Niteliksiz Adam 1: Nihayetinde eşya ancak kendi sınırlarıyla, dolayısıyla da çevresine karşı belli ölçüde düşmanca bir eylemle kaimdir; papa olmasa Luther, putperestler olmasa papa olmazdı, onun için de insanın hemcinslerine en derinden bağlılığının onları reddetmek olduğu inkâr edilemez.
(İnsan reddetmeden tek başına var olamaz. Kabul ederek ancak bir bütünün parçası olabilir.)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Niteliksiz Adam 1
Alıntı bir: Modern insan hastanede doğar, hastanede ölür: yani Ulrich de bir hastanedeymişçesine yaşamalıydı!
Alıntı iki: İnsanın imkânlarının da plan ve hislerinin de öncelikle peşin hükümler, gelenekler, zorluklar ve her türden kısıtlamalarla deli gömleği giymişçesine sınırlandırılması lazımdır, meydana getirebileceği şey belki ancak o zaman başarılı olur, bir değer kazanır, istikrarlı olur...
Aynı bölümdeki bu iki alıntıdan ilkini okurken Niteliksiz Adam'ın yaşayacağı yeri tasarlarken neden hastane örneğini verdiğini anlamamıştım. Bence ikinci alıntı nedenini oldukça iyi açıklıyor. Konforlu ve düzenli ama kuralları başkaları tarafından koyulan şartlar altında doğan ve ölen modern insanın yaşarken ve düşünürken de kuralları başkaları tarafından koyulmuş konforlu ve düzenli bir hayat sürmesi onu modern dünyada başarıya götürür. Tabii ki Robert Musil gerçekten böyle mi düşünüyor yoksa kitabın genel havasına uygun olarak alaycı bir şekilde modern dünyanın başarı anlayışını mı eleştiriyor bilemem.
Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insan oğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; çanlar senin için çalıyor.
John Donne
John DonneErnest HemingwayÇanlar Kimin İçin Çalıyor
Bugün İzmir Fuarında Sertab Erener konserine gittim. Konserden önce kitap stantlarını dolaşıyordum ve Küçük Prens posterini görür görmez kitaplığıma yapıştırmalıyım diye düşündüm. Aynı stanttan bir iki kitap daha alırken kitapçı abiyle biraz sohbet ettik ve Küçük Prens sevgimi öğrenince (kendisinin de en sevdiği kitaplardanmış) bana posteri hediye etti.
Anne Frank: You can always give something, even if it is only kindness.(Tales From the Secret Annex)