Rusya’ nın küçük bir kasabasında bulunan akıl hastanesinde yatan hasta Ivan Dmitriç ve orada doktor olan Andrev Yefimıç arasında geçen felsefi çatışmayı konu alıyor. Dönemin koşulları ve kasaba halkının yaşayış, olaylara ve akıl hastalarına bakış açılarına ince ince dokunuşlar mevcut. Ivan Dmitriç’in hayatı ve insanları sorgulaması, Dr. Andrey Yefimıç’in ise akıl hastası olan Ivan’ ı anlama çabası.. incecik, bir çırpıda okunacak ve düşündürdükleriyle başarılı bir eser.
Kitap sever arkadaşlarıma tavsiyemdir.
1975’ li yıllara ait zengin bir ailenin okumuş oğlu Kemal ve uzak akrabası Füsun arasındaki aşkı okuyoruz. Kemal ve Füsun’un büyük aşkına, zorlu mücadelelerine ve ayrılıklarına ortak oluyoruz. Dönemin sosyo-kültürel çatışmaları ve yenilikleri Kemal’in ağzından çoğu yerlerde üstü kapalı olarak okura anlatılmak isteniyor. Kemal ve Füsun arasındaki aşk, bağlılık ve ayrılık yıllarca sürüyor. Kemal, Füsun’ a olan aşk, takıntılı bir duygu veya ne isim vermek istersek o duygu ile yıllarca Füsun’ dan bağını koparamıyor. Ona ait, onun dokunduğu veya onu anlatan bir çok şeyi toplayıp, aşklarının ilk yaşandığı yer olan Merhamet Apartmanın’ da saklıyor. Yıllar sonra Füsun ve bu çekişmeli aşkı anlatan bir müze kuruyor ve okumakla bu aşkın alatılamayacağını, hissettiği bu aşkı yaşadığı bu mutluluğu her okurun da onun kadar hissetmesini amaçlıyor. Kemal, Orhan Pamuk mu ? Kemal, kurgu mu ? Yoksa, Kemal çok tanıdığımız biri mi ? Bu kitaptan ve müzenin açılışından sonra Orhan Pamuk’ a bu soru çok sorulmuş. Ben, Kemal ve Füsun’un gerçek olduğuna inananlardanım. Çünkü, kitabı okurken buna inandım. Kitap başlarda çok iyi ilerliyordu, ortalarına geldiğimde sıkıcı olmaya başladı çünkü yer yer kendini tekrar ediyordu ama sonlarında aynı heyecanı yakaladım.
Nazan Öncel, Masumiyet Müzesi kitabından ilham alarak “ Canım Benim Nasılsın “ adlı şarkısını yazmış.
Sevgiyle..