Kaç hayat tanırsın bir kitapta?
Kaç yolculuğa çıkarsın?
Ve kaçından sağ çıkabilirsin bu yolculukların?
Yaralar vardır, kabuk bağlar. Kurcalamadığın zaman kanamaz. Ama bir gün bir bakmışsın, deşilmiş yaran. Hiç olmadığı gibi, hiç olmayacak bir zaman.
"Sana hangi derdimle ağlayayım bilmem ki," diyordu İskender PalaBülbülün Kırk Şarkısı'nda. Öyle bir kitap okudum ki şimdi, kimin hangi derdine ağlayayım, kime hak vereyim bilemedim. Gerçek hayatın bir yankısı gibiydi, kimin penceresinden baksam vardı bir haklılık payı, hangi eve konuk olsam düştüğü yeri yakıyordu ateş. Ortak olan tek bir şey vardı, en çok ailesinden yaralıydı insanlar, bir ömür geçmeyecek, bir kuşağa sirayet edecek bir yara varsa aile yarasıydı. Başka bir kitabında öyle güzel anlatıyordu ki yazar bu durumu: "Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir yara açılır, çorap giydiğinde o yara çoraba yapışır, çorabı çıkarttığında kabuk kopar ve tekrar kanar. İyileşmesi zaman alır. Ayakkabıyı çorapsız giyemezsin, çorapla giysen yine yapışır. Aile yaraları biraz böyledir. Yürümekten vazgeçemezsin ve attığın her adımda canını acıtmaya devam eder."
"Evde, yani 'aile içinde' de yalnızdım," Budala kitabında geçen bir Fyodor Dostoyevski cümlesi... Ama bu esere öyle yakışırdı ki...
İnsanlar yalnız.
Kalabalıklar içinde, aile içinde...
Yalnızca yalnız değil, birbirlerinin katili.
"Silahlar insanları öldürmez, insanlar insanları öldürür," der Ziya Selçuk, günden güne, eritip bitirerek, sindire sindire öldürürler.
Gönül Dağı diye bir dizi var, izleyenler bilir. Her kahraman kendi hikayesini kendi ağzından anlatır. Vay be dersin, ne hayatlar var! Kimse durduk yere kötü, taş kalpli, aksi olmaz. Vardır bir hikayesi. Teyzem var mesela. Küçükken hiç sevmezdim, çok katı bir kadındı. Büyüdükçe hak verdim, yedi çocuğu oluyor, hepsi art arda ölüyor, sekizinci
16 yaşındaki Holden isimli gencin ergenlik dönemi başarılı bir şekilde ele alınmış. Kendi iç dünyasında çatışmalar yaşayan Holden okuldan atılıyor ve atılmasının ardından yaşadığı bir kaç gün ele alınıyor. Kitapta argo kelimelere yer verilmiş. Akıcı bir kitap diyemeyeceğim. Bakış açınıza göre kitabı verimli veya gereksiz olarak görebilirsiniz.
Tıkandığım, yarım bırakmak istediğim anlar oldu ama sonunu getirmek adına sabırla okudum. Çünkü kitap ile ilgili beklentim üst düzeydeydi, hemen pes etmek istemedim.
Kitap bir dönem içerisinde barındığı argo ve açık saçık anlatımlardan dolayı ABD’nin bazı bölgelerinde uzun bir süre yasaklanmış. Ama şuanda ailelere önerilen bir kitap.
Bir çok okur tarafından ergenlik dönemini ayrıntıları ile anlattığı ve bir ergenin kendi iç dünyası, çevresi ve yetişkinlerle olan çatışmasına kılavuz niteliğinde bir eser olduğu tartışılmakta.
Eğer aklınızın bir köşesinde olan ve merak ettiğiniz bir eser ise okumalısınız eminim sizlere bir dokunuş olacaktır.
Sevgiler.
Değerli Okurlar,
Şubat ayı etkinlik kitabımız belli oldu!
Yaklaşık üç yüz okurun katıldığı etkinlikte, sayıma yardımcı olan okurumuz Fatma Kara'dan aldığım istatistiklere göre en çok oyu alarak bu ay okuyacağımız kitap Dorian Gray'in Portresi oldu!
Eseri 17 oyla Kehribar Geçidi (Ciltli) takip ederken üçüncü sırada da yine aynı yazarın Nar Ağacı kitabı yer aldı.
Kitabımızı "şubat ayının son pazar gününe kadar" okuyacak ve o gün açacağım ileti altında yorumlayacak, tartışacağız. Kitaba ulaşamayan okurlar mail adreslerini paylaşırlarsa müsait olduğum bir zamanda PDF halini gönderebilirim.
Etkinliği paylaşan 103 okur arasında etkinlik kitabı çekilişini gerçekleştirdim. (Çekiliş videosu mevcuttur.) Kitabı kazanan okur: esma dereli olmuştur. Yedek talihli ise @nrykant'dur. Esas talihli bir hafta içerisinde tam adres bilgilerini bana göndermediği takdirde hakkını yedek talihliye devretmiş sayılacaktır. Kitap etkinlik sponsorumuz tarafından gönderilecektir.
Katılan herkese teşekkür ederim.
Öyleyse hadi hep birlikte Dorian Gray'in Portresi okumaya!
Etkinliği paylaşarak kitleler halinde okumamızı sağlayabilirsiniz!