İmam Gazali İhyâ'nın Huşû' bâbında şöyle demektedir.
"Namazında huşû'u bulamayan ve huzûra eremeyen kimse, kendisinin yanıbaşında, önünde veya ardında sâlih bir kimsenin bulunduğunu farzetsin.
Bu, şeyhi, üstâdı veya kendisinden utandığı ve saygı duyduğu bir kişi olsun. Sanki o zât, kendisine bakıyor, davranışlarını ve namazını ta'kib ediyor gibi rükû'unu, secdesini, huşû'ünu ve huzûrunu tamamlasın.
(Geniş bilgi için #k:208162'a bkz.)
Huşû ve huzûru elde etmek için namazda, evliyâullahdan birinin şekil ve sûretini canlandırmak, onun huzûrundaymış veya onun kıldığı gibi namaz kılmaya çalışmak, şer'an güzel, meşrû' ve arzû edilen bir davranıştır.
Ömer Ömer Ziyaeddin Dağıstani Hz.( kuddise sirruhu)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşamıyoruz.
Resimlerimiz fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz.
Mendilimiz, gömleğimiz kadar yaşamıyoruz.
Bir sigara kağıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapıları kapa ve git!
Üçyüz sene sonra gel, yerinde bulursun.
Belki sararmış, belki buruşmuş, fakat yine o.
Bir sigara kağıdı kadar yaşamıyoruz. Kefenimizden evvel çürüyoruz.
Duyuyorum! Kulak ver sen de duyarsın.
Toprak altında milyarlarca kurdun, çıtır çıtır dut yapraklarını yiyen milyarlarca ipek böceği gibi, milyarlarca ölüyü yediğini duyuyorum.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek Ruhun şad olsun
Bir Ellah dostununda (k.s.) ifade buyurduğu gibi;
Cehennemde ateş yok,
Herkes kendi ateşini buradan, dünyadan götürüyor.
Behlül - i Dânâ Hz. ( K.s)
Yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla‼️
Karşılaştığınız her ihanet dalgasında, o ihanetlerin altında imzası olan müslüman ve Türk isimleri sizi şaşırtıyormu?
Şaşırtmasın...
Osmanlıyı kim yıktıysa, T.C.'yide onlar kurmuşlardır.
Milli mücadeleyi dedelerimizin elinden çalan bu şerefsizler.
Kripto yahudi ve Ermenilere (Pakradunilere) Osmanlıdan bakiye kalan topraklarda bir devlet ve düzen kurmuşlardır.
1920'den 1946 yılına kadar kurulan bir komisyonla Osmanlıya ait bütün arşivler en ücra köylere kadar gidilerek toplanmış ve ya yakılmış yada satılmıştır.Bu iş içinde bir Ermeni şirket görevlendirilmiş ve komisyonun başında da 33. dereceden bir mason bulunmuştur.
İşte bu şerefsizlerin dedeleri ve neneleri bu süreçte 1934 yılında çıkarılan SOYADI KANUNU ile Müslüman(!) ve Türk(!) oluvermişlerdir.
Nasıl diyordu komünist şairimiz Nazım Hikmet Ran :
Disimiz yeşil ama, içimiz hep kızıl, kızıl.