“ Hani çocukken su oluktan akarken avucumuzu tutarız da suyun şiddetinden avucumuzda bir şey kalmaz ya. Avucumuz küçük olduğu için çarpan su sıçrar gider ya. Hani bir türlü su içemeyiz. Sonra annemiz gelir ellerine suyu doldurur ve bize kana kana içirir. İşte zaman su gibi akarken ellerim bir işe yaramıyor.. Akıp giden zamandan bir yudum içebilmem için ellerine ihtiyacım var. EIlerinize yani. ”
Tüm Dergi Sevenler Ekran Başına!
Öncelikle buram buram emek kokan bir sayı var masamızda, orası kesin. Yalnız şöyle sahaya tarafsız bir gözle baktığımda, skoru etkileyen birkaç taktiksel hata gözümden kaçmadı ki eminim şahane kadronun da dikkatinden kaçmamıştır. Aslında bunları yazmama gerek bile yok ama önümüzdeki sayıları da merakla ve heyecanla bekleyen biri olarak naçizane yorumlamak istedim.
Dergide öyle metinler var ki bayılarak okudum. Özellikle şiirler hayran olunası boyutta, hatta ‘Keşke şiire daha fazla yer verilseydi’ dediğim bile oldu. Boş bulunup bir sonraki sayfayı ‘belki bitmemiştir’ diye kontrol edecek kadar çok beğendim diyebilirim.
Tabii bu birkaç metni okurken de ‘Bitir artık hoca, bitir! Maç uzatmalara gitti!’ dediğim gerçeğini de değiştirmiyor. Ve benim gibi diğer okuyucuları da rahatsız ettiğine inandığım bir başka konu da dil bilgisi hataları oldu. Satır sonunda başını alıp giden kelimeleri editörün büyütecine bırakıyorum. Ama oturup o kadar emeği gözardı edip 8648 cümle kurmayacağım bununla ilgili. Zaten diğer sayılarda dikkat edileceğine de eminim.
Kapanış konuşmasını yapmadan önce Vefa Sayısı’na bir selam ederim. ‘Sen ne mükemmeldin be..’ deyip anmadan geçmek kesinlikle haksızlık olurdu!
Bir sonraki sayıda ve bolca şiirle görüşmek üzere, teşekkür ederim canım Nedamet Dergisi :)
“ Bilsen
Sana yazmamak için
Kaçıncı şiirimi yazdığımı ”
Yakuphan Ustaoğlu