sonuysa kitabın bir ihtimal sizde oluşturmuş olabileceği bir iki merak kırıntısını da süpürerek bu muydu yâni diyeceğiniz bir sona bağlanıyor.
Bütün bu eleştirilerimle birlikte kitabın arkasında yazan kitapla ilgili sahte vaatleri de söylemek istiyorum. Kitabın arkasında "R.F. Kuang'ın sansasyon yaratan romanı pandemi sonrası dünyanın hâlini çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Sarı Yüz, ilk sayfadan son sayfaya temposunu hiç düşürmeden, çeşitlilik, ırkçılık ve kültürel