Yojonah

Yojonah
@Yojonah
14 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·375 syf.··
2023 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2023 16:53
Korku romanları çok risklidir. Güzel ve ilgi çekici bir konu, bunu takip eden meraklandırıcı bir gizem unsuru içermelidir. Stephen King usta bir yazar. Kendini korku hikayeleri konusunda kanıtlamış. Hayvan Mezarlığı yazarın okuduğum ilk romanıydı. Bunları bilerek kitaba başladım ve kitap beklentimin biraz altında kaldı diyebilirim. Hikayenin geçtiği setting çok klasik. Beyaz bir Amerikan ailesi yeni bir kasabada yeni bir eve taşınır. Korku temasının çok da geniş bir skalası yok ve klişelere muhtaç diyelim, tamam. Bu klişeyi nasıl süslediğiniz ve okuyucuya nasıl işlediğiniz önemli. Çok klişe bir konuyu harika bir hikaye anlatıcılığı ile birleştirirseniz ortaya müthiş bir eser çıkabilir. Ben ise romanın bunu başarılı yapabildiğini düşünemiyorum. Yer yer sıkılıp okumayı bıraktığım oldu. Sürükleyemedi yani. Yine de akıcı ve okunabilir buldum. Bilgilendirici kısımları da var. Hikayenin geçtiği "Maine" bölgesindeki eski Amerikan Yerlilerinin gelenekleri hakkında bir şeyler öğrendim mesela. Onların kültürlerini araştırmaya teşvik etti kitap beni. Ayrıca kitabı bitirdikten birkaç gün sonra da filmini izledim. Filmi hiç beğenmedim. Çoğu yer değiştirilmişti özellikle sonu. Başka bir King romanı okur muyum? Elbette. Bu kitabı bir daha okur muyum? Muhtemelen hayır. *Spoiler* Sürükleyememesinin en temel sebeplerinden biri olacakları tahmin edebilmemiz. Korku, gizem, gerilim türünde ben neler yaşanacak tahmin etmek istemem mesela. Ailenin kedisi Church'ün öleceğini zaten kedinin varlığından haberdar olduğumuz an anlıyoruz. Çocuklardan birinin öleceğini ve mezara gömülüp canlanacağını da aynı şekilde öngörmek çok basit.
1000Kitap
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 201914,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·480 syf.··
2023 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2023 15:54
"Çok önceden yazılmış bir mektup nasıl şu an aklımdan tuttuğum sayıyı bilebilir?" Kitap boyu yedi bitirdi beni bu soru. Bu soruyu katilin kim olduğu sorusundan daha çok düşündüm ben şahsen. Cevaba kavuşunca rahatladım. Zekiceymiş dedim. İyi düşünülmüş. Güzel tasarlanmış bir hikayeydi. Güzel bir polisiye roman. Sadece bu soru üzerine kurulmadı kitap. Katilin başka hileleri, şaşırtmacalarına da kafa yoruyoruz. Polisiye romanlarının çoğunda olan ana karakterin orta yaşlarda aşırı maço, ağırbaşlı, beyaz erkek olması klişesi var burada da. Karakter Sherlock gibi aşırı analitik düşünüyor her şeyi. Karısının her hareketini bir ima olarak algılıyor ve kafasında kuruyor. Bazı kısımlarda okuyucuyu rahatsız edebiliyor. "O kadar da değil kardeşim sakin ol ya!" diyordum içimden bazen. Ana karakter olan David'in eşi Madeline'in aralara serpiştirilmiş kısımlarıyla bol bol karşımıza çıkması bizi karmaşık olaylardan çekip alıyor ve dinlendiriyor ara sıra. Madeline olayın çözülmesinde David'e oldukça yardımcı oluyor. David'e kendi düşündüklerini söyleyip aydınlanmasına vesile oluyor. "Her başaralı dedektifin arkasında tatlı bir karısı vardır" önermesi de tamam bu şekilde. Genel olarak ben bu aşırı ağırbaşlı, kimseyi tınlamayan erkek polis ana karakter profilini sevmem polisiyede. David'i de okurken bu yüzden bazen çok sıkıldım. Adamı bazen çok antipatik buldum. Ahmet Ümit'in polisiye romanlarındaki Nevzat karakteri de buna benzer ama o gavur olmadığından mı bilmem ona yine içimiz ısınıyor. Hafif espritüel, sempatik bir abi o. David'in ise mizah anlayışı sıfır denecek kadar az hatta direkt sıfır. Ana karakterle bir bağ kuramayınca da kitabı çok keyif alarak okuyamıyorum ben. Hikaye ve kitap mükemmel mi? Değil. Fakat güzel ve okunabilir. Beklentimi karşıladı.
1000Kitap
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,623 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2023 10. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2023 02:44
Jack London'ın, aydınlanma yolunda ilerleyen bir kişinin varlığının evrimini incelemeye yönelik dikkate değer bir girişimi bu kitap. Martin Edin, tanıştığı bir kadının iç ve dış güzelliği tarafından kör edilmiş ve büyülenmiş bir kabadayı, cahil ve pejmürde sayılabilecek bir denizcidir, ancak bu sadece başlangıçtır. "Sevdiği kadın için kendini değiştiren adam" temasından ya da bir aşk hikayesinden daha büyük daha ilerde daha fazlası bu hikaye. Toplumu inceliyor. Toplumdaki o ayrışımı inceliyor. Farklı sınıfların birbirlerine nasıl baktıklarını, nasıl yaşadıklarını inceliyor. Sevgi kavramının, aile kavramanın ve daha nice bir sürü kavramın sınıflar arasında farklı karşılıkları ve tanımları olduğunu bize öğretiyor. Kendini soylu bir ailenin masasında otururken bulunca, bir anlığına bile onlardan biriymiş gibi hissedince Martin'in ya da Martin gibilerin yaşadığı mutluluğu bize gösteriyor. Kısacası bize toplum ve insanlarla ilgili çok şey öğreten bir kitap Martin Eden. *spoiler* Kitapta beni etkilen çok fazla kısım vardı. O kısımlardan bazılarını paylaşmak istiyorum. "Kendi dünyasındaki ana babalarla çocuklar sevgilerini böyle göstermezdi. Bu hareket yukarıdakilerin dünyasında ulaşılan ve varoluşun ne kadar yüce olduğunu ortaya koyuyordu." Ruth annesini görünce ona sarılıp öptüğünde Martin düşündükleri bu satırda böyle anlatılmış. Her şeyiyle üst sınıfın hayatına özenen ve gözünde onu idealize eden alt sınıf adamının düşündükleri. Hayatları, yaşayışları, o kadar farklı ki sanki okuduğu o harika kitaplarda hissediyor kendini. Bu dünyalar gerçek miymiş diye düşünüyor. Üst sınıfa özenmenin altında yatan asıl şey bu belki de? Daha fazla değer ve sevgi görmek istemek. İnsan olduğumuz için. Fakat Martin de artık o sınıfa geçince bunu yapamıyor. Eski hayatını özlüyor. Uyum
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2023 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2023 13:06
Arkadaşları ve bolca zamandan başka hiçbir şeyi yok onun. Ne parası ne güzel kıyafetleri ne oyuncakları ne evi ne de bir ailesi. Her gün onu merak edip yaşadığı eski antik tiyatro harabesine uğrayıp ona yemekler getiren ve onla konuşmaktan, oyunlar oynamaktan zevk alan insanlar onun ailesi olmuş. O insanların da hiçbir şeyleri yok. En azından birbirlerinden başka. Modern ve ciddi dünyadan uzak, sevgi, bağlılık kavramını henüz yitirmemiş, hayalleri çoook büyük insanlar onlar. Momoyu, Çöpcü Beppo’yu, Gigi’yi ve diğer karakterleri o kadar seviyoruz ki bu hikayeyi okurken keşke bizim hayatlarımızda da olsalar diyoruz. Yaşadığımız dünyada sevdiklerimize ve kendimize ne kadar az zaman ayırdığımızı, dünyadaki bu acımasız ama hepimizin uyması gereken sistemin gerçekliğini bir masal edasıyla anlattı bu kitap bize. Belki kitap mutlu sonla bitti ama dünyamız bu mutlu sondan çok uzak. Herkesin okuması gereken bir kitap. Çok az kitabı tekrar okurum ve bu kitap tekrar okuyacaklarım arasında olacak.
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma
Puan vermedi·462 syf.··
2023 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2023 21:07
Uzun süredir okumayı istediğim fakat bir türlü fırsat bulamadığım, İngiliz Edebiyatı dersinde kendisinden ve popülaritesinden olukça bahsedilen, arkadaşlarımın önerdiği İki Şehrin Hikayesi'ni sonunda bitirdim. İlk iki yüz sayfasında hikayeye girmekte oldukça zorlandım ve yer yer ne okuduğumu anlayamadım fakat sayfalar ilerledikçe hikaye beni daha çok içine çekti ve kısa bir sürede kitabı bitirdim Tarihi, devrimi, dönemi, yaşananları açıklayıcı ve güzel bir kurgunun içinde bize sunan Charles Dickens'a hayran kaldığımı söyleyebilirim. Dönem kitaplarını, filmlerini çok severim özellikle ilgi duyduklarımı ve beni meraklandıranları. İki şehrin hikayesi bize Fransız Devrimi öncesinde, esnasına ve sonrasında hikaye içinde bize tanıtılan karakterlerin başlar ına neler geldiğini, hayatlarının nasıl değiştiğini anlatıyor. Farklı tabakalara mensup olan insanların devrim olurken yaptıkları ve devrimi gerekçelendirme sebepleri, masum insanların hayatlarının birkaç saatte nasıl hiçe sayılıp giyotine mahkum edilmeleri, dönemin kadınlarına, yoksullarına olan bakış açısı, zengin ve yoksul halk arasındaki yaşam farkı ve onlara nasıl davranıldığı gibi saymakla bitmeyen oldukça hassas ve bilgilendirici noktalara değiniyor hikaye. Devrimi gerçekleştiren ve yıllarca kendilerine kötü muamele yapıldığını söyleyen kısmın devrim esnasında önüne gelen her şeyi süpüren bir dalgaya benzetildiği, soyluların kalelerine saldırırken onların yaşadığı intikam arzusunu okumak da çok etkileyiciydi. Hikayemiz Londra ve Paris'te geçiyor. Çeşitli karakterlerin yaşamlarını okuduğumuz hikayede farklı tabakalardan ve meslek gruplarından insanlar var. Hepsinin hayatları bir yerde kesişiyor ve devrimi ve dönemi güzel bir kurgunun içinde bize tanık ettiriyor. Fedakarlık, aşk, acı, mahkumiyet, korku ve komplolar.
1000Kitap
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Sanat Yayınları · 201376,5bin okunma