Kendisi aşk için yaratılmamıştı. Yaşamı boyunca, tek bir arayışla, bir mutluluğun ardından koşmuştu, oysa herkes gibi o da bunun olmazlığına yürekten inanıyordu. Mutlu olmak isteğine oynamıştı o da. Hiçbir zaman bilinçli ve kesin bir kararlılıkla istememişti bunu. O güne dek hiçbir zaman... Ama o andan başlayarak, bütünüyle bilinçli bir biçimde hesap edilmiş bir davranışla, yaşamı değişmiş ve mutluluk ona mümkün görünmüştü.