Bir Rus olan Tolstoy’un Hacı Murat’ı yazarken gösterdiği tarafsızlık beni çok etkiledi. Yazar, ne Rusları yüceltir ne de Çeçenleri tamamen kötü gösterir; iki tarafın da savaş içinde insanı nasıl bir araca dönüştürdüğünü açıkça gösterir. Bu yaklaşım, romanın merkezindeki Hacı Murat’ın trajedisini daha da görünür kılıyor.
Hacı Murat, ait olduğu toplum için yıllarca Ruslarla savaşmış. Ancak hayatın değişkenliği, savaşta bile kesin dostluklar bırakmaz; bugün düşman olan, yarın zorunlu bir sığınak hâline gelebiliyor. İçinde bulunduğu koşullar onu bir zamanlar düşmanı olan Ruslara sığınmaya zorluyor. Ne var ki bu sığınış, ona güven ya da aidiyet kazandırmaz. Hacı Murat, Rusların yanında da yabancıdır; güvenilen biri değil, gerektiğinde kullanılan bir figürdür. Tolstoy bu sıkışmışlık üzerinden savaşın yalnızca cephede değil, insanın kimliğinde ve ruhunda da yıkım yarattığını gösteriyor