“Ben 48 yaşındaki Türkan;bütün yaşamımı durarak geçirmiştim.Bütün yaşamımı birilerinin yanında durarak geçirmiştim.Birilerinin bana açtıkları boşluklara sığmış,taşmamış,yükselmemiş bile ama kurumamış da,orada eski bir göl gibi durup beklemiştim
“Mutfak masası,odasının dışında buluştuğumuz tek
yerdi.Anakaramızdı.Herkes sabahları kendi uzak adasından bir kayığa biner mutfağa doğru usulca kürek çekerdi”
“Ölenin ardından onun kişisel eşyalarının kaderini tayin edecek yegane kişi olmak,onun yaşamındaki noksanlığıyla baş etmek maratonunda koşması en zor kilometreymiş”